(HMK m 384) Mirasın gerçek reddin tespiti istemi, çekişmesiz yargı hukukunda bulunduğuna göre yetkili mahkemenin belirlenmesinde HMK 384. madde hükmü gözetilmelidir. b- Mirasın gerçek reddin tespiti isteminde yetkili mahkemeyi gösteren kanun hükmünün bulunup bulunmadığı hususu: Mirastan doğan davalarda yetki başlığını taşıyan HMK’nın 11. maddesinde murisin son yerleşim yerinin kesin yetkili mahkeme olduğunu söylediği işler sayılmıştır. Buna göre; terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar, terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Kanun hükmünün kesin yetkili mahkemeyi belirlediği davalar arasında mirasın reddin tespiti sayılmamıştır....
A.Ş olduğunun anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle ... şubesinden keşideci ...Tic. A.Ş'ye ait çek hesabı olup olmadığının ve suça konu çekin bu hesaba ait olup olmadığı sorulup saptandıktan sonra bu çekin yaprağının orjinal olduğunun belirlenmesi halinde hesap sahibinin ticaret sicil memurluğundaki kayıtlarından yararlanılmak suretiyle adresinin tespit edilip duruşmaya çağrılması ve söz konusu çeki keşide edip etmediğinin ve çekin hangi şekilde elinden çıktığının sorulması, çekin 1. Cirantası durumundaki ...'a çekin verildiğini kabul etmesi halinde açık adresi ve kimlik bilgilerinin sorulması, bu şekilde ...'...
53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemiş olması nedeniyle bu hususlar, Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/02/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir. (3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.”...
in dava konusu edilen 14 parsel ile aynı tarihlerde davacı ... ve dava dışı kardeşi ... adına da komşu taşınmazların alındığı yönündeki savunmasının değerlendirilmesi bakımından sözü edilen bu taşınmazların tapu kayıtları ile akitlerinin getirtilerek, çekişme konusu taşınmazın muris adına tescil edildiği tarihte davalı ...’in yaşının tespiti ile mirasbırakan tarafından davalıya yapılan temlikin savunmada ileri sürüldüğü üzere bir hakkın devri mi yoksa diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla mı yapıldığı hususunun tereddüte yer vermeyecek biçimde tespitinden sonra hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir....
ya devredildiğini, yine murisin aynı yerdeki 6 nolu bağımsız bölümünü ise ileride davalı ...’ye devredilmek üzere 16.11.2011 tarihinde davalılardan ...’a aktardığını, işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiş, daha sonra sunduğu dilekçesinde, 3 nolu bağımsız bölümün son kayıt malikinin kötü niyetinin ispat zorluğu karşısında mahkemede aksi kanaat oluşması halinde davaya konu 3 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti ile yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ..., dava konusu 6 nolu bağımsız bölümün satışının gerçek olduğunu, muvazaadan söz edilemeyeceğini, diğer davalılar ... ve ..., dava konusu 3 nolu bağımsız bölümün temlikinde herhangi bir muvazaa bulunmadığını, davalı ...'...
ten gelen mirası reddetmesinden etkilenmeyip alt soy olarak mirasçı olduğunun mahkeme kararı ile de tescil edildiğini, sonuçta TMK'nın 611.maddesine göre miras hakkı nedeniyle ortada zararının bulunmadığını, dolayısıyla 18.09.2008 tarihli belgedeki zarar şartının da gerçekleşmemiş olduğunu, şarta bağlanan dava konusu senet ve diğer senetlerin bedelsiz bulunduğunu ileri sürerek, müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, takibe konu edilen senedin bono olup, sebepten soyut olduğunu, ödendiği hususunda dosyaya herhangi bir delilin ibraz edilmediğini, davacıların iddiasının borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir....
a satış suretiyle temlik ettiğini, tüm işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile tüm mirasçılar adına tescilini, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleştirilen davada davalılar, mirasbırakanın ölmeden önce Mersin 1. Aile Mahkemesinin 2013/749 Esas sayılı dosyası ile davacıya karşı boşanma davası açtığını, murisin ölümü üzerine mirasçılar tarafından anılan davanın takip edildiğini, davacının kusurluluğunun tespiti halinde mirasçı olamayacağının ortaya çıkacağını, temliklerin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece Mahkemesince, kesinleşen boşanma davası ile davacının kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği, davacının mirasçılık sıfatının kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1....
Noterliğince gönderilen ihtarnamesi ile geçmişe yönelik kira bedelinin istenilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, şirket hissedarı ortakların mirastan gelen parası ile binanın yapıldığını, ayrıca yönetim kurulunda karar alan yönetim kurulu üyelerinin 65 yaşın üstünde oldukları bu nedenle sağlık kurulu raporlarının noterlikçe işlem yapılmadan önce istenilmesi gerekmesine rağmen istenilmediğini, yönetim kurulunda alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye, emredici hukuk kurallarına, şahsiyet haklarına aykırı olduğunu ileri sürerek 31.05.2010 tarihinde alınan şirket yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptalini talep ve dava etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen davada; Davacı, mirasbırakan annesi ...’ın çekişme konusu ... parsel sayılı taşınmazını torunu ...’a satış suretiyle devrettiğini, onun da taşınmazı abisi ...’a yine satış suretiyle temlik ettiğini, ...’ın ise taşınmazı yakın akrabası ...’e aktardığını tüm temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalı ... adına olan tapunun iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında taşınmazın tekrar ...’a temlik edilmesi nedeni ile, ...’a karşı tapu iptal ve tescil istekli olarak davaya devam etmiştir....


