T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/296 Esas
KARAR NO : 2024/154
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/04/2023
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 26.04.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının tacir olduklarını, uyuşmazlık konusunun ticari işleme dayandığını, davanın satım sözleşmesine dayalı alacak davası olduğunu, Esasa ilişkin olarak; Müvekkilinin faturalar karşılığı yapmış olduğu ticaret sonucu, davalıdan 757.575,-TL cari hesap alacağı bulunduğunu, 14.07.2021 tarih, ... no.lu faturanın 45 gün vadeli 496.810,-TL olarak, 15.07.2021 tarih, ... no.lu faturanın da 45 gün vadeli 485.810,-TL olarak düzenlendiği halde davalının fatura bedellerini vadesinde tam olarak kapatmadığından alacak tutarından mahrum kaldıklarını, müvekkilinin cari hesap kayıtlarında davalının 757.575,-TL borç tutarı için davalıya Kep üzerinden ihtar gönderildiği, ihtarnamede; Borç tutarının belirli vadeli ve ödeme vadesinin dolduğu belirtilerek ödenmemiş 757.575,-TL nin her fatura bakımından ayrı ayrı işlemiş faizleri ile birlikte ve faiz ile karşılanamayan zararların ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin, davalı tarafından 20.12.2021 tarihinde tebliğ alındığı ve okunduğunu, davalı tarafın müvekkilinin alacağını ödemediğinden davalı aleyhine ... 28.İcra Md.lüğü ... E sayılı dosya yolu ile asıl alacak ve işlemiş faiz talepli icra takibi başlattıklarını, davalının 13.01.2022'de, fatura vadelerinin dolmasından yaklaşık 4 ay sonra ödeme yaparak borcu kabul ve ikrar ettiğini, borcun geç ödenmesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararları olduğunu, ödenmemiş fatura bedelleri ödeme vadelerinin 28.08.2021 ve 29.08.2021 tarihleri olduğunu, ödeme vadeleri ile ödeme tarihi arasında dolar kurunun 8,-TL'den 13,-TL ye yükseldiğini, davalının kusuru sebebiyle, alacak tutarlarının bu süreçte değer kaybettiğini, davalının icra takip borcunu kabul ederek ödemede bulunduğunu, alacak tutarında doların yükselmesi sebebi ile temerrüt faizi ile karşılanamayan tutarda munzam zararının doğmuş olduğunu, müvekkilinin 07.12.2022 tarihinde aşkın zararlarının da karşılanması talebiyle davalıya KEP üzerinden ihtarname gönderdiğini, ihtarnamenin aynı gün davalı tarafından teslim alındığı halde müvekkilinin zararlarının karşılanmaması sebebi ile müvekkilinin munzam zararının dava yoluyla talep edilmesi için işbu davayı açtıklarını, müvekkilinin yurt içi ve yurt dışından yabancı para cinsinden ithalat ve ihracatları bulunduğunu, yapamadığı tahsilatlar sebebi ile ticari alım-satımları için kullanacağı sermayesinde eksiklik doğduğunu, bu hususlarda Anayasa mahkemesinin almış olduğu benzer hallerde uğranılan zararlarda mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin kararlar verdiğini, Yargıtay İçtihatlarının da Anayasa mahkemesi ile paralel kararlar alarak, munzam zararın tazmininde, kusurunu ortadan kaldıramayan borçlunun sorumlu olduğunun belirtildiğini, hesaplamalarda gerçekleşen yıllık tefe tüfe enflasyon artış oranları, işçi ücretler vb., mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarında oluşan değişiklikler toplamından oluşan sepet üzerinden tutar ile temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın kabul edilmesi gerektiği hususlarının Yargıtay kararlarında mevcut olduğunu, zararın tam olarak belirlenememesi sebebi ile belirsiz alacak davası olarak açıldığını, belirterek, HMK 107. Madde gereği müvekkilinin uğradığı zararlardan temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararın tam ve kesin olarak tespitinden sonra arttırılmak üzere şimdilik 1.000.-TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, tensip zaptı usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından ibraz edilen 05.06.2023 tarihli cevap dilekçesinde; Davacı iddialarının kabulünün mümkün olmadığından haksız açılmış davanın reddi gerektiğini, basiretli tacir olan davacının zararını belirleyecek durumda iken, iş bu davayı belirsiz alacak davası olarak açmış olmasının usule aykırı olduğunu, davacının, müvekkiline olan edimlerini aksamalı yerine getirdiğinden ödemelerde gecikmeler oluştuğunu, davacının bu davayı açmış olmasını kötü niyetli olduğunu, davacı ile aralarındaki 28.12.2020 tarihli sözleşmeye göre, müvekkilinin, davacıdan, 05.07.2021'de 21 Ton/52 palet, 06.07.2021'de, 21 Ton, 07.07.2021de 21 Ton ürün gönderilmesinin talep edildiğini, davacının kurda meydana gelen yükselmeler sebebi ile birim fiyatlarda yükselme talep ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye bağlı kalınmasını istediğinden, davacının siparişleri geç göndererek müvekkilini zora sokmuş olduğunu, siparişlerin son teslim tarhinin 07.07.2021 olmasına rağmen, ürünlerin tesliminin gerçekleşmemesi sebebi ile, müvekkilinin davacıya 09.07.2021'de ihtarda bulunduğunu, ihtarnamede sözleşme tarafları hem müvekkili hem şok market gözüktüğünden ihtarnameyi keşide edenin sehven kardeş kuruluş şok market olarak yazıldığı halde ihtarnamenin incelenmesi neticesi ihtarın içeriğinin davacı ile yapılan sözleşmeye ilişkin olduğunun anlaşılacağını, davacının, müvekkilinin talep ettiği ürünleri ancak 25.07.2021'de teslim ettiğini, müvekkilinin bu aksama sebebi ile, davacı tarafa cezai şart faturası düzenlediğini, davacı ile yapılan sözlelmenin 4.3 maddesine göre, müvekkilinin, davacı yanın yükümlüklerini süresi içerisinde yerine getirmemesi halinde oluşacak zarararın teminatı olarak davacının,müvekkilinden olan alacağına bloke koyma hakkı bulunduğunu, halde müvekkilinin iyi niyetli olarak yaklaşımı ile, davacının ihtar ve ödeme emri icra takibine karşılık 12.01.2023'te icra dosyasına ödemede bulunduğunu, müvekkilinin davacıya olan ödeme yükümlülüğünü nihai olarak yerine getirdiği halde, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kusurlu davranışı sebebi ile ödemenin gecikmesi halinde munzam zarar talebinde bulunulamayacağını, davacının zararını ispat yükü bulunduğunu, 4 ay gibi kısa sürede davacının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının oluşmasının mümkün olmadığını, munzam zarar davalarında ispat yükünün borçluda olduğu şeklindeki yorumlamanın hukuka uygun olmadığını, davacının, müvekkiline göndermiş olduğu 20.12.2021 tarihli ihtaramenin üzerinden 1 ay geçmeden 757.575,-TL lik alacak tutarının ödendiğini, davacının iddia ettiği zararın oluştuğu tarih ve 4 ay boyunca ihtarname göndermeyerek zararın oluşmasına aslında kendisinin sebep olduğunu belirterek davacının anlaşmalarında kur sabitlemesi yapılıp yapılmadığının tespitinin yapılması gerektiği, kur sabitlemesi yapılmasının her basiretli tacir tarafından yapılması gerektiğinden kur kaynaklı zarar oluşmadığını, belirterek davacının müvekkiline yapması gereken sevkiyatları sürelerinde yerine getirmediğini, ödemelerde yaşanan 4 aylık gecikmenin davacının kusurundan kaynaklanmış olduğunu, müvekkiline davacıdan gelen ihtarnamenin gelmesinden itibaren 1 aydan önce müvekkilinin ödemeyi geciktirmeden yapmış olması sebebi ile munzam zararın doğmuş olmayacağı gerekçeleriile, davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 11/07/2023 tarihli celsesinde;"Dosyanın Mali Müşavir Bilirkişi ...ve İktisat / Hesap Uzmanı ...'e verilerek, özellikle davacı tarafın ticari defter ve belgeleri, ihtarnameler irdelenerek taraflara arasındaki ticari ilişkinin tespit edilip, geç ödemede kusurun kimde olduğu, davacı şirketin yabancı para cinsi üzerinden ithalat ve ihracat yapıp yapmadığı, paranın geç ödendiği süreçte ticari alım satımlarda davacı sermayesinde azalma olup olmadığının araştırılarak, davacı tarafça talep edildiği şekilde temerrüt tarihi ile tahsil tarihi arasındaki munzam zarar hesabının yapılmasının istenmesine, bilirkişi raporunda TBK'nın 122/1 maddesinde düzenlenen munzam zarara ilişkin hesabın Yargıtay kararları uyarınca istenilen tarihler arasında gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler irdelenerek bu süreler içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 13/09/2023 Tarihli bilirkişi raporunda; Taraflar arasında dava tarihi itibariyle cari hesaplarında herhangi bir borç alacak ilişkisinin bulunmadığı; geç ödemede kusurun kimde olduğuna ilişkin olarak, mal tesliminde gecikme tespit edilmediği, davaya konu faturaların üçte ikisinin geç ödendiği; davacı şirketin yabancı para cinsinden ithalat ve ihracat yaptığı, paranın geç ödendiği süreçte -nedeninin sadece dava