ın dava konusu 59, 234 ve 235 nolu parsellerini mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali-tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, anneleri ve babalarından kalan taşınmazları 1997 yılında tüm mirasçılar olarak paylaştıklarını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, mirasbırakanın mirastan mal kaçırma amacıyla taşınmazlarını davalıya temlik ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 59, 234 ve 235 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan ... adına kayıtlı iken 27.06.1996 tarihli resmi akitte davalı oğlu ...'e satış yoluyla devredildiği; mirasbırakanın 22.12.2012 tarihinde ölümüyle, geride mirasçıları olarak kızları ...ve... ile oğulları ..., ... ve ... kaldığı; eldeki davanın mirasbırakanın kızları ...ve ... tarafından mirasbırakanın oğlu ... aleyhine açıldığı görülmektedir....
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır....
Yukarıda değinilen ilkeler ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın muris Naciye tarafından oğlu Metin'e yapılan temlikinin de mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu; değinilen somut olgular karşısında davalının tutarsız ve soyut savunmasının muvazaanın aksini kanıtlar nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
ya satış suretiyle temlik ettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ve miras payı oranında tescile, mümkün olmadığı takdirde payına isabet eden bedelin tahsiline, bunun da mümkün olmaması halinde tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, asıl davada temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden ise muvazaa olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir....
Davacı; mirasbırakanı ...’nın maliki olduğu 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 3 nolu bağımsız bölümü davalı kardeşine mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak satış akti ile temlik ettiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir. Davalı, taşınmazın bedeli karşılığında temlik edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temlik işleminin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’nın 04.01.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı ...’in kaldığı, mirasbırakanın maliki olduğu 3 nolu taşınmazın intifa hakkını üzerinde bırakıp çıplak mülkiyetini 13.08.2004 tarihinde davalı kardeşi ...’a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür....
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır....
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1102 esas 2010/1372 karar sayılı veraset ilamı ve tapu kayıt hisseleri esas alınarak pay oranları tespiti yapılan fen bilirkişisinin 07/07/2014 tarihli raporu ile..." ve hüküm sonucunun altıncı bendinde yazılı "...tapu kayıt maliklerinin tapuda belirtilen hisseleri ile dosyada mevcut ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1102 esas 2010/1372 karar sayılı veraset ilamı ve tapu kayıt hisseleri esas alınarak pay oranları tespiti yapılan fen bilirkişisinin 07/07/2014 tarihli raporu ile..." ibarelerinin çıkarılarak, hükmün değiştirilmiş ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Somut olayda; mahkemece murisin kızları Hatice ve Hayriye'nin ölüm tarihinden sonra mirastan feragat ettikleri, bu haliyle mirasçıların paylarının hesaplanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç doğru bulunmamıştır. Bir kimsenin öldükten sonra mirası reddetmesi mümkün olmadığı gibi, doğmamış bir hakkın tespiti istenemeyeceğinden ret hakkı ancak mirasın açılmasından sonra kullanılabilir. Mirası ret hakkından, miras açılmadan vazgeçmenin tespiti de istenemez. ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1978/35 Esas sayılı ilamında belirtilen 19.01.1939 tarihinde mirasın reddedilmiş olduğuna dair saptama yazım hatası yahut yanılgılı bir tespittir. O halde öncelikle murisin tüm mirasçılarının belirlenmesi, ölmüş olanların ölüm tarihlerinin tespiti için davacının göstereceği tüm delillerin toplanması, çekişmesiz yargıda re'sen araştırma ilkesi nedeniyle mahkemece de gerekli araştırmaların yapılması, geçerli kanıt bulunamaması halinde ......
in maliki olduğu birden çok taşınmazını davalı oğullarına satış suretiyle temlik ettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiası ile açtığı tapu iptal ve tescil davasının kabulle sonuçlandığını, ancak davalıların bazı taşınmazları 3. kişilere devrettiğini ileri sürerek, 3.kişilere temlik edilen 84 ada 178, 142, 1865, 1356 parsel sayılı taşınmazlar ile murise ait aracın satış tarihindeki gerçek değerinin tespiti ile payına isabet eden şimdilik 61.000,00-TL'nin davalılaran müştereken ve müteselsilen yasal faziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., davacının ev alırken murisin davacıya da yardım ettiğini, murisin alzheimer hastası olduğunu, muris adına kayıtlı tüm taşınmazların diğer davalı kardeşi ... adına geçici olarak temlik edildiğini belirterek davanın reddini savunmuş, davalı ... savunma getirmemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir....
-KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal-tescil, birleşen dava ise mülkiyetin tespiti isteğine ilişkindir. Mahkemece, her iki davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, yazılı biçimde karar verilmesi kural olarak doğrudur. Tarafların öteki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ne var ki, asıl davada miras payı oranında iptal-tescil isteğinde bulunulduğu ve taşınmazın ½ payının çekişmeli olduğu gözetilerek, taşınmazın yarı değerinin davacının miras payına isabet eden bedeli üzerinden harç alınması gerekirken, taşınmazın yarı değeri üzerinden fazla harca hükmedilmesi doğru değildir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir....


