bu kısımlarının kaldırılmasına ve davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmün onanmasına, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir....
Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir....
dan talep edemeyeceği, 28/05/2013 tarihi öncesine ilişkin dava ve takipler nedeniyle hiçbir hak talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından, mahkemece menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf isteminin esastan reddine, menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması halinde, davalı/alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için, borçluya karşı icra takibi yapılması ve icra takibinin haksız ve kötüniyetle yapıldığının ispat edilmesi şartlarının bir arada bulunması gerektiği, somut olayda davacının tazminat isteme koşulları gerçekleşmediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle de davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir....
Yani, dayanak mahkeme ilamı bölünmeksizin davacı aleyhine tek ilamlı icra takibi yapılması halinde ödenmesi gereken vekalet ücreti ve masraflar ile ilamın bölünmek suretiyle iki ayrı icra takibi yoluyla takibe konulması nedeniyle ödenen vekalet ücreti ve masraflar arasındaki farkı davacının açıklanan şikayet hakkını kullanmaması nedeniyle davalıdan talep edemeyeceği nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafından aleyhine girişilen icra dosyalarına yapılan tüm ödemelerden davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiştir" gerekçesi ile mahkememiz kararı bozulmuştur....
İptali istenen 15.04.2018 tarihli genel kurulda alınan 7 nolu kararda; "Kooperatif ve kooperatif yöneticileri hakkında haksız ve husumete dayalı dava açan adli makamlara suç duyurusunda bulunan ve söz konusu dava ve iddialarında haksız görülerek aleyhine sonuçlanan ve/veya iddiası reddedilen kayıtlı ortak ve üyelerimiz hakkında tazminat davası açmaya, açılan ve kooperatif ve yöneticileri lehine sonuçlanan ve/veya reddedilen şikayet ve davalarda; mahkemelerin usul ve kararları dışında, kooperatifçe dava başı olarak ayrıca kooperatif avukatına geriye dönük ödenen ve ödenecek avukatlık ücretlerinin muhatap üyeden tahsil edilmesine, muhatap üye hakkında icra takibi yapılarak kooperatiften alacağı ve ilgilinin mal varlığı üzerine icra takibi yapılmasına, alacakların icra masrafları ile birlikte tahsil edilmesi hususlarında, tasfiye halindeki kooperatif yönetimine yetki verilmesinin görüşülüp karara bağlanması," denmektedir....
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği, bu bakımdan icra takibinin geçersiz olduğu, itirazın iptali davalarından davaya konu icra takibinin geçerli olmasının dava şartı niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Tarafların tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, davanın esasına girilmediğinden itirazın haksız olup olmadığı ve yine takibin kötü niyetli olup olmadığı değerlendirilmediğinden her iki tarafın tazminat isteminin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
İcra Müdürlüğü'nün 2013/2975 sayılı takip dosyasında, takibe dayanak senedin kambiyo senedi olmamasına karşın kambiyo senetlerine özgü yolla yapılan ve iptal olduğu belirtilen icra takibi nedeniyle takip esnasında uygulanan haciz ve benzeri işlemler nedeniyle oluştuğu öne sürülen maddi zararın tazmini, uygulanan haciz nedeniyle gerek davacı şirketin gerekse davacı şirket yetkilisi ve hissedarı ...'ın çektiği üzüntünün giderilmesi amacıyla manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay bozma ilamı öncesi mahkememizin 2013/259 Esas 2016/323 Karar sayılı 13/06/2016 tarihli ilamı Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2019/3444 Esas 2021/7533 Karar sayılı 26/10/2021 tarihli kararıyla bozulmasına karar verilmiş olup; mahkememizin işbu esas sayısına kaydedilen dava dosyasının 07/04/2022 tarihli duruşmasında taraf vekillerine bozma ilamına karşı diyecekler sorulup, mahkememizce bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir....
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ŞİKAYET Borçlu şikayet dilekçesinde; alacaklının Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.02.2021 tarih ve 2016/110 Esas ve 2021/27 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat alacağının tahsili amacıyla Bakırköy 5. İcra Dairesinin 2021/3829 Esası ile aleyhe icra takibi başlattığı, fakat takibe konu edilen mahkeme kararının kesinleşmediği şikayeti ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II....
Sulh Hukuk Mahkemesinin 26/10/2017 tarihli 2017/472 esas ve 2017/1665 sayılı kararı ile reddedildiğini ve davalılar yararına 20.350,00 tl ilam vekalet ücretine hükmedildiğini, davalılar tarafından bu ilam henüz kesinleşmeden iş bu vekalet ücreti alacağı yönünden ...İcra Müdürlüğünün 2017/13394 esas sayılı dosyasında ilamlı icra takibi yapıldığını ve 08/11/2017 tarihinde müvekkilinin adresinin bulunduğu hastanede gerçekleştirilen haciz kapsamında takip konusu borcun aynı gün ödendiğini ancak ...İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/800 esas sayılı dosyasında şikayet yolu ile kira tespitine ilişkin ilamlar kesinleşmeden icraya konulamayacağından bu takibin iptaline karar verildiğini ve haczin haksız olduğunun tespit edildiğini beyan ederek, haksız haciz nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır....
İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/359 esas sayılı dosyasında 100.000,00 TL olarak belirlendiğini, ipotekli taşınmazın satışı halinde dahi borcun tahsil edilememesi nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi yapıldığını, takip sırasında yapılan işlemlerin hukuka uygun olması yanında davacılar tarafından bu işlemlere ve ihtiyati haciz kararına karşı itiraz, dava şikayet gibi hukuki yollara da başvurulmadığını, daha sonrasında borcun davacılarca ödendiğini, davacının tüm bunların üzerinde beş yıl geçtikten sonra maddi menfaat temin etmek amacıyla bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir....


