T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/443 Esas
KARAR NO : 2024/181
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ....
Av. ... - ...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2023
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari iş gereği, davalı
aleyhine, taraflar arasındaki faturalara dayalı cari hesap ekstresine bağlı olarak .... sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe,
müvekkili şirkete böyle bir borcunun bulunmadığı iddiasıyla itiraz edildiğini, davalının itirazına
konu iddialarının hukuka aykırı olup itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, zira söz konusu malların davalı tarafından teslim alındığını, bu hususun taraflar arasında
çekişme konusu olmadığını, anılan faturaların davalı-borçlu tarafından teslim alındığını, faturalara ilişkin herhangi bir
itirazda bulunulmadığı gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığını, bunun üzerine davalı borçlu aleyhine ... sayılı
dosyası ile ilamsız takiplere ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin hukuki dayanaktan
yoksun ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmadan önce 6102 sayılı Türk Ticaret
Kanunu’nun 5/A maddesi gereği dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin başlatılması için
başvuru yapıldığını, .... numaralı arabuluculuk dosyasında tarafların anlaşamadığı ve
işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı borçlunun itirazında müvekkili şirkete ödeme emrinde belirtilen bir borcu
bulunmadığını iddia etmişse de, davalının bu itirazı kötüniyetli ve takibi sürüncemede
bırakmak amaçlı olup, itirazın iptali gerektiğini, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesinde de görüleceği üzere
takibe dayanak cari hesapta yer alan faturaların, davalı borçlu adına kesilerek teslim
edildiğini, tacir olmanın hükümlerini düzenleyen TTK’nın 21/2. maddesi bir
faturayı alan kimsenin, aldığı tarihten itibaren sekiz (8) gün içerisinde münderecatı hakkında
bir itirazda bulunmaması durumunda, faturanın münderecatının kabul edilmiş sayılacağını
hükme bağlandığını, bu sebeple teslim edilen faturalara ilişkin süresi içinde itirazda
bulunmayan davalının faturaların içeriğini kabul etmiş sayılacağını, bu nedenlerle davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin
devamına, itirazında haksız ve kötüniyetli olan davalı şirket aleyhine alacağın %20’sinden aşağı
olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı
tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, davacı
şirketin 03/09/2022 tarihinde saat 12.05'de bizzat resmi e-posta hesabından davalı müvekkili
firmanın e-posta hesabına yollamış olduğu cari ekstresinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, zira ekte sunulan bu cari ekstresinden de
anlaşılacağı üzere davacı tarafın davalı müvekkili firmadan iki adet makine satın aldığını, bu makinelere ilişkin davalı müvekkili tarafından davacı tarafa ekte ibraz edilen iki adet
fatura kesildiğini, davacı tarafın davalı müvekkiline atmış olduğu ekstrede de işbu iki adet
cihaza ilişkin cariden alacak olduğu miktardan bedelleri mahsup ederek güncel cari ekstresini davalı
müvekkiline gönderdiğini, sonradan bu cari ekstreyi kötüniyetli bir şekilde değiştirerek sanki davalı müvekkilinin borcu
varmış gibi açılan işbu takibin hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini, davacı
aleyhine kötüniyet ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin
karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller dosyaya kazandırılmış, davanın dayanağı olan .... sayılı takip dosyası celp edilmiş, dosya mahkememizce mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek taraflarca sunulan ticari defter ve kayıtlar ile tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 23/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...taraf yasal defterlerinin mevcut haliyle sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı taraf 15/02/2023 tarihli takipte 144.999,95-TL alacak talebinde bulunmuş olup, taraf defter
kayıtları ve faturaların incelenesi neticesinde, davacı şirket tarafından davalı şirket adına toplam
859.129,95-TL’lik fatura tanzim edildiği, fatura bedellerine karşılık davalı şirket tarafından
15/02/2023 tarihine kadar toplam 714.130,00-TL’lik ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin mahsubu
sonrasında davacı şirketin 15/02/2023 takip tarihinde davalı şirketten 144.999,95-TL alacaklı
olduğu, ayrıca davalı tarafından takip tarihinden sonra 30.000,00-TL ödeme yapıldığı tespit edilmiş
olup, yapılan ödeme sonrası davacı şirketin dava tarihinde davalı şirketten 114.999,95-TL
alacaklı olduğu..." yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Dava, cari hesap alacağının tahsili için girişilen icra takibine yönelik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, ancak dosyanın tetkikinden taraflar arasında ticari satıma dayalı, 2022 yılından beri süre gelen bir ticari ilişkinin olduğu, davacının da bu ticari ilişki çerçevesinde düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap bakiyesine dayalı olarak toplam 144.999,95-TL asıl alacak üzerinden .... sayılı dosyasında 15/02/2023 tarihinde davalı aleyhine ilamsız icra takibine giriştiği ve davalı şirketin itiraz ederek takibi durdurduğu ve yasal sürede eldeki itirazın iptali istemli davayı ikame ettiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından satıma dayalı olarak düzenlenen fatura alacakları nedeniyle ödenmeyen 144.999,95-TL alacağının bulunduğu iddia edilmiş, davalı tarafından ise cari hesap ekstresine göre bir borcun bulunmadığı savunulmuştur.
Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle davacı taraf; cari hesap bakiyesi nedeniyle alacağının bulunduğunu kanıtlama yükümü altındadır.
Somut olayda; dosyaya mübrez bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu üzere 15/02/2023 takip tarihi itibariyle davacı tarafından davalıya toplam 859.129,95-TL miktarlı fatura tanzim edildiği ve faturalara karşılık davalı tarafından davacıya toplam 714.130,00-TL ödeme yapıldığı hususları, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarından anlaşılmaktadır. Buna göre, HMK'nın 222/3. maddesi gereğince kesin delil niteliğini haiz ve tarafların birbiri ile uyumlu ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takibe konu cari hesap bakiyesi nedeniyle davalıdan 15/02/2023 takip tarihi itibariyle 144.999,95 TL alacağının bulunduğu ve davalı tarafından ödenmediği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle davalının, takip tarihinde davacının varlığı anlaşılan 144.999,95-TL alacığına dayalı itirazının haklı olmadığı sabittir. Yine yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalının, takipten sonra davadan önce 21/02/2023 tarihinde 30.000,00-TL miktarlı kısmi bir ödeme yaptığı görülmüştür. Bilindiği üzere; itirazın iptali davasının konusu icra takibinde istenen alacak olup, itirazın iptali davasında incelenecek husus, öncelikle takip tarihi itibarıyla takipte istenen alacağın mevcut olup olmadığıdır. Bununla birlikte henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Bu bağlamda kısmi ödemelerden sonra itirazın iptaline konu alacağın belirlenmesinde TBK'nın 100. maddesinin dikkate alınması, somut olarak, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle ödeme anına değin takip sonrası işlemiş faiz alacağına mahsup edilmesi, fazlasının ise asıl alacaktan mahsup edilerek dava tarihi itibariyle belirlenecek olan asıl alacak miktarı üzerinden hüküm tesisi ve yine icra inkar tazminatına da bu miktar üzerinden karar verilmesi gerekmektedir (Emsal: .... .'nin 31/05/2022 tarih ve .... sayılı ilamı). Bu hesaplamanın ise yeniden bilirkişi incelemesini gerektirmediği görülmekle usul ekonomisi gereğince mahkememizce resen hesaplama yapılması gerekmiş ve böylece; davacının takip tarihi itibariyle 144.999,95-TL alacağı için takip tarihi olan 15/02/2023 tarihinden 21/02/2023 kısmi ödeme tarihine kadar işlemiş %10,75 oranında avans faizi olan 256,23-TL'nin eklenmesi sonucunda ödeme tarihindeki ferileriyle birlikte toplam alacağının 145.256,18-TL olduğu, bu miktardan 30.000,00-TL tutarındaki kısmi ödemenin düşümü sonrasında 115.256,18-TL alacağın kaldığı anlaşılmakla, son tahlilde, davalının ... sayılı takibe itirazının 115.256,18-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına, fazlaya dair istemin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından, davacıya makine satıldığı, buna dair faturalar da dikkate alındığında cari hesap alacağının kalmayacağı savunulmuş ise de; 115.000,00-TL miktarlı olarak tanzim edilen faturanın takipten sonra düzenlendiği, sonradan düzenlenen faturanın, yukarıda açıklandığı üzere, davacının takip tarihinde varlığı sabit 144.999,95-TL miktarlı alacağına itirazına haklılık kazandırmayacağı, öte yandan, teslime dair herhangi bir irsaliye vb. içermeyen söz konusu faturanın davacı tarafından kabul edilmeyip ticari defter ve kayıtlarına da işlenmiş olmadığı ve faturaya dayalı makine satımı olgusunun davalı tarafından usulüne uygun delillerle kanıtlanmış olmadığı görülmekle, eldeki itirazın iptali davası bakımından hükme esas alınmaması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İİK'nın 67/2. maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Mevcut hukuki durum karşısında davalının takibe itirazının haklı olmadığı ve takibe konu alacağın muayyen ve likit nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davacı lehine asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 23.051,24-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi, davacının reddolunan kısım yönünden takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından koşulları oluşmayan davalının kötüniyet tazminatı isteminin gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, son tahlilde davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile; davalının .... sayılı takibe itirazının 115.256,18-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına,
2-Fazlaya dair istemin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine,
3-Hükmolunan asıl alacağın %20’si olan 23.051,24-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
5-Alınması gereken 7.783,14 TL harçtan peşin alınan 1.751,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.121,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin 2.543,58 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 656,42 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 18.440,99 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 1.751,24 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.931,14 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
10-Davacı tarafından yapılan 118,00 TL tebligat gideri, 10,00 TL müzekkere gideri, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.628,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 2.088,91 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
12-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
12/03/2024
Katip ... Hakim ...
E-imzalı E-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!