8. Hukuk Dairesi 2022/6292 E. , 2023/3488 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1924 E., 2022/470 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/139 E., 2021/538 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararınn davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 ... Kadastro Kanunu’nun (3402 ... Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca 2020 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında, 181 ada 41 parsel ... 6.060,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde, mülga 2613 ... Kanun ile 5602, 509 ve 766 ... Kanunlara göre yapılan kadastro/tapulama çalışmaları sırasında, kadastroya tabii tutulmayarak tespit harici bırakılan yer olduğu belirtilerek, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla, davalı ... adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 181 ada 41 parsel ... taşınmazın, Hazine'ye ait olup tespit dışı bırakılan ve ilk tesis kadastrosu yapılırken kimsenin kullanımında olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden iken yapılan çalışma sonucunda taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddesinde yer alan zilyetlikle iktisap koşullarının davalı açısından oluşması gerektiğini, yapılan çalışmaların yasa ve genelge hükümlerine aykırı olduğunu belirterek taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı duruşma sırasında alınan beyanında; taşınmazın 45-50 yıldır zilyetliğinde bulunduğunu ve ekin ektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, keşifte dinlenilen mahalli ve tespit bilirkişileri ile davalığı tanığının, dava konusu taşınmazın davalı tarafından 30 yıldan fazla süre ile ekin ekildiği yönünde beyanda bulundukları, mahkemece yapılan gözlemde, dava konusu taşınmazın tamamının buğday ekili olduğunun ve hudutlarında kullanımdan kaynaklı sınır oluştuğunun gözlemlendiği, bilirkişi heyet raporunda, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri ve toprak yapısının incelenmesinde, dava konusu taşınmazın 1992 yılı hava fotoğrafında taşlardan temizlenerek düzleştirildiğinin ve keşif tarihine kadar tarımsal üretim yapıldığının, imar ihyasının tamamlanarak tarım toprağı vasfının oluştuğunun belirtildiği, bu nedenle davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın reddine, 181 ada 41 parsel ... taşınmazın kadastro tutanağındaki gibi tarla niteliği ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğu gibi eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6831 ... Orman Kanunu’nun (6831 ... Kanun) 1 inci maddesi kapsamında 2017 yılında tamamlanarak 2018 yılında kesinleşen orman kadastrosu çalışması sonucunda parselin tamamının ziraat arazileri olarak belirtilen alanda kaldığı; keşifte dinlenilenlerin beyanları, hava fotoğrafları, memleket haritaları, uydu fotoğrafları ve toprak yapısına göre eğimi % 8-10 arasında olup orman sayılmayan yerlerden olduğu, 1992 yılından itibaren imar ihyanın başladığı, taşların temizlenerek düzleştirildiği, düzenli sürülüp işlenmesi sonucunda komşu parsellerle sınırlarının oluştuğu, nizasız fasılasız tarım yapmak suretiyle kullanıldığı ve tarım toprağı özelliklerine sahip olduğu; tespit tarihine kadar davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun'un 14, 17 ve geçici 8 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazın uzak komşusu olan 181 ada 1 ve taşınmaza bitişik vaziyette bulunan 181 ada 2 parsel ... taşınmazlar mera vasfında olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince yöntemine uygun bir şekilde mera araştırması yapılmadığı gibi, ziraat bilirkişisi raporunda da, taşınmazın komşu mera parseli ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı net olarak ortaya konulmamış ve hava fotoğraflarının incelenmesinde, taşınmazın mera arazileri ile aynı görünümde olduğu belirtildikten sonra taşınmazın komşu ham toprak olan taşınmazlarla aynı görünümde olduğu belirtilerek raporun kendi içerisinde çelişki yaratıldığı halde, söz konusu çelişki giderilmeksizin hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir.
Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, 1983 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı hususu kadastro müdürlüğüne sorulmuş ise de, yazı cevabında, taşınmazın neden tescil harici bırakıldığı hususunu yazı cevabında belirtmediği gibi yazı cevabına ekli olarak gönderilen tesis kadastrosu paftaları zeminle çakıştırılmak suretiyle taşınmazın bulunduğu yer bilirkişi kurulu raporunda da gösterilmemiş ve böylelikle taşınmazın kadastro sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı hususu netleştirilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
2. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince, öncelikle çekişmeli taşınmazı dıştan çevreleyen komşu parselleri (taşınmazın hudutlarında dere, yol vs. bulunması halinde bunlardan sonra gelen taşınmazlarda dahil olmak üzere) bir arada gösterir geniş çaplı kadastral kroki ve bu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanaklarını oluşturan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, başka davanın kosu olmaları halinde ilgili dava dosyaları temin edilmeli ve davalar arasında irtibat bulunması halinde birleştirme hususu düşünülmeli, taşınmazın hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğü’ nden sorulup saptanmalı, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazlara komşu ve taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üçer kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile önceki keşfe katılan bilirkişiler dışında fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ile 6100 ... Kanun'un 290 ıncı maddesi kapsamında bir fotoğrafçı bilirkişinin katılımıyla, taşınmazın tamamı gezilerek ve mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi, çevre parsellerle karşılaştırmalı şekilde tutanağa yansıtılmak suretiyle yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazın sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazın kullanımına ara verilip verilmediği, önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatında kadim mera vasfında olup olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, zaman içinde sınırlarında mera yönünde genişleme olup olmadığı ve mera ile taşınmaz arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazın niteliğinin ve zilyetlik durumunun değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar da dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden, taşınmaz üzerinde tarafların kullanımındaki bölümler ile mera alanları arasında doğal yada yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının belirtildiği, tesis kadastrosu paftaları zeminle çakıştırılmak suretiyle taşınmazın bulunduğu yer ile sınırlarında ve üzerinde kalan dere, yol, mera vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli,
ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, kamu orta malı mera vasfı taşıyıp taşımadığını, meradan açılıp açılmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, mera ile tarafların zilyetliği altında bulunan bölümler arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazın birbirleriyle ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişiden, dava konusu taşınmazın komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların hangi taşınmaza ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile taşınmazın komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğrafları ile ortofoto haritalarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini ve aynı zamanda taşınmazın belirtir ve taşınmazın meranın devamı niteliğinde olup olmadığı hususu da değerlendirildiği şekilde rapor düzenlenlettirilmeli ve bundan sonra, taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı hususu da göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmelidir.
3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!