T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkili ile davalı arasında geçmiş yıllarda yapılan anlaşma neticesinde davalı şirketin, müvekkilinin işletmesinden tarım ürünleri tedarik etmeye başladığını, cari hesap usulüne göre çalışan müvekkilin muhasebe kayıtlarına göre davalı yandan 181.000,00TL alacağının bulunduğunu, söz konusu bakiyenin ödenmemesi üzerine 2023 yılı itibariyle müvekkilinin, davalı şirket ile çalışmayı bıraktığını, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Silifke . Noterliği aracılığıyla 31.05.2023 tarihinde ... yevmiye numarası ile cari hesaptan kalan fatura bedellerinin ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediği gibi faturalara da itiraz edilmediğini, fatura bedellerinin ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine tarafımızca Ereğli İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine de takibin durdurulduğunu belirterek; davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; görevli mahkemenin Ereğli (Konya) Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, davacının davasında iddiaları yerinde olmadığını, müvekkilinin ile davalı arasında borcun bulunmadığını, davacının müvekkilinden alacağının bulunmadığını, davacının iddia ettiği malları müvekkiline sattığını ve teslim ettiğini ispat etmesinin gerektiğini belirterek; davanın reddine, davacı tarafından haksız ve kötüniyetle açılan icra takibi ve itirazın iptali davası nedeniyle takipte talep edilen miktarın % 20’sinden az olmamak üzere müvekkil lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Ereğli/Konya İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 181.000,00 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 30/06/2022 tarihli 57.200,00 TL bedelli, 30/06/2022 tarihli 441.904,29 TL bedelli, 26/06/2022 tarihli 872.239,43 TL bedelli faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu faturalardaki hizmetin davalıya sunulup sunulmadığı, davacının bu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa alacak tutarının takip tarihi itibariyle ne kadar olduğu, Mahkememizin yetkili ve görevli olup olmadığı hususlarından ibarettir.
Doğanhisar Mal Müdürlüğü 28/08/2023 tarihli yazı cevabı ile davacının bilanço hesabına göre defter tuttuğu bildirmiştir. Davalının tacir olduğu konusunda ise tereddüt bulunmamaktadır. Bu kapsamda uyuşmazlığın her ikji tarafının da tacir olduğu ve uyuşmazlığın temelinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin bulunduğu sonucuna varıldığından uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiştir.
Davalının merkez adresinin, davacının ise ikamet adresinin Konya İli mülki sınırları içinde yer aldığı anlaşıldığından davalı tarafın yetki itirazının yerinde olmadığı kabul eidlmiştir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... - E K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı tarafın defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 18/12/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların defterde kayıtlı olduğu, faturalar toplamının 1.371.343,72 TL olduğu, ödeme tutarının ise 790.000,00 TL olduğu, dava dışı ... firması tarafından 200000 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 381.343,72 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, davalı tarafın defterlerinde yapılan incelemede ise davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların defterde kayıtlı olduğu, faturalar toplamının 1.371.343,72 TL olduğu, toplam 1.170.000,00 TL ödemenin bulunduğu, bakiye borç miktarının ise 201.343, 72 TL olduğu tespit edilmiştir.
Takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması karşısında, karine olarak davalının faturalara konu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Bu aşamada ispat yükü yer değiştirerek davalıya geçmiştir. Dolayısıyla davalının ya karinenin aksini ispat etmesi ya da fatura bedellerinin tamamının ödendiğini yazılı delillerle ispat etmesi gerekir. Davalı tarafça bu yönde yazılı bir delil ibraz edilmediği gibi davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ödeme kayıtlarına destekler bir ödeme belgesi de ibraz edilmemiştir. Davalı açıkça yemin deliline dayandığından kendisine yemin delili hatırlatılmış ancak yemin teklifinde de bulunmamıştır. Bu kapsamda, faturalara konu hizmetin davalıya sunulduğu, davalı tarafça kısmi ödeme yapılmış ise de bakiye ödemenin yapılmadığı, bakiye borç yönünden davacı defterlerine itibar edilmesinin gerektiği, davacı defterlerine göre bakiye alacak tutarının 381.343,72 TL olduğu, davacının talebinin ise 181.000,00 TL olduğu anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gözetilerek takibe itirazın 181.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.
Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş, davalı tarafça takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ ile, Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 181.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
2-181.000,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 36.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının tazminat isteminin reddine,
4-Alınması gereken 12.364,11 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.186,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.178,08 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 2.455,88 TL harç gideri ve 2.581,75 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 5.037,63 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 28.960,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/02/2024
Katip Hakim
5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!