WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

Bu ilke çerçevesinde davacının “dosyamız önünde olan maaş haciz sırasına itiraz ediyor ve iptalini istiyoruz” ifadesinin hukuki nitelendirilmesi yapıldığında davacı maaş haczinde kendisinden önce gelen hacze ilişkin alacağın temelini oluşturan senedin dava dışı borçlu Hasan Çam ile davalının danışıklı (muvazaalı) olarak düzenlendiği iddiasına dayalı olarak bu takibin iptalini ve bu dosyada tahsil edilen paranın kendi dosyasına aktarılmasını istemektedir. Davalının icra dosyasında ki borçlunun maaşından haczedilen paranın davacının icra dosyasına aktarılabilmesi için zorunlu olarak davalının borçludan alacağına esas senedin muvazaalı olarak düzenlendiğinin ispat edilmesine bağlıdır. Bu ise tamamen muvazaaya dayalı senedin düzenlenmesinden ibaret tasarrufun iptali ile mümkündür. Senedin muvazaalı düzenlenmesine ilişkin tasarrufun iptali davasında ise borçlu davalı üçüncü kişi ile birlikte zorunlu dava arkadaşı durumundadır. Bu nedenle mahkemece verilen direnme kararı, Yargıtay 17....

Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Diğer temyiz itirazları ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır....

Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde davalılar arasında yapılan danışıklı işleminin iptalini istemiştir. Danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Ancak, danışıklı işlem ile üçüncü kişilerin haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onların, danışıklı işlemde bulunandan alacakları bulunmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olmalıdır. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır....

Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması, diğer anlatımla kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Daha önce doğan alacak, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturamaz. Takip işlemlerinin hızlandırılması, İİK’nın 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar değildir. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır....

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle bir arada görülmeleri usul ve hukuka aykırı olan, farklı hukuki dayanakları olan TTK m.493 hükmüne dayalı talepler ile muvazaa iddiasına dayalı taleplere ilişkin olarak tefrik kararı verilmesi gerektiğini, davalar arasında bağlantı söz konusu olmayıp, tefrik kararı verilmesi usul ekonomisinin gereği olduğunu, işbu davada "pay devri" tasarruflarının iptali ve tescil talep edilmektedir. yerleşik yargıtay uygulması gereği iptali talep edilen tasarrufun konusu ticari olsa dahi bu davalarda asliye hukuk mahkemesi görevli olduğundan, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, gerek muvazaa hukuki nedenine dayalı, gerekse TTK hükümlerine dayalı tasarrufun iptali davası mutlak veya nispi ticari dava olmadığından, görevli mahkeme Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, Asliye Hukuk mahkemesi olduğunu, tasarrufun iptali davaları tasarrufun konusunu oluşturan mal varlığının ticari nitelikte olup olmadığından bağımsız olarak şahsi nitelik...

Esnaf Kefalet Kooperatifi, davalılar ... ve ... olduğu, dava tarihinin 15/12/2008 olduğu, davanın tasarrufun iptali davası olduğu, mahkemenin "davacı taraf her ne kadar davalıların davacıdan mal kaçırmak amacıyla dava konusu taşınmazı satış göstererek muvazaalı olarak devrettiğini iddia ederek tasarrufun iptalini talep etmişse de, ...'...

Muris muvazaası iddiasına dayalı davalarda, 01.04.1974 tarih ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tapu iptali ve tescil kararı verilebilmesi için mirasbırakan tarafından kendi tapulu taşınmazlarının tapuda yapılan resmi sözleşme ile satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile temlik edilmesi gerekir. Somut olayda, mirasbırakan tarafından yapılmış tapulu taşınmaz temliki söz konusu olmadığından davacılar vekilinin tapu iptal ve tescile ilişkin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine. Davacılar vekilinin tenkise ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17)....

-KARŞI OY- Dava, miras bırakan tarafından ölünceye kadar bakma akdiyle yapılan pay temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ile tüm mirasçılar adına tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusuda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.5l4).Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir....

Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğunun davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, muvazaa iddiasını ve karinenin aksini ispat edebilecek yeterli bir delil dosyaya sunulmamıştır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir....

Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Diğer yandan; zarara uğradıklarını ileri süren üçüncü kişilerin, danışıklı işlemde bulunduğu iddia edilen kişiden alacaklı olmaları gerekmektedir. Somut olayda, davacı ve davalı K.'ın boşanmalarına ilişkin dava 2003 yılında açılmış ve 2007 yılında boşanmalarına karar verilmiş ve 17.03.2011 tarihinde ise davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Belirtilen bu alacakla ilgili olarak 15.06.2011 tarihinde takibi geçilmiştir....

UYAP Entegrasyonu