WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

6. Hukuk Dairesi         2023/3769 E.  ,  2024/800 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/536 E., 2022/955 K.
DAVA TARİHİ : 26.09.2008
HÜKÜM/KARAR : Kabul - Red

Taraflar arasında görülen kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali mümkün olmaması halinde çıkma payı alacağının tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ihraç kararının iptali talebinin reddine, çıkma payı alacağı talebi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin usulsüz ihtarlar sonucu yönetim kurulu kararıyla ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, bu karardan sonra 20.01.2002 tarihinde yapılan genel kurulda da müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini ve çıkarma kararının usulsüz olduğunu ileri sürerek, çıkarma kararının iptaline, aksi halde ödediği 14.367,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mâli yükümlülüklerini ihtarlara rağmen yerine getirmeyen davacının ortaklıktan çıkarılmasının yerinde olduğunu, mâli yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının çıkarma kararına karşı dava açmasının iyiniyet ilkesiyle bağdaşmadığını, dava için öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.12.2009 tarihli ve 2008/819 E., 2009/1070 K. sayılı kararıyla, çıkarma kararına esas ikinci ihtarda 1 ay yerine 30 gün süre verilmesi ve ihtarlara konu borcun hangi döneme ilişkin olduğunun belirtilmemesi nedeniyle ihtarların şekil yönünden geçersiz olduğu, yönetim kurulunun çıkarma kararından sonra yapılan 20.01.2002 tarihli genel kurulda davacının yeniden ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, bu kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile yönetim kurulunun çıkarma kararı ile 20.01.2002 tarihli genel kurulda alınan çıkarma kararının iptaline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesi'nin 17.09.2013 tarihli 2013/3321 E., 2013/5455 K. sayılı ilamı ile; genel kurul kararının davacıya tebliğ edilmemesi nedeniyle ihraç kararının iptaline ilişkin dava süresinde açılmış ise de davacının yaklaşık 7 yıl sonra ihraç kararının iptalini istediği, aidat toplayan kooperatiflerde üyelerin kooperatife herhangi bir aidat ödememeleri, genel kurullara katılmamaları, bir şekilde kooperatifte ilişki kurmamaları halinde üyeliğin sona erdiğine zımnen rıza göstermiş olduklarının kabul edilmesi gerektiği, davacının ihraç kararı ile dava açma tarihi arasında geçen 7 yıllık süre nazara alınarak yukarıda belirtilen ilkeler ve TMK'nın 2. maddesi çerçevesinde araştırma yapılarak varılacak değerlendirme sonucuna göre ihraç kararının iptalinin gerekip gerekmediği hususunda bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.10.2020 tarihli 2014/821 E., 2020/595 K. Sayılı kararı ile, aidat toplayan kooperatiflerde üyelerin uzun süre kooperatifle ilişki kurmamaları halinde üyeliğin sona erdiğine zımnen rıza göstermiş oldukları, davacının ihraç kararı ile dava açma tarihi arasında geçen yedi yıllık süre nazara alındığında ihraç kararının iptali ile ortaklığın devam ettiğine ilişkin davasının reddine karar verilmesi gerektiği, davacı yanın aidat bedelinin iadesine ilişkin olarak talebi 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesi hükmü gereğince zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğu gerekçesiyle, davacının ihraç kararının iptali talebinin reddine, terditli olarak aidat bedelinin iadesine ilişkin davasının zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 23.11.2021 tarihli 2021/4379 E., 2021/1682 K. sayılı ilamı ile; davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile, davanın 26.09.2008 tarihinde açıldığı, davalı kooperatifin 19.10.2003 tarihinde yaptığı olağanüstü genel kurul toplantısında davacının 7.587,00 TL çıkma payı alacağının bulunduğu, bu bedelin kendisine Aralık 2004 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Kooperatifler Kanunu'nun 17/2 maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetinin tehlikeye düşeceği hallerde bu ertelemeyi yapmaya hakkının olduğunu, bu durumda zaman aşımının bu tarihte işlemeye başladığı, bu tarihten itibaren dava tarihine kadar zamanaşımı süresi dolmadığından bilirkişinin belirlediği bedel kadar çıkma payı alacağı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, davacının ihraç kararının iptali ile ortaklığın devamına ilişkin davanın reddine, aidat bedelinin iadesi talebi yönünden kısmen kabulü ile, 7.207,65 TL'nin 19.02.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ihraç kararının iptaline ilişkin talebin reddi nedeniyle aleyhe vekalet ücreti takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bozma ilamında yalnızca zaman aşımı yönünden inceleme yapıldığını, aidat bedelinin iadesine veya bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkiline iade edilmesi gereken çıkma payı alacağının 14.367,00 TL olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; çıkma payı alacağının talep tarihi itibariyle zaman aşımına uğradığını, dava tarihi itibariyle faiz işletilmesi yerine 19.02.2003 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ihraç kararının iptali mümkün olmadığı takdirde çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428, 438/7,8,9. maddeleri ile 439/2. maddesi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439/2. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisine yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Terditli davalar HMK 111. maddede düzenlenmiştir. Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. (HMK 111/1) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. (HMK 111/2)

Terditli olarak açılan davada iki ayrı nedene dayalı olarak dava açılmış olsa da davacının bu davada elde etmek istediği şey ve davası tektir. Bu nedenle terditli davada hüküm kurulurken harç, vekalet ücereti ve yargılama giderleri yönünden ise tek hüküm kurulacaktır. Yani reddedilen terditli birinci talep nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücreti ve harca hükmedilmeyecektir. Bu konuda tek istisna reddedilen terditli birinci talebin reddini sağlamak için davalının yapmak zorunda kaldığı vekalet ücreti dışındaki dışındaki bazı yargılama giderleri davacının dürüstlük kuralına aykırı davranışları nedeniyle yapılmak zorunda kalınmış ise bu kısımların HMK 327. madde hükmündeki düzenlemenin sonucu olarak davacıya yüklenmesi mümkün olabilecektir. Dürüstlük kuralına aykırı bir davranış söz konusu değilse tek dava bulunduğu gözetilerek davacının sonuç haklılık derecesine bakılarak yargılama giderine hükmedilmesi gerekir.

Somut olayda terditli dava açılmış olup ikinci talep kabul edilmek suretiyle karar verilmiş olduğundan terditli birinci talep yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davacının buna değinen temyiz itirazı yerindedir. Bu husus bozmayı gerektirir ise de bu bozma nedeninin kapsamına göre hükmün düzeltilerek onanması mümkün olduğundan karar düzeltilerek onanmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenle hükmün düzeltilerek onanması gerektiği görüşünde olduğumdan vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları reddedilerek hükmün onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.