SAVUNMA: davalı adına cevap sunan vekil cevap dilekçesinde özetle:davacının, ortaklıktan çıkma için ileri sürdüğü "haklı nedeni" ispat ile yükümlü olduğunu, davalının haklı nedenini bir şekilde ispat ettiği varsayımında dahi şirketin tasfiyesinin mümkün olmadığını beyan ederek davacı tarafından gerçeğe aykırı iddialar ile ikame edilen işbu ortaklıktan çıkma veya şirketin tasfiyesi talepli davanın reddine, aksinin kabulü halinde dahi, davacının ortaklıktan çıkmasına, ayrılma akçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, TTK m.638/2 uyarınca ortaklıktan çıkma, ayrılma akçesinin ödenmesi, aksi takdirde TTK m.636/3 uyarınca şirketin tasfiyesi taleplerinden ibarettir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için teknik inceleme yapılması gerektiğinden dosyanın bilirkişiye tevdine dair 23/09/2021 tarihli celsede ara karar kurulmuş ve bilirkişi ücretinin davacı tarafça yatırılması için ihtaratlı kesin süre verilmiştir....
Ortak ile kooperatif arasında istifanın ulaştığı tarih itibariyle hesaplaşma yapılması gerektiği gibi, çıkma payının ödenmesi sırasında hesaplaşma tekrar gerçekleşecek olup, esasen ortağın çıkma payını talep edip etmeyeceğinin, bu talebin zamanaşımına uğrayıp uğramayacağının henüz belli olmadığı bir aşamada açılan davada hukuki yarar vardır ve aidat borcunun çıkma payı olarak tekrar ortağa iade edileceğinden bahisle takipte hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılamaz. Aynı Kanun'un .../son maddesi varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Anasözleşmesinin .... maddesinde "Her ortak, hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabilir." hükmüne yer verilmiştir. Yılın bitimine bir ay kala gerçekleşen istifa, ertesi yıl yapılmış gibi sonuç doğuracaktır....
GGD; 1-Tarafların anlaşamadıkları hususların; uyuşmazlığın davacının ana sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemeler karşısında ortaktan çıkma hakkının olup olmadığı, şartlara bağlanıp bağlanmadığı, şirketin kayden ----tarihinde münfesih olacak olmasının davaya etkisinin bulunup bulunmadığı, söz konusu tarihe göre şirketin süresinin sona ermesine bağlı olarak davanın konusuz kalıp kalmayacağı dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin haklı sebep olup olmadığı, ihtimale göre davacının ortaklıktan çıkma talebinin karşılanması durumunda yönteminin ne şekilde olacağı ve davacıya ödenmesi gereken kar payı ve ortaklık payının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının ne olduğu; bu hususların münfesih olmaya bağlı tasfiye kapsamında resen karşılanması gerekecek talepler olup olmadığı hususlarının aydınlatılması noktasında toplandığının tespitine, ..." şeklinde ihtilaf noktaları belirlenmiştir....
'ın ortaklıktan haklı sebeple çıkmasına veya çıkarılmasına karar verilir ise TTK 642/1 maddesi hükmüne göre ayrılma akçesi alacağının ortaklıktan ayrılması ile birlikte yani ... 'ın ortaklıktan çıkması yada çıkarılmasına dair mahkeme kararının kesinleşmesi ile birlikte muaccel olacağı dikkate alındığında davacının ancak ortaklıktan çıkma yada çıkartılma konusundaki mahkeme kararı kesinleştiğinden itibaren davacı şirketten faiz talep edebileceği görüş ve kanaatlerine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir....
verilmemesi gerektiği, dolayısıyla davacının tasfiye payının tespit ve tahsiline ilişkin talebinin şirketten çıkma şeklinde değerlendirilmesi gerektiği, davacının ayrılma payının esas sermaye payının gerçek değerine uygun olarak belirlenmesi gerektiği, bu değerin "bilanço değeri"nden az olamayacağı, ayrılma payı belirlenirken ayrıca şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri üzerinden hesaplanması gerektiği, buna göre davacıya verilmesi gereken çıkma payına esas rayiç değerli özkaynakların 31.273.282,31 TL x 50 = 15.636.641,16 TL olarak hesaplanabileceği yönünde görüş bildirmişlerdir....
ün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması davasının ve şirket müdürü ...'ün şirket parasını kendisine mal ettiği iddiasına dayalı tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada davacı kendisi hakkında ortaklıktan çıkarma davası açıldığını, mesnetsiz iddialarla şikayette bulunulduğunu, şirket müdürü ...'ün şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketin feshini gerektirir hallerin varlığı ispatlanamamış, ancak iki kardeş olan ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ve birlikte iş yapma arzusunun kaybolduğu kanaatine varılmakla, şirket ortaklığının feshi talebinin reddine, TTK 636/3 maddesi uyarınca davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesi ile şirketten çıkartılmasına karar verilmesinin uygun olduğu kanaatine varılmış, 28/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre ...'...
ün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması davasının ve şirket müdürü ...'ün şirket parasını kendisine mal ettiği iddiasına dayalı tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada davacı kendisi hakkında ortaklıktan çıkarma davası açıldığını, mesnetsiz iddialarla şikayette bulunulduğunu, şirket müdürü ...'ün şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketin feshini gerektirir hallerin varlığı ispatlanamamış, ancak iki kardeş olan ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ve birlikte iş yapma arzusunun kaybolduğu kanaatine varılmakla, şirket ortaklığının feshi talebinin reddine, TTK 636/3 maddesi uyarınca davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesi ile şirketten çıkartılmasına karar verilmesinin uygun olduğu kanaatine varılmış, 28/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre ...'...
teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, taşınmaza davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini, davalı şirketlere kayyım atanmasını ve ... ...' un imza yetkisinin kaldırılmasını, davalı şirketler ortağı ... ...' un kusurlu eylemleri nedeniyle müvekkilinin payının gerçek değerinin ödenmesi ve şirketlerden çıkmasını veya şirketlerin feshine ve tasfiyesine veya müvekkilinin mağduriyetine sebep olmayacak duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme dava sonunda şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesi durumunda müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasını talep ve dava etmiştir....
teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, taşınmaza davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini, davalı şirketlere kayyım atanmasını ve ... ...' un imza yetkisinin kaldırılmasını, davalı şirketler ortağı ... ...' un kusurlu eylemleri nedeniyle müvekkilinin payının gerçek değerinin ödenmesi ve şirketlerden çıkmasını veya şirketlerin feshine ve tasfiyesine veya müvekkilinin mağduriyetine sebep olmayacak duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme dava sonunda şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesi durumunda müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasını talep ve dava etmiştir....
Karşı davacı şirket dava dilekçesinde, davalı ortağa 2012 yılı kar payına mahsuben 24.000,00 TL borç verildiğini, şirketin 2012 yılı için elde ettiği kâra göre, davalı ortağa düşen kâr payının 8.425,00 TL olduğunu, verilen avanstan bu kâr payının düşülmesi ile bakiye 15.575,00 TL’nin ise davalı tarafından şirkete ödenmesi gerektiği iddiası ile bakiye 15.575,00 TL için alacak isteminde bulunmasına rağmen, mahkemece, karşı davacı şirketin bu beyanı dikkate alınmaksızın ve talebi aşar şekilde çıkma payı olarak belirlenen 101.702,00 TL’den 24.000,00 TL’nin tamamının mahsup edilmesi doğru görülmemiş, karşı davada verilen hükmün davalı ortak yararına bozulması gerekmiştir....