konusu alacağın ödenmemiş olduğuna dair bir tespit yoksa da ticari alım satımlara ilişkin davacı sermayesinde azalma olduğu; Temerrüt tarihi ile tahsil tarihi arasındaki munzam zararın temerrüt başlangıcı olarak sözleşmedeki vade alındığı takdirde 1.069.430,88-TL temerrüt başlangıcı olarak ihtarın tebliğ tarihi alındığı takdirde 664.571,34 TL olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı tarafından 16/11/2023 tarihinde ıslah dilekçesi ibraz etmiş olup, ıslah dilekçesinde; "... Yasalardan kaynaklanan diğer hakları ile birlikte her bir talepleri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin munzam zararına ilişkin taleplerini dava dilekçesinde talep olunan 1.000-TL'den 1.069.430,88-TL'ye, çıkarılarak 1.068.430,88-TL artırdıklarını, davasını ıslah ettiği, ıslah harcını da yatırmış olduğu görüldü.
Munzam zarar, borçlu temerrüte düşmemiş ve borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan durum arasındaki farktır. Munzam zarardan sorumluluk, borçlunun temerrüte düşmekteki kusuruna dayanan bir sorumluluk olup kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüte uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlunun temerrütü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür.
Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
... zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).
Türk Borçlar Kanununu 122. maddesinde, zararın temerrüt faizinden fazla olduğu takdirde munzam zarar talep edilebileceğinin düzenlendiği, Yargıtayın yerleşik kararlarına göre, munzam zararın olası bir zarar olmadığı, davacının iddia ve talep ettiği gibi muhtemel kar ya da karşılanan kısmı aşan zarar varsa bu husus inandırıcı bir biçimde kanıtlanabilirse ve de davalının kusuru/temerrüdü ile zarar arasında illiyet bağı kurulabilirse, bu koşullarda munzam zarar talep edilebileceğinin hüküm altına alındığı, davacının da somut bir zarardan söz etmediği, davacının muhtemel kar mahrumiyetine dayandığı, bu hususun munzam zarar kapsamı dışında olduğu, salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK nun 122. maddesi kapsamında munzam zararın kanıtı olarak ileri süremeyeceği ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzlukların alacaklı zararı olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla TBK nun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiği (Yargıtay H.G.K.'nun : 2021/11-938 Esas ve 2022/401 Karar sayılı ilamıda bu yöndedir.) davacının munzam zararın oluştuğu ikna edici bir biçimde kanıtlayamadığı, munzam zarar talep edilebilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının alacağını oluşturan 14/07/2021 tarih ... nolu 45 gün ödeme vadeli 485.810,00-TL lik faturasının ödeme tarihinin 28/08/2021, 15/07/2021 tarihli ... nolu 485.810,00-TL lik faturasının ödeme tarihinin 29/08/2021 tarihi olduğu, davalı tarafından 14/07/2021 ve 15/07/2021 tarihli fatura bedellerinin 28/08/2021 ve 29/08/2021 tarihlerinde ödenmesi gerekirken 23/08/2021 tarihinde 214.045,00-TL ödeme yapıldığı, bakiye kalan 757.575,10-TL nin cari hesap alacağı ve faiz alacağı olmak üzere 27/12/2021 tarihinde ... 28. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, davalının 12/01/2022 tarihinde icra borcunu 938.050,00-TL olarak ödediği, davalının temerrüde düştüğü tarih ile ödeme tarihi arasında çok uzun bir zaman bulunmadığı, faizi ile birlikte borcunu da ifa ettiği, davalının karışlanamayan bir zararı olduğunu somut belgeler ile ispat edemediği, munzam zarar talep etme şartlarının ve munzam zararının oluşmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davacının davasının reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar yasasınca belirlenen karar harcı olan 427,60-TL başvuru harcının peşin alınan 179,90-TL harç ve 18.500-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 18.679,90-TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 18.252,30-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 147.637,40-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacılar ve davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/02/2024
Başkan ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Katip ...
E-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!