12. Ceza Dairesi 2023/5157 E. , 2024/1012 K.
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/03/2020 tarihli ve 2019/40 esas, 2020/174 sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 08/10/2020 tarihli ve 2020/2431 esas, 2020/3225 sayılı kararı ile basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulması üzerine, basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılaması sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2020 tarihli ve 2020/509 esas, 2020/613 sayılı kararına karşı sanık tarafından yapılan itiraz üzerine, duruşma açılarak genel hükümlere göre yapılan yargılama neticesinde, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli ve 2021/28 esas, 2021/229 sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 04/10/2021 tarihli ve 2021/1388 esas, 2021/3185 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un geçici 5. maddesinin d bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin aynı bentte yer alan seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 21/04/2022 tarihli ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı üzerine oluşan yeni duruma göre lehe olan hükümlerin uygulanması ve infazın durdurulmasına yönelik talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına ve hükümlü hakkında seri muhakeme usulünün uygulanması için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Seri Muhakeme Bürosuna gönderilmesine ilişkin İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/08/2022 tarihli ve 2021/28 esas, 2021/229 sayılı ek kararını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/10/2022 tarihli ve 2022/168367 soruşturma, 2022/42187 esas, 2022/1116 sayılı seri muhakeme usulüne tâbi talepnamenin kabulüne ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2022 tarihli ve 2022/518 esas, 2022/501 karar sayılı kararının itiraz edilmeksizin 20.10.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 94660652-105-34-3739-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB- 2023/59216 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/59216 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un Geçici 5. maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ...c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenleme ile, Anayasa Mahkemesinin 21/04/2022 tarihli ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan "... kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış ..."” ibaresinin aynı bentte yer alan “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde,
Somut dosya kapsamında, sanığın mahkûmiyetine konu suçun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi gereğince seri muhakeme usulüne tâbi olduğu, sanığın aynı eylemi nedeniyle İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve kararın 04/10/2021 tarihinde kesinleştiği, Anayasa Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarihli ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararının 02/08/2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, 1982 Anayasasının 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce mahkemesince karar verilip kesinleştirildiği anlaşılmakla, yürürlük tarihinden önce hükme bağlanmış kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamayacağı gibi,
5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesinde yer alan “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki hüküm nazara alındığında, sanığın eylemi nedeniyle İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği gözetilmeksizin, aynı eylem nedeniyle yapılan yargılama sonucunda, mükerrer nitelikteki seri muhakeme usulüne tâbi talepnamenin 5271 sayılı Kanun’un 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası; ''Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. ''
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
3. İncelenen dosya içeriğine göre; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/03/2020 tarihli ve 2019/40 esas, 2020/174 sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 08/10/2020 tarihli ve 2020/2431 esas, 2020/3225 sayılı kararı ile basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulması üzerine, basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılaması sonucunda, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2020 tarihli ve 2020/509 esas, 2020/613 sayılı kararına karşı sanık tarafından yapılan itiraz üzerine, duruşma açılarak genel hükümlere göre yapılan yargılama neticesinde, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli ve 2021/28 esas, 2021/229 sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 04/10/2021 tarihli ve 2021/1388 esas, 2021/3185 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un geçici 5. maddesinin d bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin aynı bentte yer alan seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 21/04/2022 tarihli ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı üzerine oluşan yeni duruma göre lehe olan hükümlerin uygulanması ve infazın durdurulmasına yönelik talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına ve hükümlü hakkında seri muhakeme usulünün uygulanması için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Seri Muhakeme Bürosuna gönderilmesine ilişkin İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/08/2022 tarihli ve 2021/28 esas, 2021/229 sayılı ek kararını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/10/2022 tarihli ve 2022/168367 soruşturma, 2022/42187 esas, 2022/1116 sayılı seri muhakeme usulüne tâbi talepnamenin kabulüne ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası atfıyla ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2022 tarihli ve 2022/518 esas, 2022/501 karar sayılı kararının itiraz edilmeksizin 20.10.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
4. Buna göre, somut dosya kapsamında, sanığın mahkûmiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanunu'nun 250 inci maddesi gereğince seri muhakeme usulüne tâbi olduğu, sanığın aynı eylemi nedeniyle İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve kararın 04/10/2021 tarihinde kesinleştiği, Anayasa Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarihli ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararının 02/08/2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce mahkemesince karar verilip kesinleştirildiği anlaşılmakla, yürürlük tarihinden önce hükme bağlanmış kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması yapılamayacağı gibi, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki hüküm nazara alındığında, sanığın eylemi nedeniyle İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği gözetilmeksizin, aynı eylem nedeniyle yapılan yargılama sonucunda, mükerrer nitelikteki seri muhakeme usulüne tâbi talepnamenin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiş olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/10/2022 tarihli ve 2022/518 esas, 2022/501 karar sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden;
Sanık hakkındaki kararın, hüküm fıkrasının, “1-Sanık hakkında aynı fiili nedeniyle daha önceden açılmış bir dava ve verilmiş bir karar bulunduğu anlaşıldığından, ikinci defa açılan davanın, CMK'nın 223/7. maddesi gereğince reddine, 2-Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına” şeklinde düzeltilmesine; müteakip işlemlerin mahallinde buna göre yapılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!