WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

YARGITAY 12. CEZA DAIRESI

A- A A+

12. Ceza Dairesi         2023/4219 E.  ,  2025/3990 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/407E. - 2022/2442K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2019/379 E., 2021/649K. sayılı ilamıyla sanık hakkında 2863 sayılı Kanununa aykırılık suçundan yürütülen yargılama neticesinde sanığın atılı suçu işleme kastıyla hareket etmediği anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, karara karşı o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının kaldırılması ile;

"Sanık hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefet suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 765 Sayılı TCK'nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı CMK'nın 223/8 maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,

Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına," ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı katılan vekilinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın her sene tarımsal faaliyet yaptığına suç tutanağının 2018 yılındaki faaliyete ilişkin olduğuna, sanığın ecrimisil ödemesinin doğal sit alanında izinsiz tarımsal faaliyet yapmasını haklı çıkarmayacağına, atılı suçun unsurlarının oluştuğuna, resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Tüm dosya kapsamından 25.09.2018 tarihli tutanak ile sanığın Hazineye ait 1.derece doğal sit sınırları içerisinde doğal karakteri korunacak alan içerisinde kalan 209 nolu parselde sanık tarafından izinsiz olarak çeltik ekimi yaptığının tespiti üzerine sanık hakkında başlatılan soruşturma işlemleri kapsamında, taşınmaza ait tapu kaydında 18.04.1996 tarihli ve 1419 yevmiye nolu 1. derece doğal sit alanında kaldığına dair şerhin bulunduğu, sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinde 1977 yılından beri araziyi tarım amaçlı kullandığını, ecrimisil bedellerini ödediğini arazide tarımsal faaliyetin yasak olduğunu bilmediğini beyan ettiği, yürütülen soruşturma neticesinde sanığın izinsiz olarak doğal sit alanında çeltik ekimi yaparak izinsiz fiziki müdahalede bulunma suçunu işlediğinden bahisle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

Yerel Mahkemece 13.11.2019 tarihinde icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 22.11.2019 tarihli arkeolog bilirkişi raporuna göre; dava konusu 209 nolu parselin de içinde bulunduğu alanın; Mülga Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 31.07.2007 tarih ve 2926 sayılı kararı ile 1. derece ve 2. derece doğal sit alanı olarak ilan edilen yerde kaldığı, tarımsal faaliyette bulunarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğunun belirtildiği, 17.12.2019 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre,taşınmaz üzerinde zirai faaliyet (sürüm, ekim v.b) için 30-40 cm derinliğe inilerek toprak işlemesi yapıldığı, bu alanda (pulluk, dip kazan) tarım aletlerinin traktöre takılarak sürme, yırtma, karıştırma ve devirme işlemi ile tohum yatağı hazırlanarak hububat tarımı yapılarak toprak yapısı ve bitki örtüsünün bozulduğu, 1. derece doğal sit alanının tarımsal faaliyet nedeniyle zarar gördüğünün tespit edildiği, anlaşılmıştır.

Sanığın Yerel Mahkemece alınan savunmasında 1977 yılından beri suçlamaya konu alanda tarımsal faaliyetler yaptığını ve ecrimisil ödediğini kendisine herhangi bir bildirim yapılmadığını suç işleme kastı olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.

Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde;"Tüm dosya kapsamı incelendiğinde her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı kanuna muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de dosya içerisinde bulunan 18/11/2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna göre sanığın çeltik ekimi yaptığı Kurtuluş Mahallesi 209 nolu parselin 18/04/1996 tarih ve 1419 Yevmiye No 1. dereceden sit şerhi bulunduğu, ayrıca söz konusu parsel üzerinde 3083 Sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince kısıtlı olduğuna dair 28/07/2007 tarih ve 709..Yevmiye No ile beyan bulunduğunun belirtildiği, sanık savunmasında söz konusu araziyi 35-40 yıl gibi uzun bir süredir kullandığını fakat son üç dört yıl içerisinde sit alanı ilan edilen kısmı kullanmadığını, beyan ettiği, ayrıca söz konusu araziyi kullanması sebebiyle ecrimisil ödediğini beyan ettiği, Mahkememizce Milli Emlak Şefliğine müzekkere yazılarak sanığın ecrimisil ödeyip ödemediğinin sorulduğu, 30/09/2019 tarihli Milli Emlak Şefliği'nin cevabi yazısında sanığın kullanmış olduğu Kurtuluş Mahallesi 209 nolu parsel için 01/01/1985-31/12/1986, 01/01/1987-31/12/1988, 01/01/1989-31/12/1989, 01/01/1990-31/12/1991, 01/01/1997-31/12/1999, 01/01/2000-22/07/2004, 23/07/2004-21/07/2008, 22/07/2008-07/10/2011, 08/10/2011-10/02/2015 dönemleri için ecrimisil bedeli ödendiğinin belirtildiği, ecrimisil ödemelerinden de anlaşılacağı üzere sanığın söz konusu Kurtuluş Mahallesi 209 nolu parselin sit alanı olmadan önce kullandığının anlaşıldığı, sit alanı ilan edildikten sonra da söz konusu parsele ilişkin ecrimisil ödemelerinin yapıldığı, sanığın yaptığı ecrimisil ödemelerinin ilgili kurum tarafından alındığı, sanığın söz konusu araziyi kullanabileceği düşüncesinin kendisinde oluşabileceği gözetilerek " gerekçeleriyle sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediği kanaatiyle CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince müsnet suçtan beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,"Sanığın aşamalardaki savunmalarında; birinci derece sit alanı içerisinde kalan taşınmazı 1977 yılından beri tarımsal amaçlı olarak kullandığını beyan etmesi, Silifke Kaymakamlığı Milli Emlak Şeflinin 30/09/2019 tarihli cevabı yazılarında işgal ve tasarrufun başladığı tarihin 01/01/1985 olarak gösterilmesi karşısında Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/12694 Esas - 2019/5257 Karar ve 2020/10864 Esas - 2021/5111 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere 2863 Sayılı Kanununa aykırılık suçu açısından suç tarihinin işgal ve tasarruf eyleminin başladığı 1985 yılı Ocak Ayı olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 1985 yılından itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla" gerekçeleriyle beraat hükmünün kaldırılarak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine şeklinde hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR
Bölge Adliye Mahkemesince örnek gösterilen Dairemiz ilamı incelendiğinde, örnek alınan ilam içeriğinden sanığın 2001 yılı Mayıs ayında taşınmazı devraldığında suça konu süs bitkilerini diktiğini beyan ettiği, dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre suçlamaya konu alandaki süs bitkilerinin yaşlarının sanık savunmasını doğrular şekilde tespit edildiği, dolayısıyla sanığın ecrimisil ihbarnamesinde işgal ve faydalanmanın başladığı tarih olan 01.01.2001 tarihinden sonra herhangi bir fiziki müdahalesinin tespit edilmediği, incelemeye konu dosyada ise sanığın 25.09.2018 tarihli tutanak ile çeltik ekimi yaptığının tespit edildiği, sanığın savunmasında 1977 yılından beri tarlada ecrimisil ödeyerek tarımsal faaliyet yaptığını ikrar ettiği de dikkate alındığında sanığın fiziki müdahale teşkil eden eylemlerine devam ettiği ve suç tarihinin tespit yapılan 25.09.2018 olarak kabulünde zorunluluk gerektiği, değerlendirilerek yapılan inceleme neticesinde;

Tüm dosya kapsamından 25.09.2018 tarihinde yerinde yapılan incelemede 1. derece doğal sit alanı içerisinde kalan Hazineye ait taşınmaz üzerinde sanık tarafından izinsiz olarak tarımsal faaliyet (çeltik ekimi) yapıldığına dair tutanak tanzim edildiği, sanığın aşamalardaki savunmasında davaya konu taşınmaz üzerinde 1977 yılından beri ecrimisil ödeyerek tarımsal faaliyette bulunduğunu kabul ettiği, Yerel Mahkemece icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 17.12.2019 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre, tarımsal faaliyet nedeniyle 1. derece doğal sit alanının zarar gördüğü tespitlerine yer verildiği, davaya konu alanın Hazineye ait olduğu ve tapuda sit şerhi bulunduğu da dikkate alındığında sanığın davaya konu taşınmazın sit alanında kaldığını bilmediğine dair savunmasına iştirak edilemeyeceği, ecrimisil ödemesi yapılmasının, taşınmazlar üzerinde dilendiği şekilde tasarrufta bulunulabileceği anlamına gelmediği, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi yerine hatalı değerlendirme ile zamanaşımı dolduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2025 tarihinde karar verildi.