11. Ceza Dairesi 2020/5262 E. , 2024/4910 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/763 E., 2020/487 K.
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 35.Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2014 tarihli ve 2013/453 Esas, 2014/71 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı (3 kez) 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29.05.2019 tarihli ve 2017/6212 Esas, 2019/5137 Karar sayılı kararı ile "üç farklı gerçek kişinin kimlik bilgileriyle sanığın fotoğrafı yapıştırılarak oluşturulan suça konu belgelerin aynı anda ele geçirildiği olayda, belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine ilişkin bir delil bulunmamasına göre, 5237 sayılı Yasanın 43/2. maddesi gereğince zincirleme olarak işlenmiş tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde üç kez “resmi belgede sahtecilik” suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, yargılama gideri olarak hesaplanan miktarın CMK'nin 324/4. maddesine 6352 sayılı Kanun’un 100. maddesiyle eklenen değişiklik doğrultusunda terkin edilecek miktar olan 20,00 TL'nin altında olması nedeniyle hazineye yükletilmesi yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine İstanbul Anadolu 35.Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2020 tarihli ve 2019/763 Esas, 2020/487 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz isteği; Mahkemece hükmedilen cezanın alt sınırdan verilmesi gerektiğine, hüküm celsesinde Avukatının hasta olması nedeniyle yargılamaya katılamadığını, bu nedenle bir sonraki celseye duruşmanın ertelenmesini talep etmiş olmasına rağmen, bu talebin dikkate alınmadan ve savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verildiğine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyizi; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, suça konu belgelerin aldatma kabiliyetinin bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, 16.09.2013 günü, saat:14.00 sıralarında Kartal 4 üncü Noterliği'nde üzerinde kendi fotoğrafı yapışık bulunan ve mağdur ...'in kimlik bilgilerini ihtiva eden, T11 717927 seri numaralı sahte olarak düzenlenen nüfus cüzdanını ibraz ederek Avukat ...'i vekil tayin eden genel vekâletname ve yine aynı avukata yönelik düzenleme şeklinde vekâletname tanzim ettirmek isterken suç üstü yakalandığı, üzerinde yapılan aramada yine sahte oldukları belirlenen ... adına düzenlenmiş U11 190654 seri numaralı nüfus cüzdanı, ... adına düzenlenmiş AA 929104 seri numaralı A-2 sınıfı sürücü belgesinin ele geçirildiği, her üç belgenin de sahte olarak tanzim edildiklerinin belirlendiği, kriminal raporuna göre suça konu her üç belgenin tamamen sahte olarak düzenlendikleri ve aldatma niteliğini haiz olduğunun belirlendiği, bu şekilde sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; hakkında arama kaydı olması nedeniyle sahte belgeleri düzenlettirdiğini, belgeleri üzerinde taşırken kullanmadığını, kimliklerin ve sürücü belgesinin farklı kişilere ait olduğunu, beyan etmiştir.
3. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1.Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/1-656 Esas ve 2012/222 Karar sayılı ve 05.06.2012 günlü ilamında da işaret edildiği üzere savunma hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, aksine savunma hakkının kötüye kullanılarak yargılamanın sürüncemede bırakılmaya çalışıldığı, nitekim atıf yapılan Ceza Genel Kurulu kararında adam öldürme suçundan verilen beraat kararının Yargıtay 1.Ceza Dairesince bozulması üzerine neticesi itibariyle nitelikli adam öldürme suçundan kurulan mahkumiyet kararında, sanığın dinlenilmeden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararda sanık müdafine ek savunma hakkı ve bozmaya karşı diyecekleri sorularak hüküm kurulduğu gerekçesiyle savunma hakkının kısıtlanmadığına dair karar verilmişken, resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetine esas temyize konu kararda sanığın ısrarla 3 ayrı celseye iştirak ederek tüm celselerde müdafisi yardımı ile savunmasını yapacağını, süre talebinin olduğunu beyan ettiği, 28.01.2020 tarihli celsede avukatının öldüğünü, bu nedenle ailesinin kendisine başka bir avukat tutacağını, bu nedenle duruşmanın ertelenmesini talep ettiği, bunun üzerine Mahkemece duruşmanın 27.03.2020 tarihine ertelendiği, Covid tedbirleri kapsamında duruşmanın yapılamaması nedeniyle 13.07.2020 tarihine celsenin ertelendiği, 13.07.2020 tarihli oturuma SEGBİS ile katılan sanığın avukatının rahatsız olması nedeniyle duruşmaya katılamadığını, bu nedenle savunmasını müdafiisi ile birlikte yapacağını, duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesini talep ettiği, Mahkemece aynı celsede temyize konu mahkumiyet hükmünün tesis edildiği, sanık müdafinin ölmediği, karar celsesine ise sanığın beyanının aksine rahatsız olması nedeniyle katılamayacağına dair sanık müdafi tarafından mazeret sunulmadığı gözetildiğinde, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, nitekim bu hususunda Dairemizin onama kararında değerlendirildiği, bu itibarla sanığın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik dosya kapsamında bir olguya rastlanılmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların düzeltilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği, somut olayda sanığın mağdurlar adına sahte nüfus cüzdanları ve sürücü belgesi düzenlediği, üzerinde kendi fotoğrafı yapıştırılmış mağdur ...'e ait kimlik belgesi ile vekâletname düzenlenirken yakalandığı, üzerinde mağdurlara ait kimlik belgeleri ile sürücü belgesinin aynı anda ele geçirilmesi karşısında, sanığın eyleminin tek bir sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi, hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karara yönelik sanık ve müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen ve 3. Paragraftaki "2 yıl 7 ay 7 gün" ibaresinin çıkartılarak hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2024 tarihinde karar verildi.
Yazı İşl.Md.Y. - F.U.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!