HUKUK DAİRESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz mirasbırakan babaları ... tarafından satın alındığı halde murisin ikinci eşi ... adına kayıtlı olduğunu taşınmaz üzerinde bulunan binanın muris tarafından inşa edildiğini, buna yönelik olarak açtıkları muhdesatın tespiti istemli davanın kabul edilerek kesinleştiğini, kayıt maliki ...’nin taşınmazı satın alacak ekonomik gücünün bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazın muris ...’e ait olduğunun tespitini, ... adına olan tapu kaydının iptali ile muris ... veya mirasçıları adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde tenkisini istemişler, yargılama sırasındaki taleplerinin zemine yönelik olduğunu belirtmişlerdir....
ın kendilerini mirastan mahrum bırakma amacıyla ve muvazaalı olarak 13 parça taşınmazını haricen davalıya sattığını, murisin sağlığında yapılan kadastro tespitinde rızasıyla ve haricen taşınmazları davalıya sattığına ilişkin tutanaklarda beyanı bulunduğunu ileri sürüp tapuların iptali ile muris adına tescilini istemişlerdir. Davalı, 3402 sayılı yasanın 13/son maddesi uyarınca yapılan tescillerin şekil unsurlarının tamamlandığı , satışların gerçek olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, mirasbırakanın kadastro tespiti sırasından taşınmazın zilyedi adına tespit ve tesciline muvafakatını bildirmesi halinde şekil koşulunun tamamlanmış olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
un 04/04/2007 tarihli beyanında, sanığın önceden kendisine borcu olduğunu, söz konusu çeki borcunun bir kısmına mahsuben verdiğini beyan etmesi, sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu çeki ... isimli kişi tarafından aldığını beyan etmesi, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ekinde ''...'' tarafından sanık adına düzenlenmiş fatura ve sevk irsaliyesi örneği ibraz etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle sanığın çeki aldığını beyan ettiği ... isimli kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilerek bu aşamada tanık olarak beyanının tespiti, çekte bulunan yazıların ve keşideci imzasının keşideci görünen şirketin suç tarihindeki yetkililerine ve ... isimli kişiye ait olup olmadığı hususunda imza ve yazı incelemesi yaptırılması, mağdurdan ve sanıktan; suça konu çekin önceden doğmuş borç nedeniyle mi yoksa yapılan alışveriş sırasında mı verildiğinin açık ve net olarak sorulması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki...
rağmen temel hapis cezasının alt sınırdan tayin olunması, 2-TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemesi ve 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.12.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Hukuk Dairesince esastan reddedilmiş, hükmün, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2019/5848 Esas, 2019/11381 Karar sayılı ilamı ile, davanın artık değere katılma alacağı istemine ilişkin olduğu, sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı sona ermiş olsa da (mirastan feragat, mirası ret, mirastan çıkartma, mirastan yoksunluk gibi) yasal mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağını isteyebileceği, mirastan feragat ve mirasın reddinin, katılma alacağı bakımından feragat anlamına gelmeyeceği, davacının edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacak hakkından vazgeçtiğine dair beyanı da olmadığı dikkate alınarak, davacının katılma alacağına yönelik talebi hakkında, taraf delilleri bu doğrultuda değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir....
Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.07.2021 tarihli ve 2021/120 E. 2021/246 K. sayılı kararıyla; bozma ilamındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili adli yardım talepli ve duruşmalı temyiz isteminde bulunmuştur. 2....
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 23.03.2001 tarihli mirastan feragat sözleşmesinde kararlaştırılan ve müvekkili bekar kaldığı sürece davalı tarafından müvekkiline ödenmesi gereken her ay ödenecek 150,00 TL'nin ödenmediğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkilinin kullanımına bırakılması gereken 12 numaralı dairenin davalı tarafından müvekkiline kullandırılmadığını belirterek; müvekkili bekar olduğu müddetçe ödeneceği kararlaştırılan aylık 150,00 TL yönünden, ödenmesi gereken bedelin 13.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ve her yıl Ocak ayı enflasyon oranına göre arttırılarak hesaplanmasını ve belirsiz alacak davası olarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini ve sözleşmeye konu dairenin dava tarihi itibariyle emsal kirası belirlenerek 13.09.2001 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini veya 2001 yılı kirası belirlenip enflasyon artışı yapılarak kiranın tespiti ile tespit edilecek...
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince; toplanan delillerden, davalıların mirasbırakanla çocukluktan beridir birlikte çalıştıkları, kazançlarının ortak olduğu, çekişme konusu 3 nolu bağımsız bölüm satın alınırken bedelinin büyük bir kısmının davalılar tarafından ödendiği anlaşılmaktadır....
Bozma Kararı Dairenin 21/11/2019 tarihli ve 2016/11006 E., 2019/6015 K. sayılı kararıyla; “Somut olaya gelince; tüm mirasçıların, anlaşma başlıklı 27.07.1996 tarihli belgeler ile, ileride mirastan hak talep etmeyeceklerini bildirdikleri gibi, davanın olumlu sonuçlanması halinde ileride hak elde edebilecek mirasçılardan ...’ın davalı tanığı olarak verdikleri beyanlarında, mirasbırakanın çekişmeli taşınmazdaki payını davalıya sattığını, davalının da satış bedelini mirasbırakan babasına verdiğini, mirasbırakanın ölümünden sonra düzenlenen 1996 tarihli belgeyi de çekişmeli taşınmazın satışına karşı bir itirazları olmadığını belirtmek amacıyla tüm mirasçıların katılımıyla düzenlediklerini beyan ettikleri görülmektedir....
Bozma Kararı Dairenin 21/11/2019 tarihli ve 2016/11006 E., 2019/6015 K. sayılı kararıyla; “Somut olaya gelince; tüm mirasçıların, anlaşma başlıklı 27.07.1996 tarihli belgeler ile, ileride mirastan hak talep etmeyeceklerini bildirdikleri gibi, davanın olumlu sonuçlanması halinde ileride hak elde edebilecek mirasçılardan ...’ın davalı tanığı olarak verdikleri beyanlarında, mirasbırakanın çekişmeli taşınmazdaki payını davalıya sattığını, davalının da satış bedelini mirasbırakan babasına verdiğini, mirasbırakanın ölümünden sonra düzenlenen 1996 tarihli belgeyi de çekişmeli taşınmazın satışına karşı bir itirazları olmadığını belirtmek amacıyla tüm mirasçıların katılımıyla düzenlediklerini beyan ettikleri görülmektedir....


