4. Ceza Dairesi 2021/25505 E. , 2024/2675 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/651 E., 2016/284 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile;
1. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, aynı maddenin dördüncü fıkrası, adı geçen Kanun'un 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca ayrı ayrı 8.160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
2. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun hakaret suçunu işlediklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeterli somut delil bulunmasına karşın beraatlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz isteği, kamera görüntülerinin çözümüne göre teker teker değerlendirme yapılmasının mümkün olduğuna, sanıkların atılı suçları işlediklerine, cezalandırılması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
3. Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz isteği, sanıkların her ikisinin de beraat etmesine karşın tek vekalet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
4. Sanıklar ... ve ... müdafileri hükümleri süre tutum dilekçesiyle temyiz etmiş, usulune uygun tebliğe rağmen ayrıntılı temyiz dilekçesi sunmamışlardır.
5. Sanık ... müdafilerinin temyiz istekleri, sanık hakkında uygulanan kanun maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında sanığın beraat etmesi gerektiğine, dosyada yer alan görüntü kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğuna ve hükme esas alınamayacağına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü Osmangazi Üniversitesi Kongre Merkezinde kuruluştan günümüze 90. Yılında Cumhuriyet Sempozyumu adı altında yapılan etkinliğine, Eskişehir Valisi ...'nın da katıldığı, sempozyumun olduğu salona girmek isteyen sanıkların salona alınmadıkları, kongre merkezi kapısı önünde bulunan sanıkların "Vali defol, katil vali...." şeklinde sloganlar atarak Eskişehir Valisi katılana görevinden dolayı hakaret ettikleri iddiasıyla açılan davada Yerel Mahkemece tüm dosya kapsamı, kamera görüntülerinin çözümüne ilişkin bilirkişi raporları ve sanık savunmalarına göre sanıklar ..., ... ve ...'nın mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV.GEREKÇE
A. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
1.Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. gerekmektedir.
Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa'da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir." denilmektedir.
Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi 07.02.2019 tarih, 2014/18780 başvuru numaralı (Deniz Benol ve diğerleri başvurusu) kararında, başvuru konusu olaydaki kalıplaşmış sloganların tekrarından ibaret sloganlar kitlesel eylemler yapan bazı grupların kolluk güçleri ile karşılaştıkları durumlarda sıkça kullanılmaktadır. Bu bağlamda "Katil polis hesap verecek." şeklindeki sloganın genel nitelikli olduğu değerlendirilmiş ve başvuru konusu olayda görev yapan polislerin kişisel şeref ve itibarına yönelik olmadığı kabul edilmiştir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanıkların suç tarihinde Eskişehir Valisi olan katılanın yaptığı açıklamalar nedeniyle katılana hitaben söyledikleri slogan niteliğindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ve sarsıcı ağır eleştiri niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
2. Kabule göre de, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmekte olup somut olayda, eylemin gerçekleştiği üniversite kampüsünün herkese açık olup olmadığı araştırılıp tespit edilmeden, yetersiz gerekçeyle anılan madde hükmünün uygulanması,
3.5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması halinde;17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönlerden hukuka aykırı bulunmuştur.
.
B. Katılan Vekili, O Yer Cumhuriyet Savcısının ve Sanıklar ... ile ... Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden
1.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nun 14.05.2015 tarihli, sanıklar ... ve ...'ın ise 27.01.2015 tarihli savunmaları olduğu ve bu tarihlerden itibaren, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
A. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
B. Katılan Vekili, O Yer Cumhuriyet Savcısının ve Sanıklar ... ile ... Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekili, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanıklar ... ile ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin,1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy biriliğiyle, 04.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!