"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tedbir nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde; sadakatsiz davranışlar sergileyen davalı kocanın müşterek konutu terkettiğini, davacı aleyhine açmış olduğu boşanma davasının da reddedildiğini belirterek davacı eş için aylık 500 YTL ve küçük çocuk için aylık 300 YTL tedbir nafakasına karar verilmesi istenilmiştir....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından erkeğin boşanma davasının kabulü, birleşen TMK 197. maddesine dayalı nafaka davasının reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı-davacı erkeğin tedbir nafaka davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 Esas - 2005/235 Karar sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır....
Ancak; taraflar halen evli olup, davacı eş ayrı yaşamda haklılık nedeniyle kendisi ve fiilen baktığı müşterek çocuk için nafaka talebinde bulunmuş olduğuna göre; mahiyeti itibariyle talep edilen nafakalar davacı kadın ve müşterek çocuk yönünden tedbir nafakası niteliğindedir. (TMK. md.197) Buna göre, mahkemece; davacı (kadın) ve müşterek çocuk yönünden hükmedilen nafakanın bakım nafakası olarak nitelendirilmesi doğru değil ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükümde yer alan “...bakım nafakasının..." ifadesinşn çıkarılarak yerine "...tedbir nafakasının..." ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Davada, ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayalı olarak; davacı eş ve müşterek çocuk ... için ayrı ayrı aylık 350 TL tedbir nafakası istenilmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı eş için aylık 200 TL, müşterek çocuk için ise aylık 100 TL nafakaya hükmedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyada davacı hakkında yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasında; ev hanımı olduğu, çalışmadığı, gelirinin bulunmadığının tespit edildiği, müşterek çocuğun ise ..... .... ..... .....t Bölümü .... sınıf öğrencisi olduğu anlaşılmıştır. Davalının ise;...... emeklisi olduğu, emekli maaşının aylık 1300 TL olduğu, babasına ait evde kira ödemeden oturduğu, üzerine kayıtlı 2011 model aracının bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. TMK.nun 197. maddesi uyarınca, ayrı yaşamda haklı olan eş diğerinden tedbir nafakası talebinde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği karı-koca birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır....
Davacı-davalı kadının boşanma davasının da kabulü gerekirken ( TMK. md. 166/2) reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 2-Davalı-davacı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. b)Davacı-davalı kadının bir başka erkekle birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Evli olmasına rağmen başka bir erkekle yaşayan kadın lehine tedbir nafakası verilemez. Tedbir nafakasının hükmedildiği tarihten itibaren kaldırılması gerekirken, karar tarihinden itibaren kaldırılması yanlış olmuştur....
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK. md. 175/1). Eldeki davada davacı kadın kusursuz. Davalı ise tam kusurlu bulunmuştur. Mahkemece, “boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılmakla”, davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminat taktir edilirken, davacının sürekli ve düzenli geliri olduğu ve ayrıca gelirinin “ yoksulluk sınırının üzerinde olduğundan” yoksulluk talebinin reddine ilişkin, kendi içerisinde çelişen bir karar veirilmiştir. Oysa,yapılan soruşturma ve toplanan delillere göre, davacı kadının emekli olup aylık 1200 TL maaş aldığı, üzerine kayıtlı .../...' da ipotekli bir ev ile ...' da 10/59 hisseli (300 m2) bir arsa bulunduğu anlaşılmaktadır....
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md. 186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönelimine (TMK.m. 223, 242. 244, 262. 263, 264, 267. 215) ve çocukların bakım ve korunmasına ITMK.m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere müşterek çocuk ...'...
Mahkemece; boşanma davası açılmakla eşlerin ayrı yaşam ve nafaka isteme hakkı doğacağı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, aylık 200,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı TMK.'nun 195.maddesi uyarınca; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği taktirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir....
Ayrı yaşamaya hakkı doğan davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 197/1. maddesi gereğince tedbir nafakası tayin edilmesi, usul ve yasaya uygundur. Davacı kadın yararına tedbir nafakası verilmemesi gerektiğine ilişkin görüşe katılmıyorum. Yukarıda açıkladığım nedenlerle, yerel mahkemenin 1996 yılında kadın yararına tayin edilen nafakanın arttırım talebinin reddi ile tekrar ayrı yaşama hakkı doğan davacı kadın yararına tedbir nafakasına hükmetmesinde bir çelişki ve isabetsizlik bulunmadığı düşüncesindeyim. Bu sebeplerle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşündeyim. Değerli çoğunluktan farklı düşünüyorum....
Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Davacı eşin ekonomik durumunun davalı (kocadan) daha iyi olması veya davacının çalışması davalı (kocayı) tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ortak giderlere (elektrik, su, telefon, kira, yakıt parası vs.) katılma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Davacı kadının gelirinin bulunması ona tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal değildir....


