T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/724 Esas
KARAR NO : 2024/109
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/10/2014
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle;müvekkilinin, taraflar arasında akdedilen 30/03/2006 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve eklerine istinaden davalının ... Acentesini devir aldığını, 24/02/2007 tarihli Acentelik Sözleşmesi ve eklerine istinaden ise ... Acentesini ilk kurucu olarak işlettiğini, davalının 16/10/2009 tarihli ihtarname ile ... Acentelik Sözleşmesi’ni, 04/11/2009 tarihli ihtarname ile ise ... Acentelik Sözleşmesi’ni feshettiğini, ... Acenteliğinin fesih sebebi olarak 14/10/2009 tarihinde yapılan inceleme sonucunda kasa açığı bulunması iddiasının gösterildiğini, ... Acenteliğinin fesih sebebi olarak ise özel bir neden ileri sürülmeden ... Acenteliğinin feshedilmiş olmasının gösterildiğini, ... Acenteliği hakkında ileri sürülen fesih iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, iş bu iddia ile ilgili olarak davalı tarafından müvekkili şirket sahibi ve müdürü olan ... aleyhine ... Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulduğunu, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda ise ...’ın beraatına karar verildiğini, ... Acentesi ile ilgili olarak yapılan şikayet sonucunda ise ... Cumhuriyet Savcılığınca, Kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, sözleşmelerin feshedilmesinin akabinde toplam: 24.784,83.-TL tutarındaki 4 adet fatura alacağının tahsili amacıyla müvekkili tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazları üzerine ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davasının açıldığını, yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin davalıdan 16.756,92.-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, kasa açığı ya da zimmet gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, davalının iddia ettiği gibi bir kasa açığının tespit edilmesi durumunda dahi, bu açığın kapatılması için bir ihtarname çekilmesinin gerektiğini, davalının fesihlerinin haksız olduğunu, ... ve ... bölgesindeki müşteri portföyünü oluşturan ve o bölgeye davalıyı tanıtıp, davalının markasının yayan tarafın müvekkili olduğunu, bu nedenle müvekkilinin portföy tazminatı çerçevesinde pay almasının gerektiğini, sözleşmenin feshine ilişkin bildirimlerin yapılmasının öncesinde davalının, müvekkiline ücret ödenmemesi ve doğrudan davalı şirket hesabına havale yapılması yönünde müşterilere bildirimde bulunduğunu, bu eylemlere son verilmesi ihtarıyla ise davalıya ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin davalıya kazandırdığı müşterilerden elde edeceği ücret alacaklarını da alamadığını ve ayrıca elde edebileceği muhtemel kazançlardan yoksun kaldığını, bu alacaklardan başka olarak ise müvekkilinden satış bedeli tahsil edilmesine rağmen ... marka bir ticari aracın satışının ve sicilde devrinin davalı tarafından yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmelerde belirlenmemiş ve öngörülmemiş giderlerin de müvekkili tarafından karşılandığını, davalının bu bedelleri de ödemesinin gerektiğini, sözleşmeye göre ödenmesi gereken acentelik ücretlerinin de tam olarak müvekkiline ödenmediğini beyanla neticeten davalının feshettiği Nevşehir Acentelik Sözleşmesinden kaynaklı şimdilik 5.000,00.-TL, ... Acentelik Sözleşmesinden kaynaklı şimdilik 5.000,00.-TL portföy tazminatının acentelik sözleşmelerinin fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, işin niteliği gereği yapılması zorunlu olan ve şimdilik 1.000,00.-TL’lik sözleşmede belirlenmemiş ve öngörülmemiş giderlerden kaynaklanan alacakların her bir acente için ayrı ayrı acentelik sözleşmelerinin fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, ansızın yapılan fesihler nedeniyle her bir acente için tespit edilecek olan ve şimdilik 1.000,00.-TL’lik yarım kalan işlerden kaynaklanan acente ücretlerinin, acentelik sözleşmelerinin fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, sözleşmeye göre ödenmesi gereken acentelik ücretlerinin her bir acente için ayrı ayrı tespit edilecek olan ücretlerden, hatalı hesaplanması ve/veya hesaplanan ücretlerden haksız yapılan kesintiler nedeniyle noksan ödenmiş ücretlerden kaynaklanan ve şimdilik 1.000,00.