WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı kurumca arabuluculuk süreci başlatıldığını, vekaletname ile taraf olunduğunu ve sürecin anlaşmazlık ile sonuçlandığını, davacı kurumun dava dilekçesi yerinde ilgili davanın karara çıktığını, Mahkemece vekaletname kapsamında taraflarına herhangi bir tebliğ işlemi yerine getirilmediğini, Tebligat Kanunu'nun 11. maddesine göre vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır, duruşma gün ve saatini bildirir, tebligatın da vekile tebliği gerekir hükmünün sabit olduğunu, davalı asile tebligat yapılması taraf teşkilinin sağlandığı sonucunu doğurmayacağını, mahkemece, davalı vekiline duruşma gününü bildirir tebligat yapıldıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken bu durum göz ardı edilerek hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini, dosyada taraf teşkilinin sağlanmadığını, davalı müvekkiline yapılan tebligatın bu nedenle usulsüz olduğunu; belediyelere, mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından...

bulunmadığı araştırılmaksızın doğrudan kayınvalidesine yapılması Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine aykırıdır.Bu durumda mahkemece, davanın kabulü ile örnek 6 icra emrinin iptali gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm isabetsizdir....

Dolayısıyla, muhataba önce bilinen en son adresi esas alınarak tebligat çıkartılmalı, bu tebligat yapılırken Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi hükmü göz önüne alınmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa o zaman adres kayıt sistemindeki adresine önce mernis şerhi düşülmeksizin tebligat çıkartılmalı, bila ikmal dönmesi durumunda aynı adrese mernis adresi olduğuna ilişkin şerh düşülmek suretiyle 7201 sayılı Yasa'nın 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılmalıdır. Somut olayda; gerekçeli karar, aleyhine karar verilen davalılar ... ve ...’a tebligat adresinin mernis adresi olduğu şerhi konularak Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılmış olup, söz konusu tebligatın, yukarıda açıklanan ilke ve kurallara aykırı şekilde yapılmış olması nedeniyle usulsüz olduğu açıktır....

Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması halinde tebliğ memurunun yapması gereken işlemleri düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 31. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre ise; "...tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1'de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır.''...

Kanunun 35/4. maddesine göre de, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Dava konusu olaya gelince, davalı yüklenici şirket adına çıkarılan dava dilekçesini havi tebligat evrakının, muhatap gösterilen adreste bulunmayıp çarşıya gittiğinden bahisle, mahalle muhtarına imza karşılığında teslim edilerek bu durumu bildirir ihbarnamenin adresteki binanın kapısına yapıştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin, dava dilekçesindeki ve davalılar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davacı ile davalı şirket arasında yapılan harici satış sözleşmesindeki adresleri aynı olup, davalı şirketin belirtilen bu adresine tebligat çıkarılmadığı gibi, tüzel kişi niteliğini haiz olan davalı şirkete, yukarıda açıklanan kanun hükümlerine aykırı şekilde yapılan tebligatın da usulsüz olduğu anlaşılmıştır....

KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesi olan ... 8 inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.1983 tarih ve 1981/524 Esas, 1983/206 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne ve ... ili Narlıdere ilçesi 31 pafta 158 ada 1517 parsel sayılı 196 m2' lik taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş ve bu karar, davalıya 02.06.1983 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yasal süresi içinde temyiz edilmediğinden 15.07.1983 tarihinde kesinleşmiştir. Bilahare; davalı vekili 18.02.2020 tarihli dilekçesiyle, İlk Derece Mahkemesinin 21.04.1983 tarih ve 1981/524 Esas, 1983/206 Karar sayılı kararının kendilerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, yapılan tebliğin usulsüz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davacı ......

Buna göre, asıl borçlu adresini değiştirip yeni adresini alacaklıya bildirmemiş ise eski adrese yapılan bila tebligat geçerli sayılacaktır. Tebligatın sözleşmedeki adrese yapılması, borçlunun da halen o adreste mukim bulunması durumunda tebligat usulsüz olarak tebliğ edilmiş ise, çıkartılan bu tebligatın usulsüz olarak tebliğ edildiği, başka bir ifadeyle yapılmamış sayıldığı kabul edilmelidir. Bu açıklamalar doğrultusunda borçlu davalılara Gaziantep 1.Noterliği'nin........yevmiye nolu hesap kat ihtarının tebliğ mazbataları incelendiğinde; davalılardan .........., ......... çıkartılan tebligatların Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre tebliğ edilmediği, bu nedenle usulsüz olduğu tespit edilmiştir. Davalı .. e çıkartılan ihtarname tebligatı yönünden ise, tebligat bila tebliğ edilmiş olup, İİK 68/b hükmünün sadece asıl borçlu yönünden uygulanması kapsamında tebliğin yapılmamış olduğuna kanaat getirilmiştir....

Noterliğinde 12.05.2003 tarihinde düzenlenen miras taksim sözleşmesi uyarınca muris adına kayıtlı bulunan miras payı bakımından açılan tapu kayıtlarının iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davada yöntemine ve kanuna uygun bir biçimde taraf teşkilinin sağlanmadığı belirlenmiştir. Davalı vekili de, taraf teşkilinin sağlanmadığını, davacı tarafın hileli davranarak tebligat yapmaya çalıştığını, hükmün usulden ve esastan bozulmasını istemiştir. Dosya üzerinde yapılan incelemede dava dilekçesinde davalı ...’ın “... Mah. ...Cad. ... Apt. K:3 ...” da ikamet ettiği bildirilmiş, dava dilekçesi bu adrese tebliğ edilmiştir. Tebligat parçasında verilen bilgide; “...’dan soruldu, komşusunun beyanına göre muhatabın işe gittiği, bunun üzerine evrakın ...Mah. M...’a teslim edildiği” anlaşılmıştır....

Somut olayda; yetkili icra müdürlüğünce borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilmesi üzerine, şirket vekilinin 03.11.2018 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçesinde usulsüz tebligat iddiasında bulunmadığı, sadece borca ve faize itiraz ettiği, ancak müdürlükçe itirazın reddine karar verildiği, borçlu vekilinin yargılama aşamasında da usulsüz tebligat iddiasının bulunmadığı, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere yerinde olmayan icra müdürlüğü kararının iptali gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2020 tarih ve 2019/1210 E. - 2020/416 K. sayılı istinaf talebinin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve ... Anadolu 14....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 2008/10759sayılı ödeme emrinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Davacı, idari para cezasına ilişkin davalı Kurumca gönderilen borç bildirimine ilişkin tebligatın usulsüz olarak yapıldığını borç bildiriminden haberdar olmadığı için Kurum Ünitesine itiraz edemediğini ileri sürerek 22.2.2008 tarihinde tebliğ edilen idari para cezasına ilişkin 2008/10759 sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir....

UYAP Entegrasyonu