WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/617 E.  ,  2023/3521 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1156 Esas-2021/1199 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2016/381 E., 2018/580 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin faturaya dayalı alacağın tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi uyarınca, itirazın iptali davasının itirazın alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerektiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu ve itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren başladığı, somut olayda, ödeme emrinin davalı borçluya 01.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalının, ödeme emrinin tebliğinden önce 31.07.2015 tarihinde sunduğu dilekçeyle, yetkiye, borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, İcra Müdürlüğünün 31.07.2015 tarihli kararıyla, takibin yetki yönünden durdurulmasına, borca itiraz yönünden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, söz konusu kararın 04.08.2015 tarihinde davacı alacaklıya tebliğ edildiği, işbu itirazın iptali davasının tebliğ tarihinden itibaren bir yıl geçtikten sonra 07.09.2016 tarihinde açıldığı, itirazın iptali davası koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davası bakımından öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin itiraz dilekçesinin borçluya tebliğinden itibaren başlayacağını, somut olayda, İcra Müdürlüğü tarafından itiraz dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmeyip sadece itiraz sebebiyle takibin durdurulmasına dair kararın tebliğ edildiğini, bu nedenle hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığını, bir an için itiraz sebebiyle takibin durdurulmasına dair kararın tebliği sebebiyle hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı kabul edilse dahi davanın yine de hak düşürücü süre içerisinde açıldığını, zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinde, adli tatilde de görülmeye devam edilecek dava ve işlerin sayıldığı, itirazın iptali davasının bu tür davalardan olmadığını, aynı Kanun'un 104 üncü maddesinin "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.
" hükmünü haiz olduğunu, İcra Müdürlüğü kararının müvekkiline adli tatil içerisinde 04.08.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenle anılan Kanun hükmüne göre tebligatın 07.09.2015 tarihinde yapılmış sayılması gerektiğini, davanın bir yıllık hak düşürücü süre dolmadan 07.09.2016 tarihinde açıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, İcra Müdürlüğü tarafından her ne kadar itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmemiş ise de itirazın sebebiyle takibin durdurulmasına dair kararın tebliğ edildiği, bu nedenle itirazın davacıya tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği, 6100 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesiyle, adli tatilin bitmesinden itibaren bir hafta uzamış sayılayacağı öngörülen sürelerin, adli tatilde bakılamayacak olan iş ve davalara ilişkin olup anılan Kanun hükmünün sadece 6100 sayılı Kanun'la öngörülen süreler bakımından uygulama kabiliyeti bulunduğu, diğer Kanunlarca maddi hukuka ilişkin olarak tayin edilen sürelerin (özellikle de hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri) son gününün adli tatile rastlaması halinde bu sürelerin, adli tatilin bitmesinden itibaren yedi gün daha uzamış sayılmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işbu itirazın iptali davasının 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesiyle öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 103 ve 104 üncü maddeleri

2. 2004 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesiyle öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Somut olayda, davalı yanca takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerine İcra Müdürlüğünün 31.07.2015 tarihli kararı ile takibin durdurulmasına karar verilmiş ve takibin durdurulmasına ilişkin karar 31.07.2015 tarihinde alacaklı vekiline tebliğ edilmiştir. İcra dosyasında yer alan tebliğ mazbatası incelendiğinde, İcra Müdürlüğünün sadece takibin durdurulmasına ilişkin kararı alacaklı vekiline tebliğ ettiği, itiraz dilekçesinin tebliğ edilen evraklar arasında yer almadığı görülmektedir.

Somut uyuşmazlık bakımından çözüme kavuşturulması gereken husus, itiraz üzerine takibin durdurulmasına ilişkin kararın, itiraz dilekçesi olmaksızın alacaklıya tebliğ edilmesinin bir yıllık hak düşürücü süreyi başlatıp başlatmadığı hususudur.

2004 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrası, "Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir." hükmünü, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrası ise "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü haizdir. Anılan hükümlere göre takibe itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi zorunlu olduğu gibi itirazın iptali davası için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden işlemeye başlamaz. Anılan hükümlerde itirazın alacaklıya tebliğinden bahsedilmişse de burada kastedilen itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmesidir. Zira itirazın iptali davasının takibe itirazı hükümden düşürmek için açıldığı gözetildiğinde alacaklının takibe hangi gerekçelerle itiraz edildiğini bilmesi gerekmektedir. Bu nedenle somut olaydaki gibi itiraz dilekçesi tebliğ edilmeksizin sadece takibin durdurulmasına ilişkin kararın alacıklıya tebliğ edilmesi bir yıllık hak düşürücüyü başlatmayacaktır. Aksi yorum, belirtilen hükümlerin amacına ve itirazın iptali davasının amacına ve niteliğine aykırıdır.

Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, işbu itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.