-TL bakiye ücret alacağının da acentelik sözleşmelerinin fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, Nevşehir Acenteliği sırasında ve bu ilişki dolayısıyla müvekkiline teslim edilmiş ve bedeli de müvekkilinden tahsil edilmiş olan ... Marka,... tipi, 2003 model, ... motor/şase ve ...plaka sayılı ticari aracın trafik sicil kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline ve aracın noksansız, hasarsız ve borçsuz olarak müvekkiline teslimine, aksine kanaat hasıl olması halinde, tespit edilecek olan araç bedelinin ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ve aracın kullanım bedelinin her ay için ayrı ayrı hesaplanacak faizi ile beraber ve şimdilik 1.000,00.-TL’nin müvekkiline ödenmesine, henüz sözleşme feshedilmeden müşterilere yapılan bildirim dolayısıyla ve ansızın yapılan haksız fesih nedeniyle, müşteriler ve piyasa nezdinde ticari şeref ve itibarı zedelenen ve küçük düşürülen müvekkiline, ... Acenteliği için 30.000,00.-TL, ... Acenteliği için 20.000,00.-TL olmak üzere toplam 50.000,00.-TL manevi tazminatın sözleşmelerin feshedildiği tarihten itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve haksız bir şekilde acentelik sözleşmesinin feshi, haksız rekabet teşkil ettiğinden TTK madde 54 vd. uyarınca ticari faaliyetine devam etse idi elde edeceği ve/veya mahrum kaldığı kazanç karşılı olmak üzere ve şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereği müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğini haiz olduğunu ve bu nedenle davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının dikkate alınmamasının gerektiğini, tanık deliline başvurulmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası ya da kısmi dava olarak açılmasına hukuken imkan bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve eklerine istinaden, davacının ... ve ... Acentelerini acente olarak işlettiğini, davacının iddiasının aksine, 13/01/2009 tarihinde ... Acentesinde müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapılan denetim sonucunda 5.152,53.-TL, 15/07/2009 tarihinde yapılan denetimde 6.145,03.-TL, 02/10/2009 ve 14/10/2009 tarihlerinde yapılan denetimlerde ise 4.834,28.-TL ve 958,68.-TL kasa açığının ve işleyişte birtakım eksikliklerin tespit edildiğini, bu nedenle 16/10/2009 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinin haklı nedenle feshedildiğini, aynı şekilde 02/10/2009 ve 14/10/2009 tarihlerinde ... Acentesinde yapılan denetimler sonucunda da kasa açığının ve işleyişte birtakım hata ile eksikliklerin tespit edildiğini, bu nedenle de 04/11/2009 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının, müvekkilinin müşterilerinden tahsil ettiği taşıma ücretlerini yedine aldığını ve sözleşmelerde belirtilen vadelerde ödeme yapmadığını, bu durumun da ayrıca fesih sebebi olduğunu, davacının portföy tazminatı talep edebilmesi için Kanunda tanınmış olan 1 yıllık sürenin sona erdiğini ve bu nedenle portföy tazminatı talebinde bulunamayacağını, ayrıca davacının, müvekkiline herhangi bir portföy sağlamadığını, davacının sözleşmede öngörülmemiş giderlerden kaynaklanan alacak talebinin, yarım kalan işlerden kaynaklanan acente ücretleri talebinin ve noksan ödenmiş ücretlerden kaynaklanan bakiye ücret alacağı talebinin, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04/02/2013 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararı ile karara bağlandığını, karara bağlanan bu alacakların iş bu dava ile yeniden talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının araç bedeli ve araç kullanım bedeli talebi ile ilgili olarak ise, davacının her iki acentelik için de cari hesap sözleşmesinde öngörülen yatırım katkı payı ödemelerinin tamamını yapmadığını ve bu nedenle müvekkilince Ek Protokol 4/1/j hükmünde öngörülen cezai şartın uygulandığını, davacının taleplerinin reddinin gerektiğini beyanla neticeten davanın külliyen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Acentelik Sözleşmesi, Ek Protokol, cari hesap sözleşmesi, faturalar, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...E. sayılı dosyası, ... CBS nin ... soruşturma sayılı dosyası, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas, ...karar sayılı dosyası, ihtarnameler, banka kayıtları, ticaret sicil kayıtları, vergi kayıtları, Bilirkişi Raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacak, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalı arasında yapılan acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak fesih edilip edilmediği, haksız olarak feshedilmiş ise alacak, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, öyle ise miktarı hususunda toplanmaktadır.
