O halde, çekişmeli taşınmazların temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun davacı tarafça kanıtlandığını söyleyebilme imkanı yoktur. Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 09/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
in maliki olduğu 1990 parsel sayılı taşınmazdaki 250m2'lik bölümü oğlu olan davalıya mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescile karar verilemesini istemişlerdir. Davalı, taşınmazı satın aldığı dönemde mirasbırakanın maddi durumunun iyi olmadığını, bedeli karşılığında taşınmazı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temlik işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir....
a, 201 parsel sayılı taşınmazını diğer oğlu davalı ...’e, 202 parsel sayılı taşınmazını da ikinci eşi olan davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini, sonrasında davalı ... tarafından 198 parsel sayılı taşınmazın, davalı ... tarafından da 202 parsel sayılı taşınmazın diğer davalı ...’ya satış suretiyle devredildiğini, murisin taşınmazlarını satmasını gerektirir bir durumunun bulunmadığı gibi bedelin de murise ödenmediğini, tüm işlemlerin muvazaalı ve mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir....
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Bilindiği gibi, Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince "Herkes iddiasını ispat etmekle mükelleftir". Yine 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."...
in de anılan bağımsız bölümü sonradan üçüncü kişiye sattığını, mirasbırakan tarafından davalıya yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amacı taşıdığını ileri sürerek, taşınmaz bedelinin üçüncü kişiye yapılan devir tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemişler; aşamadaki ıslah dilekçeleri ile, taşınmazın dava tarihindeki değerinden miras paylarına isabet edecek miktarın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmişlerdir. Davalı, satışın gerçek olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, mirasbırakan tarafından davalıya yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amacı taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, tarafarca temyiz edilmiştir....
Davacılar, mirasbırakan babaları ...’ın maliki olduğu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarını mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğlu ... ile davalı gelini ...’e satış göstererek temlik ettiğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir. Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu, dava konusu taşınmazları bedeli karşılığında mirasbırakandan satın aldıklarını, işlemde muvazaa bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Öte yandan miras bırakanın sağlığında mal varlığının tamamını veya bir kısmını, mirasçıları arasında hoş görü ile karşılanabilecek makul ölçüler içerisinde paylaştırmışsa mirasçısından mal kaçırma iradesinden söz etme olanağı yoktur. O halde miras bırakanın denkleştirme yapıp yapmadığı üzerinde durulması, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden, taşınır, taşınmaz ve hakların araştırılması,tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi, her bir mirasçıya geçirilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınarak paylaştırmanın mı ? yoksa mal kaçırma amacının mı ? üstün tutulduğunun aydınlığa kavuşturulması zorunludur....
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı hususlarının araştırılmasında ve satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir....
e temlik ettiği, çekişmeli temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 25/11/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi....
e temlik ettiği, çekişmeli temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 25/11/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi....


