WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

A- A A+

6. Ceza Dairesi         2024/1296 E.  ,  2024/2879 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/406 E., 2021/1420 K.
SUÇ : Konutta birden fazla kişi ile birlikte yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 04.12.2023 tarihli ve 2022/13348 Esas, 2023/14914 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.12.2014 tarihli ve KD - 2024/12071 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında "...İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 15.12.2020 tarihinde 2020/255 Esas numaralı dosyası üzerinden yapılan ve yalnızca tek celse süren yargılamada aşağıda yer verilen bazı çelişkili hususlar giderilmeden eksik incelemeyle karar verildiği değerlendirilmiştir.
Sanıklar ... ve ...'ın aşamalardaki savunmalarında birbirlerini tanımadıklarını beyan etmeleri karşısında, Başsavcılığımızca düzenlenen tebliğnamede sanıkların olay öncesi ve sonrası birbirleriyle irtibatlı olup olmadıkları hususunda HTS kayıtları alınmak suretiyle inceleme yapılması gerektiği yönünde görüş belirtilmiş, ancak Yüksek Dairenizce yapılan temyiz incelemesinde "Katılanın, sanık ...’ı soruşturma evresinde canlı ve çoklu ortamda iki kez teşhis ettiği, İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2020 tarihli oturumunda yapılan yüzleştirme işleminde katılan ve tanığın suçun faillerinden birinin sanık ... olduğunu kesin olarak beyan ettikleri" şeklinde değerlendirme yapılarak teşhiş işleminin yeterli olduğu kanaatine varılmıştır. Katılanın soruştuma aşamasında 30.10.2019 tarihinde ibraz ettiği dilekçede bazı fotoğraf çıktıları sunduğu görülmüş, katılan vekili de temyiz aşamasında gönderdiği dilekçesinde birbirlerini tanımadığını belirten sanıklar ... ve ...'ın aynı karede yer aldığını iddia ettiği bazı fotoğrafları dosyaya ibraz etmiştir. Bu halde katılan ve katılan vekilinin dosyaya sundukları fotoğrafların sanıklara ait olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılması gerektiği halde herhangi bir araştırma yapılmamış, duruşma esnasında bu fotoğraflar taraflara sorulmamış, gerekçeli kararda da bu hususa hiç değinilmediği anlaşılmıştır.
Sanık ...'nın aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğu hususunda değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Ancak dosya ayrıntılı incelendiğinde katılan ... ve tanık olarak ifadesine başvurulan ...'in beyanlarındaki çelişkiler giderilmeden eksik incelemeyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Zira, katılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ibraz ettiği şikayet dilekçesinde olay günü sanık ... ve beraberindeki 6-7 erkek şahsın ikametine geldiğini belirtmiş, ancak daha sonraki beyanlarında sanık ... ve yanında bulunan 2 erkek şahıstan bahsetmiştir. Tanık ... ise soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında sanık ... ve beraberindeki 4-5 şahsın eve geldiğini belirtmiş, olay yerine geldiği iddia olunan sanık sayısındaki tutarsızlık katılan ve tanığa sorulmamıştır.
Yine katılan şikayet dilekçesinde eve gelenlerin kendisine tecavüz etmeye kalktığını belirtmesine rağmen, aşamalarda alınan ifadelerinde bu hususa değinmemiş, tanık tarafından da bu hususa ilişkin bir beyan verilmemiştir.
Tanık ...'in ifadesi sanıklar hakkında suç vasfının belirlenmesinde çok büyük önem arz etmektedir. Tanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinde, "olay yerine geldiğini belirttiği sanıkların katılanı dövüp gittiklerini, 10 dakika sonra sanık ...'nın geri geldiğini, geldiğinde yanındaki şahısların polis olduğunu, şikayet etmesi halinde sonuç alamayacağını söyleyip, masanın üzerinde duran katılan ...'ya ait ... marka telefonu alıp gittiğini" belirtmesine karşın, duruşmadaki ifadesinde "taraflar arasında tartışma olduğunu, ancak katılanın telefonunun alındığını görmediğini" beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu çelişkili husus giderilmeden sanıklar hakkında ceza tayinine gidilmiştir. Tanığın soruşturma aşamasındaki ve kovuşturma aşamasındaki birbirinden farklı ifadelerine bakıldığında sanıklar hakkında suç vasfının değişme ihtimali bulunmaktadır. Nitekim, tanığın ilk ifadesinin doğru olduğunun kabulü halinde sanıklar hakkında TCK'nın 142/2-h, 86/2. maddelerinin uygulanması gündeme gelecektir. Bu bağlamda Başsavcılığımızca düzenlenen 17/11/2022 tarihli tebliğnamede de belirtildiği üzere, beyanlara göre olay esnasında olay yerinde bulunduğu anlaşılan Cumayi Atamurat isimli şahsın açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek olayla ilgili bilgisine başvurulması, bu şahsa sanıkların eylemlerinin nelerden ibaret olduğu hususunun sorulması, yine sanık ...'la ilgili teşhis işlemi yaptırılması gerektiğinin büyük önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Ancak tek celsede biten yargılamada belirtilen tanığın dinlenmesinin de gündeme gelmediği görülmektedir.
TCK'nın 150/2. maddesi "Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir." şeklinde olup, buna göre yağma suçunun konusunu oluşturan malın değeri sanık/sanıklara verilen cezada önem arz etmektedir. Katılanın yağmalandığını iddia ettiği 2. el konumundaki cep telefonu ile ilgili herhangi bir fatura ibraz etmediği gibi, yargılamanın hiçbir aşamasında katılana ait cep telefonunun olay tarihi itibariyle 2. el piyasası araştırılmamış, sanıklar hakkında TCK'nın 150/2. maddesinin uygulanma olanağı hususu tartışmasız bırakılmıştır. Bu hususun araştırılmaması Başsavcılığımızca önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'nın cevabi yazısında katılana ait cep telefonunun 30.04.2019 günü gece saat 23:45'ten sonra kullanımının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Katılan ve sanıkların olay günü kullandıkları GSM hatlarına ilişkin baz istasyonu ve sinyal bilgilerini içerir HTS kayıtlarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan talep edilip incelenmesi halinde iddiaya konu olayın aydınlatılacağı, bu araştırmanın suç saatinin belirlenmesinde de önemli olduğu değerlendirilmektedir.
Katılanın 30.04.2019 tarihinde gerçekleştiğini iddia ettiği olayla ilgili olaydan 8 gün sonra 08.05.2019 tarihinde özel bir hastaneden rapor alması, yine yaklaşık dört hafta sonra 27.05.2019 tarihinde müracaatta bulunması hususları ile ilgili de mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.12.2020 tarih, 2020/255 Esas ve 2020/395 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 149/1,c-d-h, 62, 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası verilmesine ilişkin kararın yeterli araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile verildiği, yukarıda ayrıntıları belirtilen hususlar araştırıldıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tespit ve tayininin gerektiği..." gerekçesi ile sanıklar ... ve ... lehine itiraz yoluna başvurulması gerektiği değerlendirilmiştir.

