WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

ya yapılan satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu ve bu hususun tek başına fesih sebebi olduğu gerekçesiyle ihalenin feshine karar verildiği anlaşılmaktadır. Şikayetçi iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları şikayet dilekçesinde göstermek zorundadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 25. maddesi hükmüne göre de; hakim, şikayet dilekçesinde bildirilen vakıalarla bağlı olup; ileri sürülmeyen maddi olayları kendiliğinden gözetemez....

Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır (HGK'nun 05.06.1991 tarih, 1991/12-258 E. - 1991/344 K. sayılı kararı). Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için usulsüz de olsa bir tebligatın varlığı ön koşuldur. Eş söyleyişle, henüz ortada usulüne uygun olmayan bir tebligat dahi bulunmazken, böyle bir tebligatın gönderileceği öğrenilmiş olsa bile, bu şekilde sonraki bir tarihte yapılacak tebligata muttali olunduğunun kabulüne olanak yoktur. Usulsüz tebligatın yapıldığı tarihten sonraki bir tarihte gerçekleşen ittıla ile ancak bu tebligat geçerli sayılabilecektir. Somut olayda, borçluya gönderilen ödeme emrinin 15.10.2015 tarihinde bila ikmal iade edildiği, sonrasında da borçluya, usulsüz de olsa, herhangi bir ödeme emri tebliğinin yapılmadığı görülmekle yapılan tebligat yok hükmünde olduğundan, borçlunun öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulü mümkün değildir....

ın mernis adresine İİK.89/1., 2. ve 3. haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiğini, alacaklının üçüncü kişinin zimmetinde sayılan borcun tahsili için araç ve tapu kayıtları üzerine kayden haciz konulmasını icra müdürlüğünden talep ettiğini, fakat bu taleplerinin icra müdürlüğü tarafından üçüncü kişiye çıkarılan haciz ihbarnameleri tebligatının Tebligat Kanununun 21. maddesine aykırı ve usulsüz olduğu nedeniyle reddedildiği, alacaklının icra müdürlüğünün bu red kararının kaldırılmasını şikayet yoluyla icra mahkemesinden talep ettiğini ve mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra müdürlüğünün 3. kişiye çıkarılan haciz ihbarnamelerinin tebligatlarının usulsüzlüğünü re'sen gözönüne alarak işlem yapma yetkisi bulunmamaktadır. Tebligat usulsüz dahi olsa Tebligat Kanunu'nun 32. maddesine göre muhatabın tebliği öğrendiği tarih sayılır....

Buna göre, tebliğin usulsüz yapılması halinde ise mahkemece, muhatabın tebliğe muttali olduğu tarihin tespit edilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemeninde kabulü olduğu üzere borçlu tarafa yapılan ödeme emri tebliği uslsüzdür. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin düzeltilmesine ve tespit edilen tebliğ tarihine göre sair şikayet nedenleri hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde; “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır....

Buna göre, tebliğin usulsüz yapılması halinde ise mahkemece, muhatabın tebliğe muttali olduğu tarihin tespit edilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemenin de kabulü olduğu üzere borçlu tarafa yapılan ödeme emri tebliği usulsüzdür. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin düzeltilmesine ve tespit edilen tebliğ tarihine göre sair şikayet nedenleri hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır....

Buna göre, tebliğin usulsüz yapılması halinde ise mahkemece, muhatabın tebliğe muttali olduğu tarihin tespit edilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemeninde kabulü olduğu üzere borçlu tarafa yapılan ödeme emri tebliği uslsüzdür. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin düzeltilmesine ve tespit edilen tebliğ tarihine göre sair şikayet nedenleri hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır....

Buna göre, tebliğin usulsüz yapılması halinde ise mahkemece, muhatabın tebliğe muttali olduğu tarihin tespit edilerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemeninde kabulü olduğu üzere borçlu tarafa yapılan ödeme emri tebliği uslsüzdür. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin düzeltilmesine ve tespit edilen tebliğ tarihine göre sair şikayet nedenleri hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır....

İcra Müdürlüğü'nün 2007/1355 Esas sayılı dosyasına haczin düştüğü gerekçesiyle pay ayrılmamasının usulsüz olduğunu, müvekkil haczinin süresinde satış talep edilmekle ayakta olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Birleşen dosyada şikayetçi vekili, anılan sıra cetvelinde müvekkiline 1. sırada pay ayrılması gerektiğini ve kendisine pay ayrılan şikayet olunan Uşak Vergi Dairesi'nin alacağından borçlunun sorumluluğunun %2 miktarındaki hissesi oranında olduğunu ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini ileri sürerek, anılan sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Asıl ve birleşen dosyada şikayet olunanlar vekilleri, şikayetin reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, asıl dosya şikayetçisi ...'nin Uşak 1....

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, şikayet olunana ait dosyada araç kaydına 03.12.2008 tarihinde kayden ihtiyati haciz konulduğu, takibe yetki yönünden itiraz olduğundan ihtiyati haczin kesinleşmediği, bu nedenle satış isteme süresinin başlamadığı, 14.05.2009 tarihinde yetki itirazının reddine karar verildiği, haczin bu tarihte kesinleştiği ve satış isteme süresinin başladığı, 11.05.2011 tarihinde bir yıllık süre geçmeden satış talep edildiğinden haczin düşmediği, şikayetçiye ait dosyada 26.03.2009 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığı, takibe geçildiği ancak tebligat yapılamadığından kati haciz niteliği kazanmadığı, ihtiyati haciz satış tarihi itibariyle kesinleşmediğinden, ilk haciz olamayacağı ve hacze de iştirak edemeyeceği, sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir....

İcra Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tebligatın usulsüz olması nedeniyle şikayetin süresinde yapıldığı, sıra cetveline konu menkullerin tamamının, şikayetçi tarafından haczedilmediği gerekçesiyle, şikayetin kabulüne, sıra cetvelinin ilk sırasında yer alan şikayet olunana, yapılan masraflar dahil olmak üzere 2.820,40 TL ayrılmasına, satış bedelinden arta kalan 2.379,60 TL'nin şikayetçiye verilmesine karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, şikayet olunan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2) Şikayet, hacizde sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir....

UYAP Entegrasyonu