Somut olayda; davalılar ..., ... ve ...’a gerekçeli kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği ancak mazbatalarda haber verilen komşunun belirtilmediği anlaşılmış olup, anılan tebligatların yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; adı geçen davalılara gerekçeli karar tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı şekilde, usulsüz yapıldığı anlaşıldığından, adı geçen davalılara gerekçeli karar tebliğinin usulüne uygun olarak yapılması ve bu noksanlığın yerine getirilmesi, temyiz süresinin beklenmesi, ondan sonra gönderilmesi için dosyanın Yerel Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 01.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Somut olayda; şikayetçi borçlu şirkete gönderilen ve Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilen 10.01.2013 tarihli tebligat evrakında tebliğ memurunun ad ve soyadının yazılı olmadığı anlaşılmış olmakla tebliğ işlemi usulsüz olup, alacaklının bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde değildir. İİK'nun 72/2. maddesi gereğince takipten önce açılan menfi tespit davasında; ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.10.2012 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile "...1.432.852,05 TL bedelli çek yönünden, çek bedelinin 1.000.000,00 TL'si yönünden yapılacak icra takibinin % 15 tutarında hesap olunan 150.000,00 TL nakit veya kesin ve süresiz teminat mektubu verildiğinde taraflar arasında olmak kaydıyla tedbiren durdurulmasına" karar verildiği görülmektedir. Tedbirde; çekin takibe konu edilmemesi yönünde bir karar mevcut olmayıp, sadece yapılacak icra takibinin durdurulması yönünde bir karar bulunmaktadır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Verasetin İptali Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Bir kısım davalılara yapılan usulsüz karar tebliğlerinin usulüne uygun olarak yapılıp, tebligat evraklarının eklenerek gönderilmesi için dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş ise de, 8.10.2007 tarihli geri çevirme kararının gereği eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Davalılardan ... mirasçısı ... (Öğüt)’a karar tebliği “...’e” yapılmış olup “aynı konutta oturup oturmadığı” belirtilmediğinden usulsüzdür....
a mahkemenin gerekçeli kararın Tebligat Yasası'nın 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği bildirilmiş ise de, tebligat mazbatasındaki adresin “adres kayıt sistemi”nde gösterilen adres ile aynı olup olmadığı belirtilmemiştir. Bu durumda tebliğ işleminin Tebligat Yasası'nın değişik 21/2.maddesinde belirtilen usule uygun olduğu düşünülemez. Öte yandan muhatabın adreste bulunmama sebebine ilişkin bir kayıt ve komşunun imzası veya imzadan imtina halinde buna şerh bulunması gerektiğine ilişkin Tebligat Kanunu'nun 21/1.maddesinde belirtilen usule de uyulmamıştır. Bu nedenle yapılan tebligat usulsüz olup mahkemece, mahkemenin gerekçeli kararının adı geçen davalılara yöntemine uygun tebliği ile temyiz ve cevap sürelerinin beklenmesinden, 4-Davalılardan ...'ya mahkemenin gerekçeli kararının tebliğine ilişkin belgeye dosya içerisinde rastlanılmamıştır....
Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/10/2012 NUMARASI : 2009/415-2012/418 Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 09.10.2013 gün ve 6865 Esas, 6229 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı R.. Ş.. vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: - KARAR - 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır....
Somut olayda, bozma ilamına uyulduktan sonra devam eden yargılamada davacılar vekili 31.05.2012 tarihinde vekillikten istifa ettiğini bildirmiş, mahkemece davacı asillere istifa dilekçesi ile bir sonraki duruşma tarihini bildirir tebligat çıkarılmıştır. Ne var ki davacılara yapılan tebligatların 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Davacılardan ...’e "adresten ayrıldığı" tespit edilmesine rağmen adres araştırması yapılmaksızın muhtara teslim suretiyle tebligat yapıldığı ve usulsüz olduğu, davacılardan ... ve ... ...’e ise adreste bulunmama sebeplerinin geçici mi yoksa daimi mi olduğu belirtilmeksizin TK'nın 21/1. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı ve usulsüz olduğu anlaşılmıştır....
"İçtihat Metni"Mahkemesi:Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, ödeme nedeniyle bedelsiz kalan senedin iptali ve bu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, fazla yapılan ödemenin tahsili istemleriyle açılmış, mahkemenin; davanın kısmen kabulüne dair kararı davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davalılardan ...’a tebliğe çıkartılan dava dilekçesi davalıya “muhatap işte olduğundan eşi ... imzasına” 08.03.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak, Tebligat Kanunu’nun 16. maddesi ile ilgili Tüzüğün 22. maddesi uyarınca; tebliği alan şahıs ile muhatabın birlikte oturduğu tebligat mazbatasına yazılmadığından yapılan tebligatın geçerli olduğundan söz edilemez....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte borçlunun ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek icra müdürlüğüne yaptığı itirazın reddi ve takibin devamına dair icra işleminin iptali ile ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 30/03/2015 olarak düzeltilmesi istemi ile icra mahkemesine yaptığı şikayet başvurusu mahkemece kabul edilerek icra müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmiş ise de ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesi yönünde hüküm kurulmadığı görülmektedir. 7201 sayılı Tebligat...
Ancak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Bu durumda İcra Mahkemesince yapılması gereken iş; borçlunun öğrenme tarihi tespit edilerek, bu tarihe göre şikayet süresinde değil ise, süreden ret kararı, süresinde ise diğer şikayet nedenleri incelenerek sonucuna göre karar oluşturmaktan ibarettir. Mahkemece, yazılı gerekçe tebligatın usulsüz olduğunun kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi nazara alınmaksızın tebliğ işleminin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4....
Ancak borçluya usulsüz de olsa bir tebligat yapılmış ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nur 32. maddesi uyarınca öğrenir e tarihi tebliğ tarihi kabul edileceğinden, böyle bir durumda itiraz süresi öğrenme tarihinden başlayacaktır. Her hangi bir tebligat yapılmamış veya tebligat çıkarılmasına rağmen tebliğ edilemeden iade edilmiş olması halinde ise sözkonusu madde hükmü uygulanmaz. Öte yandan haciz safhasına geçilebilmesi için borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmesi zorunludur. Takibin kesinleşebilmesi için ise; borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmesi ve yasal itiraz süresinin geçmesi ya da süreden feragat edilmesi zorunludur. Somut olayda; icra dosyasından çıkarılan ödeme emrinin takip borçlusu olmayıp borçtu ile isim benzerliği olan kişiye çıkarıldığı, şikayetçiye ise ödeme emrinin hiç tebliğ edilmediği ihtilafsız olup, öğrenme ile itiraz süresinin başlayabilmesi için borçluya usulsüz de olsa tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin bulunması gerekir....