II- GEREKÇE
İtirazla ilgili yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

1.Sanıkların tüm aşamalarda birbirlerini tanımadıklarını savunup suçlamayı kabul etmedikleri, katılan vekilinin sunduğu dilekçe ekinde ibraz ettiği bir masa etrafında yan yana çekinmiş 3 şahsa ait resimdeki şahıslardan ikisinin sanıkların olduğunu iddia edip birbirlerini tanıdıklarını ileri sürdüğü dikkate alındığında; sanık ...'ın suç tarihindeki kullandığı telefon hattı resen tespit edildikten sonra sinyal verdiği baz istasyonları gösterir şekilde HTS raporları getirtilerek sanığın olay tarih ve saatlerinde suç mahallinde bulunup bulunmadığı, diğer sanıkla irtibatının olup olmadığı araştırılıp ve katılan vekili tarafından ibraz edilen fotoğraftaki şahısların sanıkların olup olmadığı hususundu savunmaları alınıp gerektiğinde bu yönde bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin düşünülmemesi,

2.Katılan ... ve tanık olarak ifadesine başvurulan I.J.'nin beyanlarındaki çelişkiler giderilmeden eksik incelemeyle karar verildiği, katılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ibraz ettiği şikayet dilekçesinde olay günü sanık ... ve beraberindeki 6-7 erkek şahsın ikametine geldiğini belirtmiş, ancak daha sonraki beyanlarında sanık ... ve yanında bulunan 2 erkek şahıstan bahsetmiştir. Tanık I.J. ise soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında sanık ... ve beraberindeki 4-5 şahsın eve geldiğini belirtmiş, olay yerine geldiği iddia olunan sanık sayısındaki tutarsızlık katılan ve tanığa sorulmadan ve husustaki duraksamalar giderilmeden karar verilmesi,

3.Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'nın cevabi yazısında katılana ait cep telefonunun 30.04.2019 günü gece saat 23.45'ten 28.05.2019 tarihine kadar sonra kullanımının bulunmadığı ve katılanın şikayetinin 27.05.2019 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında, suça konu cep telefonunun şikayet tarihinden sonraki bir zaman diliminde kullanılıp kullanılmadığı, kullanılması halinde bu durumun sanıklarla ya da katılan ile bir irtibatının bulunup bulunmadığının araştırılmaması,

4.Tanık I.J.'nin beyanında adı geçen Cumayi Atamurat isimli şahsın açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek olayla ilgili bilgisine başvurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Suretiyle eksik inceleme ile karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesini, 25.05.2021 tarihli ve 2021/406 Esas, 2021/1420 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA, sanıkların infazlarının durdurularak TAHLİYELERİNE, başka suçtun tutuklu veya hükümlü değillerse hükümlülerin bulunduğu ceza infaz kurumlarına derhal salıverilmeleri için ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına yazı yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.