"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : ... vs DAVALILAR : ... vs DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ....Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.03.2010 gün ve 87/151 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacılar vekili, dava konusu 752 parselin davacıların miras bırakanı ...’nın 1955 yılından önce davalıların miras bırakanı ...’den satın ve devraldığını, kayıt malikinin 1972 yılında öldüğünü, taşınmazın 02.10.1998 tarihine kadar kaydın intikal görmediğini, tapu kaydının TMK.nun 713/2.maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.03.2010 gün ve 87/151 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacılar vekili, dava konusu 752 parselin davacıların miras bırakanı ...’nın 1955 yılından önce davalıların miras bırakanı ...’den satın ve devraldığını, kayıt malikinin 1972 yılında öldüğünü, taşınmazın 02.10.1998 tarihine kadar kaydın intikal görmediğini, tapu kaydının TMK.nun 713/2.maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır....
Bu süre geçtikten sonra tespitten önceki hukuki sebeplere dayanılarak 21/2. madde uyarınca 5 yıllık süre içinde açılan davaların ise asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dava mera komisyonunun 02.04.2013 tarihli yazısı ile mera özel siciline yazılan 148 ada 1 parselin mera olarak sınırlandırılmasının iptali istemine ilişkin olduğundan, davanın görüleceği yer idari yargı değil adli yargı yeridir. Mahkemece, davacının talebi açıklattırılarak çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması yerine uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden söz edilerek yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Dava, tespitten önceki hukuki sebeplere dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro çalışmaları sırasında ......köyü, 109 ada 4 parsel sayılı 10.410,56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre yapılan ve 17/05/1948 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanuna göre 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları ile 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre 1990 yılında yapılan kadastro çalışmaları bulunmaktadır....
Davacı Hazine, davaya konu ..., Muallim köyü, 2820 parsel sayılı taşınmazın, 1940'lı yıllarda yapılan ... kadastro çalışmasıyla, ... sınırları içinde kaldığını, ... tahdit haritalarının kesinleştiğini, bu tespitten önceki tarihlere ait tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiğini, 1950 yılında yürürlüğe giren 5653 sayılı Kanun gereğince taşınmaz, makilik vasfıyla ... dışına çıkarılmış ise de Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan bu yerlerin, zilyetlikle kazanılma şartlarının oluşmadığını, 1956 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasıyla, tapu kaydı oluşturulmuş ise de, geçen dönemde zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığını, senetsizden tescile dayanan tapu kayıtlarının geçersiz olduğunu, 1950'li yıllarda yapılan arazi kadastrosu ve tespit tutanakları ve açılan davalar sonucunda verilen mahkeme kararlarıyla davalı taşınmazın, ... olarak tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın ... niteliğini 1980'li yıllara kadar sürdürdüğünü, bu taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek...
Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın araştırma yapılmadan hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedildiğini, davada tespit öncesinin yanı sıra tespitten sonra kesinleşmeden önce yapılan harici satış sözleşmelerinin ve eklemeli zilyetliğin de ileri sürüldüğünü, tespit tarihi ile kesinleşme tarihi arasında yapılan zilyetlik senetlerine değer verilmesi gerektiğini, keşif yapılmadığını, tanıkların dinlenmediğini, TMK 713/2 maddesi koşullarının Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesi gerçekleştiğini, harici satışları ve eklemeli zilyetlikleri değerlendirilmeden karar verildiğini savunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro tespiti öncesi harici satım, zilyetlik, TMK’nın 713/2 nci maddesinde belirtilen ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2....
adına, 1/2'sinin ..., ..., ... ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 14.10.2019 tarih 2016/12273 2019/6365 Esas, Karar sayılı ilamıyla; davanın, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, çekişmeli 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ilişkin kadastrosu tutanağının 17.09.2004 tarihinde düzenlendiği ve tespitin itiraz edilmeksizin 02.02.2005 tarihinde kesinleştiği, davacıların tespitten önceki hukuki nedene dayalı olarak 03.03.2015 tarihinde dava açtıkları, buna göre, tespitin kesinleştiği 02.02.2005 tarihi ile dava tarihi olan 03.03.2015 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre dolduğu, Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bu kez bozma ilamına karşı davacılar vekili...
Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; satış vaadi sözleşmesinde imzası bulunmayan kayıt maliklerinin de paylarının iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davacıların kadastro tespit tutanağına itiraz ve askı süresi içerisinde dava ve talep hakları bulunmakta iken bu hususta herhangi bir itiraz ve davaları bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, uyuşmazlık satış vaadi sözleşmesinin taraflara etkisi ve geçerliliğine ilişkindir. 2....
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil- tescil davası sonucunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü; Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili ile çapında yol olarak tespit harici bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Davacı ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendisine ait komşu 136 ada 18 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün eksik belirlendiğini, mevzu eksikliğin davalılar adına tapuda kayıtlı çekişmeli 133 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ile haritasında yol olarak gösterilen taşınmaz bölümünden kaynaklandığı iddiasıyla, 133 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında tapu iptali ve tescil istemi, yol olarak tespit harici bırakılan taşınmazın ise adına tescili istemiyle dava açmıştır. Davalılar aşamalarda davanın reddini savunmuştur....
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde her ne kadar inançlı işlem nedeniyle bu davanın açıldığını ileri sürülmüş ise de dilekçe içeriğinden de anlaşılacağı üzere davanın kadasto öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin kesinleştiği günden dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 ncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine Ordu ili, ... ilçesinde bulunan 194 ada 151 sayılı parsele ilişkin Akkuş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/28 sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil davasının açıldığı, anılan davanın Mahkemece reddine karar verildiği, ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiğini ve anılan kararın kesinleştiğini, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ve aynı konuda kesinleşmiş kararın bulunduğunu, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep...


