DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan sigortalı işyerinde meydana gelen yangın neticesinde ödenmesi gereken tazminat bedelinin, geç ve eksik ödenmesi nedeniyle temerrüt faizi aşan munzam zararının tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının davayı açtığı tarihte iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sigorta tahkim dosyası, davacının poliçeden kaynaklı davaya konu yangın nedeniyle sigorta tazminatı alacağına ilişkindir. Oysa huzurdaki dava ödenmesi gereken tazminat bedelinin, geç ve eksik ödenmesi nedeniyle temerrüt faizi aşan munzam zararının tazmini istemine ilişkin olup, davacının işbu davayı açması için tahkim dosyasının kesinleşmesine gerek yoktur....
Munzam zarar bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sonuca ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi (BK'nın 105/2) takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak da kabul edilemez. Hâl böyle olunca, asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zaman aşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz....
herhangi bir gecikmeden dolayı munzam zarar doğmayacağını, başka bir deyişle, yargılamanın gecikmesi nedeniyle borçluya munzam zarar tazmin ettirilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davacının haksız davasının reddini talep etmiştir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/151 Esas KARAR NO: 2023/890 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 03/03/2023 KARAR TARİHİ: 02/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Haklı davamızın kabulüne, uzman bilirkişi heyeti mahiyetince tespit edilecek olan munzam zarar tutarına bedel artırım yapma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'lik belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davalarındaki munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsili edilerek tarafımıza verilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Zira, asıl davada (726.838.000) TL ile (2.647.500.000) TL., birleşen ilk davada da (2.301.000.000) TL., yani toplam (5.675.338.000) TL talep edilmişse de, asıl davada talep edilen faiz miktarı davalı tarafından ödenmekle asıl davanın konusu kalmamış, birleşen birinci davada da davacı vekilinin taleplerini açıkladığı 29.03.2002 tarihli dilekçesinde, talep edilen (2.301.000.000) TL'nin (1.571.465.000) TL'nin munzam zarar, bakiyesinin de aracının çalışamamasından kaynaklanan zarar olduğu belirtildiğinden ve aracın çalışamaması nedeniyle oluşan zarar talebi asıl davada reddedilip kesinleşmiş olmakla yeniden talep edilemeyeceğinden, davacının birleşen ikinci davada talep edilen (13.434.807.000) TL munzam zarar talebinin dışında, birleşen birinci davadaki munzam zarar talebi ancak (1.571.465.000) TL olmaktadır....
Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur ------ Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır....
açıklandığı üzere, sigortacılık yönünden istenen munzam zarar talebinin davalı ......
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içermektedir. Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir -----....
Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur -----------Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır....
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, munzam zarar asıl alacağa bağlı olarak ortaya çıkan ve temerrüt faizini aşan bir zarar türü olduğunu, dava konusu faturalardan kaynaklı asıl alacak bulunmasaydı munzam zararın ortaya çıkmayacağını,yapılan arabuluculuk görüşmesinin yakın zamanda yapılması ve asıl alacak miktarının zararın yanında çok düşük miktar olması sebebiyle yalnızca asıl alacağa ilişkin olmadığını, munzam zararın da istendiğini, alacağın aynı ancak oluşan munzam zarar sebebiyle alacak miktarı farklı oluğunu, aynı alacak için tekrar arabuluculuk kurumuna başvurmama sebebiyle davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu,munzam zararın asıl alacağa bağlı olması ve asıl alacakla ilgili arabuluculuk görüşmesi yapılması sebebiyle usulden red sebebi olmayacağını,kararın kaldırılmasını talep etmiştir....


