ın yapmış olduğu tasarrufun İİK.nun 277. madde gereğince iptali talep edildiği nazara alındığında, tasarrufun iptalinin ancak borçlu tarafından yapılmış olan tasarrufa ilişkin olduğu, davacının 1. haciz ihbarnamesi gönderilen 3. kişinin yapmış olduğu tasarrufun iptali yönünde talepte bulunduğu, dolayısıyla İİK.nun 277. maddesi gereğince takip borçlusu olmayan ve takip borçlusundan intikalen taşınmazı devralmayan davalı ...'ın yapmış olduğu tasarrufun iptalini talep edemeyeceğinden davanın reddine dair karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali talebine ilişkindir. Bu davanın açılabilmesi için davacının davalılardan birinden alacaklı olması, hakkında takip yapması, takibin kesinleşmesi ve tasarrufun, hakkında dava açılan borçlu tarafından yapılmış olması gerekir. Oysa dava konusu olayda, davacı tarafından yapılan takibin borçlusu ... olmayıp, dava dışı ... Gıda Sanayi Ticaret Ltd....
Dava konusu uyuşmazlık, hukuki ehliyetsizlik ve ikrah iddiasına dayalı vasiyetnamenin iptali talebine ilişkindir. TMK 557.maddesinde, vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar; 1- Ehliyetsizlik, 2- Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, 3- Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması, 4- Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması olarak dört tanedir. İkrah (korkutma), kişinin irade serbestîsini ihlal suretiyle onu gerçek isteğine uymayan bir beyanda bulunmak zorunluluğunda bırakan, hukukun caiz görmediği davranışlardır. İkrah, maddi ve manevi olmak üzere iki türlüdür. Bir kimseye o akdi yapmasını temin için maddi tazyik yapılmışsa, örneğin eli tutularak zorla sözleşmenin altı imzalatılmışsa bu halde maddi ikrah hali varsayılır....
Mahkemece, satış sözleşmesinin davacı ve davalı şirket arasında yapıldığı, davalı Mehmet'in davada taraf olmadığı, yapılan işlemlerde sorumluluğu olmadığı, davacının açtığı alacak davasına istinaden bir başkası adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptal edilemeyeceği, davanın tasarrufun iptali olarak değerlendirlmesi halinde de dava koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler....
Asliye Ticaret Mahkemesinde tasarrufun iptali davası açtığını, o kararın kesinleşmediğini, o kararın kesinleşmesinin beklenmesini, taşınmaz üzerinde ipotek borcu olduğunu, 110.000,00 TL ipotek bedelinin kendisi tarafından ödendiğini, sadece 70.000,00 TL ödenmediğini, zaten o evin evveliyatının kendisine ait olup evlendikleri için damadına verilip daha sonra kendisine ipotekli olarak iade edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacının davasının beş yıllık hak düşürücü süre dolduğu için reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. HMK'nin 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir....
Bu yönüyle dava, Borçlar Kanunun 18.maddesinde düzenlenmiş bulunan danışık (muvazaa) iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler (somut olayda davacı) danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi onlara karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak, davacının bu hakkı ayni değil şahsi bir sonuç doğuracağından, danışıklı işlemin kanıtlanması durumunda tapunun iptaline değil, kıyasen İİK'nun 283/1.maddesi gereğince, tapu iptali ve tescile gerek olmaksızın taşınmazın haciz ve satışına karar verilecektir....
Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Dava konusu taşınmazın, 24.02.2009 tarihnde borçlu şirketin hakim ortağının damadı ...'e yapılan satışın muvazzalı olduğu sabittir. Dördüncü kişi konumundaki ... ise mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde borçlu şirketin fındık tüccarı olduğu, kendisinin de fındık üreticisi olduğundan tanıdığını, taşınmazı şirket ortağının damadından aldığını beyan etmiştir. Mahalli bilirkişilerden ... ise, borçlu şirket temsilcisi ...'in borca batık olduğunu bazı mallarını sattığını ve daha sonra intihar ettiğini, davalı ...'...
Bu durumda mahkemece, davanın TBK'nın 19. maddesinde düzenlenmiş muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun kabulü doğru ise de ispat yükü yönünden genel ilkelere uygun olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken ispat yükü davalıya yüklenerek yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyizitirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 20.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir. Bir uyuşmazlıkta maddi olayın taraflarca yanlış nitelendirilmesi kendilerini ve hakimi bağlamaz hakim tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Davacı vekili, dava dilekçesinde davalılar arasında yapılan danışıklı satış işleminin iptalini istemiştir. Dosya içeriğinden, davadan önce taşınmazın bir kısmının imar planlaması nadeni ile Belediye adına tescil edildiği anlaşıldığından, kalan kısımla ilgili olarak inceleme yapılmalıdır.Öte yandan, davanın açılmasından sonra dava konusu taşınmazın davalı.... tarafından dava dışı ...'ne satıldığından yapılacak iş, HMK'nun 125.maddesi gereğince davacıya, son malik...'...
bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir....
Mah., 7029 ada, 23 parsel, 4 nolu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın borçlu ... adına kayıtlı iken davalı alacaklı ... vekili tarafından 26/09/2008 tarihinde İzmir 5 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/407 Esas sırasında açılan tasarrufun iptali davasında verilen 27/10/2010 gün 2010/257 karar sayılı kararı uyarınca birinci sırada yer aldığı, satış tarihi itibariyle dosya alacağının 121.425,49 – TL'sinin birinci sıradaki dosya alacağına ödenmesine, satış bedelinden kalan 27.814,26 – TL’nin ise ikinci sırada bulunan davacı alacaklının 2009/4467 sayılı dosyasına ödenmesine karar verildiği, esasen bu sıra cetvelinin usulüne uygun olduğu, hangi alacakların ipotekli alacaklardan önce ödeneceğinin yasada açıkça düzenlendiği, haczin ipoteğe, ipoteğin hacze iştirak edeceğine ilişkin hüküm bulunduğu, ipoteğin tasarrufun iptali davasından önce tesis edilmiş olmakla birlikte haciz alacaklısı olan davalının tasarrufun iptali davasını kazandığı, tasarruf konusu malın borçluya aitmiş gibi haciz ve satışını...


