CEVAP İhbar Olunan Akbank T.A.Ş. vekili beyan dilekçesi ile; davacının borcun ifası istendiğinde satışın durdurulması ve haczin kaldırılması yönünde talepte bulunmalarının hakkın kötüye kullanıldığını, davacının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak açtığı davanın reddi ile verilmiş bulunan satışın durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve neticeden Samsun İcra Müdürlüğü'nün 2019/76218 Esas sayılı icra dosyasına bilgi verilmesini beyan ve talep etmiştir. III....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk ön şartının yerine getirilmediğini, davanın öncelikle dava şartı yokluğu sebebi ile reddine karar verilmesini, davanın menfi tespit davası olduğunu, İİK 72/3 uyarınca yalnızca icra dairesine yatacak paranın alacaklıya ödenmesi yönünde tedbir kararı verilebileceğini, mahkememizce verilen tedbiriin bu yasa maddesine aykırı olduğunu, tedbiren satışın durdurulması talebi, davacı tarafından -------- esas sayılı dosyasından da ileri sürüldüğünü, tedbir talepleri reddedilmiş olmasına rağmen kötü niyetle tekrar huzurda talep edildiğini, tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini, İcra İflas Kanunu madde 72/3. maddesi uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın...
vekili de satışın durdurulması talebinde bulunmakla birlikte 01.03.2012 tarihli kararla teminat yatırılması halinde satışın durdurulmasına karar verilmiş, ancak birleşen dosyada davacı tarafından teminat yatırılmamıştır. Bu durumda, asıl dosyada davacı vekilinin talebi ve teminat yatırması üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğine göre birleşen dosyada davacı ... açısından takip durmadığından aleyhine tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki, bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle 2012/15 Esas sayılı dosyada şikayet eden ... AŞ vekilinin tüm, birleşen 2012/12 Esas sayılı dosyada davacı üçüncü kişi ......
Şubesinden kredi kullanıldığını, ayrıca bankadan teminat mektubu alınarak başka şirketlere verildiğini ve bu işlemlerin hepsinde kendisinin kefil gösterildiğini, sözleşme fotokopilerini incelediğinde kefil olarak adına atılan imzaların kendisine ait olmadığını tespit ettiğini, imzaların kendisi adına bilgisi dışında başkaları tarafından atıldığını ve bu şekilde borçlandırıldığını, hakkında icra takibi başlatılarak evinin satışa çıkarıldığını, satışın durdurulması için İcra Hukuk Mahkemesine müracaat ettiğini ve davanın devam ettiğini, bu şirketin bir çok usulsüz işlem yaptığını ve bu duruma İş Bankası .... Şube Müdürlüğünün müdahale etmeyerek kayıtsız kaldığını, bu şekilde kendisini mağdur eden .... Petrol Nakliyat İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd....
Somut olayda ihale tarihinde henüz icra mahkemesinde icranın geri bırakılması yargılamasının devam ettiği ve satışın durdurulması yönünde bir karar alınmadığından ihalenin yapılması usul ve yasaya uygundur. O halde, ilk derece mahkemesince; başkaca fesih nedeni de bulunmadığından, borçlulardan ... yönünden ihalelerin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi isabetsiz olup, ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının-ihale alıcısının temyiz isteminin kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 10.03.2022 tarih ve 2021/1856 E. 2022/484 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), ......
. - 2018/941 K. sayılı kararının ihale tarihinde temyiz incelemesinde olduğu sabit olup, ihale tarihinden sonra ilgili kararın onanması sonuca etkili olmadığından, ilgili dosyaya ilişkin olarak talebin ve temyiz konusunun şikayet mi yoksa icranın geri bırakılması talebi mi olduğu değerlendirip, şikayetçi borçlunun ihalenin feshi istemi hakkında oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, İİK’nun 149/a-1 maddesinde 33. maddesinin 1,2 ve 4.fıkraları uygulanacağından, ilgili dosyada borçlunun taleplerinde borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazı olmadığı, talep konusunun şikayet olduğu anlaşıldığından, ilgili dosyaya ilişkin temyiz incelemesi satışı durduracağından, ihale tarihi 14/11/2019 olup, bu durumda satışın durdurulması gerekirken ihalenin yapılmış olması İİK'nun 364/3. maddesine aykırı bulunmaktadır....
DAVA Şikayet eden üçüncü kişi vekili dilekçesinde; eski eşinin mal kaçırmak amacıyla akrabası takip alacaklısı ile anlaşıp aleyhine takip başlattığını ve ihale konusu taşınmazın alacağa mahsuben takip alacaklısınca satın alındığını, muvazaa iddiası ile menfi tespit davası açtığını bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, satış ilanında taşınmaz özelliklerinin eksik ve hatalı yazıldığını, ekonomik ve sosyal şartlarda meydana gelen değişiklik sonucu taşınmaz değerinin arttığını, taşınmazın düşük değere ihale edildiğini, takip alacaklısının ihaleye katılmak isteyen bir takım kişilere alacağa mahsuben ihaleyi alacağını beyan ederek katılıma engel olduğunu, trajı yüksek gazete de ilan yapılmadığını, satışın durdurulması talebinin karara bağlanmadan icra müdürlüğünce ihale yapıldığını, süresinde satış talep edilmediğini ileri sürerek 05.08.2021 tarihli ihalenin feshini talep etmiştir. II....
Mahkemece verilen teminat karşılığı satışın durdurulması kararı nedeni ile alacaklı alacağına geç kavuşmak zorunda kalmıştır. İİK’nun 97/13. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleştiği dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan istihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Buna göre dava değeri işin mahcuzun değeri ile toplam alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir ve yargılama sonucunda haklı çıkan taraf vekili yararına bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilir. Somut olayda dava değeri, alacak miktarı olan 43.525,00.-TL’dir. Alacaklı vekili yararına dava değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması da isabetli değildir....
Mahkemece verilen teminat karşılığı satışın durdurulması kararı nedeni ile alacaklı alacağına geç kavuşmak zorunda kalmıştır. İİK’nun 97/13. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleştiği dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan istihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Buna göre dava değeri işin mahcuzun değeri ile toplam alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir ve yargılama sonucunda haklı çıkan taraf vekili yararına bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilir. Somut olayda dava değeri, alacak miktarı olan 43.525,00.-TL’dir. Alacaklı vekili yararına dava değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması da isabetli değildir....
Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalılardan...İnş.Nak.Tahm.Tah.Temz.Taah.Tic.İth.Ve İhr.Ltd.Şti. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 05/05/2005 tarihinde davalılardan ...Tarım A.Ş.’nin asıl işveren olduğu diğer davalı ... şirketinin ise alt işveren olduğu ...Tarım A.Ş’nin iş yerinde paketleme bölümünde Banker ustası olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmanın halen devam ediyor gözüktüğünü, 2016 yılının Haziran ayında hükümetin nitratlı gübrelerle ilgili satışın durdurulması yönündeki kararı olduğu gerekçesi gösterilerek müvekkili ve diğer arkadaşlarının işyerine alınmadığını, kabulü olmamalarına rağmen ücretsiz izne ayrıldıklarının beyan edildiğini, iki ayı aşkın süre iş başı yaptırılmayan müvekkile bu süre içerisinde...


