WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Somut olaya bakıldığında; davalı ... Genel Müdürlüğü faaliyetlerini özel hukuk hükümleri dahilinde yürüten ve TTK'nın 16/2. maddesi anlamında tacir sayılan tüzel kişi ise de davacı ......

Davalı zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de; TMK'nun 864 maddesi uyarınca rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımı işlemeyeceğinden davalının zaman aşımı def'i reddedilmiştir. Alınan ... havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; ipotek teminatı karşılığında bankanın muris ...'a açtığı ve kullandırdığı kredilerden doğan banka alacağının ve bu alacak karşılığında davacı ...'ın temlikname nedeniyle muris ...'ın kredi borcuna karşılık ne miktar ödeme yaptığına ilişkin banka kayıtları ibraz edilememesi sebebiyle davacının temlik aldığı ipotekten kaynaklı alacağının hesaplanması ve bilinmesinin mümkün olmadığı, temliknamede de bu konuda ayrıntı bulunmadığı, bankanın belgeleri saklama süresinin 10 yıl olduğu hususlarında mütalaa da bulunduğu görülmüştür. Davacı yazılı yapılan temlikname ile dava dışı bankadan temlik aldığı ipotek alacağının tahsili amacıyla dava konusu takibi başlatmış olup, söz konusu ipoteğin davalıların murisi ...'...

Her ne kadar davacı vekili alacağının rüçhanlı olarak kaydını talep etmiş ise de, İİK 206 maddesi gereğince alacağın rüçhanlı alacak olarak kaydedilebilmesi için menkul ve gayrimenkul malikinin müflis şirket olması gerektiği, oysa ki somut olayda, ipotekli taşınmazların malikinin müflis şirket olmadığı bu suretle alacağın rüçhanlı alacak olarak kabul edilemeyeceği nazara alınarak aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır. HÜKÜM: Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1- Davacı .... Bankası T.A.O.'nun Ankara ... Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyası altında tasfiye işlemleri yürütülen müflis ... Demir ... Ltd. Şti.'nden asaleten 18.763.343,80-TL, kefaleten 213.253,73-TL olmak üzere toplam 18.976.597,53-TL alacağın masaya 4. sırada kayıt ve kabulüne, (Kefaletten kaynaklanan borç için Ankara ... Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası adı altında tasfiye işlemleri yürütülen ....Ltd....

Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya karşı açtığı itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, davacının davalıya karşı ... İcra Müdürlüğü'nün 2010/15236 esas numarası ile yaptığı takibin 3.754,00TL asıl alacak üzerinden aynen; işlemiş faiz alacağı talebinin ise 329,41TL üzerinden olmak üzere toplam 4.083,41 TL yönünden takibin devamına, alacak likit olmadığından usul ve tazminat durumu yargılamayla açıklığa kavuştuğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 209,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 07/03/2016 gününde oybirliğiyle verildi....

Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yanın rücuen alacak iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne 42.660,84 TL.'nin (39.108,37 TL.'lik kısmına ödeme tarihi olan 23.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte) davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı ...vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ...vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 02.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Maddesi gereği sigortalının haklarına halef olduğundan sigortalıya ödenen 1.072,00 TL tazminatın rücuen tazmini için takip başlatıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Dava, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen bedelin rücuen tahsili talebiyle başlatılan takipten dolayı davacıların davalıya borçlu olup olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. Gaziosmanpaşa ........ İcra Müdürlüğü'nün ......... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı sigorta şirketi olduğu borçluların davacılar olduğu ve rücuen tazminat alacak talebiyle ilamsız icra takibi yapıldığı görülmüştür. Davalı sigorta şirketi ile sigortalısı arasında yapılan kasko poliçesi celbedilmiş olup, sigortalı ........ hakkında tacir araştırması yapılmış ve ......... 'ün tacir kaydının bulunmadığı ve kazaya karışan aracında ticari olmadığı gelen müzekkere cevaplarından anlaşılmıştır....

Bu alacak hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisindeki alacak hakkından bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki ilişkiden doğan yeni bir haktır. Başkasına ait borcu ifa ederek, mal varlığında kayba uğrayan kişiye mal varlığındaki söz konusu eksilmeyi talep edebilmek için hukuk düzeni rücu hakkını tanımıştır. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır. Halefiyette ise; halef olan kişi alacaklıyı tatmin ettiği anda yeni bir hak elde etmemekte, alacaklıya ait olan hakkı kanundan dolayı olduğu gibi devralmaktadır. Bu nedenle, böyle bir alacak için de daha önce zamanaşımı işlemeye başlamış ise, alacak halef olan kişiye intikal etmesine rağmen işlemeye devam eder. Zira, daha önceden muaccel olmuş alacağın yeniden muaccel olması ve yeni bir zamanaşımının işlemeye başlaması mümkün değildir....

a ait olduğu, bunların ana gayrimenkulde ayrı ayrı bağımsız bölümlerin kat malikleri olduğu, davalıya ait bağımsız bölümdeki su borusunun patlaması üzerine, alt katta bulunan dava dışı sigortalıya ait işyerinin zarar gördüğü iddiasıyla, sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemiyle, sigortalının haklarına halef sıfatıyla dava açıldığı, 634 sayılı Kanunun 19. maddesinde, her kat malikinin ana gayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu, aynı Kanunun Ek 1. maddesi ile, “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir.” hükmünü içerdiği gözetilerek, davalı kat malikinin sorumluluğunu düzenleyen özel Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....

Bu itibarla, zarar gören sigortalı taşınmazlar ile zarara yol açtığı iddia olunan taşınmazın bulunduğu anataşınmazda kat mülkiyetinin kurulup kurulmadığı, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından önem kazanmaktadır. Zira, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği öngörülmüştür. Görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardandır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R - Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve malikinin mirasçıları olduğu zorunlu trafik sigortası bulunmayan traktörün tek taraflı olarak yaptığı trafik kazası sonucu traktörde yolcu olarak bulunan şahsın malul kaldığını, yolcunun yolcu taşımaya uygun olmayan traktör ile seyahat etmesinden dolayı yolcunun %25 oranında kusurlu kabul edildiğini, müvekkilince davalı tarafın %75 kusur durumuna göre yolcu için 14.6.2010 tarihinde 54.379,00 TL ödendiğini beyanla, ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili için başlatılan takibe davalıların haksız itirazlarının iptali ile takibin devamını talep etmiştir.Davalılar davanın reddini...

UYAP Entegrasyonu