Hukuk Dairesi'nce, davalı şirketin karoser üzerine imalat işi ve panelvan araçların münübüse dönüştürmesi işi ile iştigal ettiği, şirketin faaliyet alanı ile ilgili davacı ile şirket arasında anlaşmazlık çıktığı, uyuşmazlıkların mahkemeye intikal ettiği, taraflar arasındaki karşılıklı güven ilişkisinin ortadan kalktığı ve şirket ortaklarının asıl amacının şirketten kâr payı almak olduğu göz önüne alındığında ortaklıktan çıkma şartlarının oluştuğu, çıkma payının karar tarihine en yakın tarih olan değeriyle tahsil edileceğine ilişkin kural gözetildiğinde hesaplamayı nasıl yaptığını açıklamasa da mahkemenin karar tarihindeki kur üzerinden hesap yaptığı, karar tarihi olan 14.12.2016 tarihli TCMB döviz efektif satış kuru itibariyle davacı payının değerinin 1.003,313,71TL olduğu, talepten fazlasına karar verilemeyeceğinden ıslah edilen miktara göre karar verilmesinde bir hata olmadığı, Türk parası sermayeli şirketin çıkma payının yabancı para üzerinden ödenmesi isteğinin yasal görülmediği,...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/364 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin açtığı davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirkette hissedar olduğu sürece kendisine kar payı verilmediğini, şirket sözleşmesinde kar payının dağıtılacağı yönünde hüküm mevcut olduğunu, davacının haklı nedenlerle şirketten ayrılmasına ilişkin mahkeme kararı mevcut olmakla birlikte ve müteaddit defalar talep edildiği halde, bu güne kadar müvekkiline ortaklıktan çıkma payının da ödenmediğini, Yargıtayın yerleşik kararları gereğince ortalıktan çıkma payı ve şirket kar payı istemlerinden şirketin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek mal varlığı üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek, gerçek kar payı ve ortaklık payının belirlendiği anda artırılmak üzere 500,00 TL ortaklık payı, ortak kaldığı süre boyunca ödenmeyen kar payına karşılık 500,00 TL şirket kar payı olmak üzere toplam 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.10.2020 tarihli...
görevinin tasfiye memurunda olduğu, dolayısıyla 17.09.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ve mutabakat zaptının gelinen aşamada uygulanabilirliğinin kalmadığı ve davacının davalı şirketten de ortaklıktan çıkma payı talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı şirket aleyhine açılan davanın usulden, diğer davalılar aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir....
Hukuk Dairesinin 2019/890 E.-2019/867 K. sayılı ilamı ile " dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir alacak davası niteliğini haiz olduğu, ayrıca uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir işleme ilişkin olduğu, dolayısıyla bu davada arabuluculuğa başvurmuş olmanın bir dava şartı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak bu dava şartının yerine getirilmediği sonuç ve kanaatine varılmış olup.. " belirtmesinin yapıldığı görülmüştür....
, ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ......
Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliği tarihinden itaberen işleyecek ticari faizi ile birlitkte Davalı şirkete yönelik: müvekkilin ortaklıktan haklı sebebe dayalı olarak çıkmasına karar verilmesini, müvekkilin ortaklıktan ayrılma akçesinin tespiti ile belirlenen ortaklıktan ayrılma akçesinin şimdilik 1.000.TL olmak üzere ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini, müvekkilin ortaklıktan haklı sebeple çıkmasına karar verilmesi üzerine müvekkile ait olan %20 şirket payının ticaret sicilindeki müvekkil adı ve payının terkini ile bu %20 lik payın şirket adına tesciline veyahut şirket tasarrufuna bırakılmasına, Müvekkile davacıya ödenmesi gereken, davalı şirket tarafından ödenmeyen, kar payı ve her türlü gelirin tespiti ile bunlar için şimdilik 1.000,00....
DAVA : Şirket feshi ve ortaklıktan çıkma DAVA TARİHİ : 07/04/2017 KARAR TARİHİ : 24/06/2020 YAZIM TARİHİ : 10/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan şirket feshi ve ortaklıktan çıkma davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ; müvekkilinin davalı şirketlerde ortak olduğunu, şirketlerde oy oranının düşük olması nedeniyle oy oranı yüksek olan ortaklarca dışlanarak müvekkilinin bilgi alma, inceleme ve aydınlanma haklarının sürekli olarak ihlal edildiğini belirterek,davalı anonim şirket yönünden TTK 531 maddesi uyarınca şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesi,mahkeme aksi kanaate varır ise müvekkilinin çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmasına,diğer davalı şirketler yönünden ise TTK 638 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkmasına ve ayrılma akçesine ve davalı şirketlere...
Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devri sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yapmamaktadır. Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesi sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16/son maddesi gereği aranmıştır. Bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmü bulunmamaktadır. O halde, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21....
Bu genel kurulda ödeme yapılmamasına ve ödemenin ertelemesine değil, ödeme yapılmasına karar verilmiş olup, çıkma payının ödenmesi benimsenmiştir. Bu durumda, mahkemece, 04.06.2010 dava tarihinde alacağın muaccel olmadığı sonucuna 10.04.2010 tarihli genel kurulda alınan bu karar gerekçe yapılarak varılması doğru olamamıştır. Davacının istifası anasözleşmenin 13'ncü maddesindeki hüküm nedeniyle 2010 yılı için sonuç doğuracağından ve 2010 yıl sonu bilançosu da 2011 yılında toplanan genel kurulda kesinleşeceğinden, aynı genel kurulu izleyen bir ayın bitiminde çıkma payı alacağı muaccel olacak; aynı genel kurulda anılan, 17'nci maddeye uygun ertelemeye ilişkin karar alınması ve ertelememenin kooperatifin varlığını tehlikeye düşüreceğinin bilirkişi raporu ile saptanması halinde erteleme sonuç doğuracak ve 3 yılı aşmamak üzere karar verilen erteleme süresinin sonunda çıkma payı muaccel olacaktır....
nin ise denetim kurulu üyeliğine seçildiğini, dokuz ay boyunca bu görevlerde kaldıklarını, dokuz ayın sonunda anılan görevlerden ve kooperatif ortaklığından istifa ettiklerini, davalının yönetim kurulu başkanlığı ve denetim kurulu üyeliği nedeniyle davacılara ödeme yapmadığı gibi, ortaklıktan istifa nedenine dayalı olarak da ödeme yapmadığını ileri sürerek, davacılara ödenmesi gereken huzur hakkı bedelleri ile çıkma payı alacaklarının temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı Kooperatif vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların bahsi geçen görevlerde 9 ay 18 gün süre ile çalıştıkları, bu hizmetleri nedeniyle davacı ...'nın 9.600,00 TL, ...'nin ise 2.880,00 TL huzur hakkı alacakları doğduğu, ayrıca davacı ...'nın 18.921,58 TL, ...'nin de 13.921,58 TL ödenmiş aidatlar nedeniyle çıkma payı alacakları bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir....


