"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: A-Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde: Hükümlü ... hakkında kurulan Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 27.06.2003 gün ve 2002/308 E., 2003/341 sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hükmün ancak, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılaması yapılmasının mümkün olduğu, hükümlü hakkında kurulan ilk hükmün kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanıklar ... ve ... hakkında kurulan ilk hükmün sanıklar tarafından temyizi üzerine dosyanın Yargıtay 10.Ceza Dairesi’nin 06.12.2005 günlü kararıyla lehe Yasanın tespiti için bozulması...
ın davalı şirkette hissesi bulunduğunu, mirastan ıskat, vasiyetnamenin iptali, soy bağının reddi davaları nedeniyle mirasçılarının kim olduğunun belli olmadığını, olası mirasçılar arasında irade birliği de bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen miras taksim sözleşmelerine ilişkin olarak da bir kısım mirasçıların mirastan ıskat edildiğinin öğrenilmesi üzerine geçersizliğinin tespiti/iptali/dönüldüğünün tespiti davası açıldığını, bu kapsamda davalı şirket hisselerinin ...'...
Davacı erkek mirasçıları tarafından davaya 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi uyarınca devam edilmiş, bu şekilde boşanma davası aynı Kanun'un 181 inci madde uyarınca münhasıran sağ kalan eşin kusur tespiti davasına dönüşmüştür. O halde; ortada kusur tespitine ilişkin bir davanın varlığından söz edilebilir. Eldeki davada yargılamanın konusu münhasıran sağ kalan eşin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurunun bulunup bulunmadığı olup yalnızca bu hususta delillerin değerlendirilmesi ve hüküm kurulması gerekir. Öyleyse, sadece sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığının tespiti ile bu kusur tespiti davasının sonucu olarak tarafların haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden sağ kalan eş olan kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu bir davranışı ispat edilmemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanığın, internet yoluyla müştekiye ait banka hesabından, kendi adına kayıtlı bulunan banka hesabına para transfer ederek, bu parayı çekmesi şeklinde gerçekleşen eylemi, 5237 sayılı TCK nın 142/2-e maddesine uyduğu halde, sanığın eyleminin aynı Yasanın 244. maddesinde öngörülen suçu oluşturduğu gerekçesi ile bozma talebine yönelik tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. 1-Sanığın hesap hareketlerinin incelenerek benzer türde havale işlemleri yapılıp yapılmadığının araştırılmaması ile sanığın suça konu kartı 2006 yılının Nisan ayında kaybetmesi üzerine banka şubesini telefonla arayıp haber verdiği yolundaki beyanı karşısında sanık tarafından kart iptaline dair adı geçen bankanın aranıp aranmadığı ile ses kayıtları bulunup bulunmadığının araştırılmaması, ses kaydının tespiti halinde sanığa aidiyeti konusunda...
Suça konu 20.03.2009 tarihli çekin dosyada bulunan fotokopisinde keşide yeri bölümünde sadece tarih bilgisinin bulunması karşısında, suça konu çek aslı duruşmaya getirtilerek, keşide yerinin bulunmadığının tespiti durumunda eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı, 2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar diğer haklar yönünden infazın tamamlanmasına kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bozmayı gerektirmiş, 3- Sahtecilik suçlarında mağdurun, suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olup, sahte üretilen çekin şikayetçi bankaya...
tek Adli Tıp Uzmanı bulunan ve uzman olmayan bir hekimin de katıldığı heyetten alınan rapora dayanılarak hükme varılması, Hüküm kurulurken önce TCK.nın 103/1. maddesi ile ceza belirlenip aynı Kanunun 103/6. maddesinin bundan sonra uygulanması gerekirken, 103/6. maddesinin doğrudan tatbik edilmesi, Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53/1-c maddesinde sayılan haklardan yoksunluğun kendi alt soyu yönünden koşullu salıvermeye kadar, kendi alt soyu dışındakiler yönünden cezanın infazı tamamlanıncaya kadar hükmedileceğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
in yapılan yargılaması sonunda; çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Enez Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 31.07.2008 gün ve 2007/61 Esas, 2008/89 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.10.2012 gün ve 2012/1-405 Esas, 2012/1802 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, her ne kadar kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılmış bir dava yok ise de, iddianamede fiilin anlatıldığı ve mahkemece sanığın bu suça yönelik olarak ek savunmasının alındığının tespiti karşısında tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir....
ve uygulamaya göre de; TCK.nın 53/3. maddesi uyarınca aynı Kanunun 53/1-c maddesinde düzenlenen kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun koşullu salıverilmeye, diğerleri üzerindeki vesayet ve kayyımlık yetkileri yönüyle ise hak mahrumiyetine infaz tamamlanıncaya kadar hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mühür bozma HÜKÜM : Mahkumiyet Sanığın ruhsatsız işlettiği işyerinin 29.11.2010 tarihinde mühürlendiğine, 11.01.2013 ve 21.01.2013 tarihlerinde mührün bozulduğunun tespiti ile işyerinin yeniden mühürlendiğine ilişkin tutanakların onaylı örneklerinin dosyada bulunması, tutanak tanıklarının duruşmada dinlenmiş olması karşısında tebliğnamede eksik incelemeye ilişen görüşe iştirak edilmemiş; sanığın katılan belediye görevlilerince mühürlenen işyerindeki mühürleri 11.01.2013 ve 21.01.2013 tarihlerinde bozduğunun iddia ve kabul edilmesi karşısında, eylemin zincirleme olarak işlendiği ve TCK'nun 43. maddesi uyarınca sanığın cezasından artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliği aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden...
un sanığın talebi üzerine cep telefonunun sim kartını çıkararak sanığa konuşması için verdiğini ve sanığın telefonu da alarak ortadan kaybolduğunu iddia ederek şikayetçi olması, sanığın katılanın işlettiği işyerinde aşçı olarak işe başladığını, bir buçuk ay kadar kadar sanığın yanında çalıştığını ancak ücretini alamadığını, ücrete karşılık olarak katılan tarafından satıp paraya çevrilmek üzere telefonun sim kartı çıkarılarak kendisine verildiğini, kimlik fotokopisi ile beraber söz konusu telefonu sattığını savunması karşısında; sanığın savunmasında belirttiği şekilde işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalışma süresinin ne kadar olduğu, böyle bir ücret alacağının doğup doğmadığının, bu ücret alacağına karşılık telefonunun verilip verilmediğinin tespiti bakımından suç tarihinde aynı işyerinde çalışan kişilerin tanık olarak dinlenip sonucuna göre suçun unsuru ve vasfının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi, 2) Kabule göre de; a) Katılanın 24...