Mahkememizin 17/05/2016 tarihli ara kararı gereğince dosyamız, Mali Müşavir, Borçlar Hukuku uzmanı ve Ticaret Hukuku uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 10/04/2017 teslim tarihli raporda özetle;
"1)- Davanın tarafları arasında 30/03/2006 ve 24/02/2007 tarihli ... ve ... Acentelik Sözleşmeleri akdedilmiştir. Bu sözleşmelerde davacı taraf “acente” konumundadır. Davalı şirket, acentelik sözleşmelerini süre tayin etmeden 16.10.2009 ve 04.11.2009 tarihlerinde davacıya gönderdiği fesih ihtarnameleri ile fesih etmiştir. Fesih nedeni olarak davacı acentenin kasa açığı bulunması gösterilmiştir. Taraflar arasında sürekli bir borç ilişkisi doğuran sözleşme, ancak haklı neden var ise, ifa için herhangi bir süre tayin etmeden fesih edilebilir. Haklı neden, önceden kestirilemeyen ve sözleşme tarafından sözleşmeye devamın artık beklenemeyeceği, sözleşme ilişkisini çekilmez hale getiren olağanüstü bir sebep olarak tanımlanabilir. Böyle bir haklı neden var ise, borç ilişkisi ifa için süre tayin edilmeksizin olağanüstü biçimde (derhal) fesih edilebilir. Ancak haklı nedenin ne olduğu kanunda belirtilmemiştir, her somut olayın özelliğine göre ortada bir haklı fesih nedeni olup olmadığı yargıç tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Davalının dayandığı kasa açığı tek başına haklı sebep sayılamaz; böyle bir açık durumu var ise davalı, davacıya bir ihtarname göndererek mutlaka süre tayin etmek durumundadır ve ancak bu sürenin semeresiz geçmesi halinde sözleşmeyi fesih yetkisi elde eder. Olayda kasa açığı bulunsa bile bu husus olağanüstü feshe gerekçe oluşturmaz. Kaldı ki kasa açığı bulunduğu olgusunu ispat külfeti davalıya terettüp etmektedir. Davacı aleyhine kasa açığı isnadına dayalı hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanmaktan ceza mahkemesinde dava açılmış ve davalı şirket bu davaya katılmıştır. ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.05.2012 tarihli ve E. ...K....sayılı kararında, yapılan yargılama sonucunda davacı şirket yetkilisi sanığın tahsil ettiği paraları bilerek ödememek veya geç ödemek şeklinde bir eyleminin kesin olarak saptanmadığı, alınan bilirkişi raporunda da sanığın ödemelerini yapmadığı veya geç yaptığının tespit edilemediği, kaldı ki sanıkla katılan firma arasındaki bu ticari ilişki ve sözleşme nedeniyle her türlü para trafiğinin kayıt altında olduğu, böyle bir geç ödeme veya hiç ödememe durumu varsa katılan tarafın bunu her zaman hukuk mahkemelerinde tahsil etme yoluna gidebileceği anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçtan beraatına karar verilmiştir.
Her ne kadar TBK.m.74/1 hükmüne göre hukuk hâkimi ceza mahkemesinin verdiği beraat kararı ile bağlı değilse de, olayda kasa açığı bulunduğunu ispat külfeti davalı şirkete terettüp eder ve işbu ispat külfeti yerine getirilebilmiş değildir. Diğer taraftan dava dosyasının ekleri arasında bulunan ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04.02.2013 tarihli ve E. ... K. ... sayılı kararına esas olan uyuşmazlıkta, acentelik sözleşmelerinin feshinden sonra davacı acentenin davalı şirketten komisyon alacağı talebinde bulunduğu ve davalının haklı nedenle fesih savunmasında bulunduğu davada mahkemece davacının talebinin kısmen haklı görüldüğü, davacının başlattığı icra takibine vaki davalı itirazının kısmen iptaline hükmolunduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin kasa açığı bulunduğu savunma ve itirazlarının, işbu davada da kabul görmediği anlaşılmaktadır. Bütün bu nedenlerle davalı şirketin 16.10.2009 ve 04.11.2009 tarihlerinde gönderdiği ihtarnamelerde ... ve ... Acentelik Sözleşmelerini feshinin haklı bir nedene dayanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
2)- Davacı acentenin başlıca talebi portföy (denkleştirme) tazminatıdır. 6102 sayılı TTK’nun “Denkleştirme İstemi” kenar başlıklı 122.maddesine göre “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Aynı maddenin 4.fıkrasına göre “Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir”. Davalı şirket fesih tarihinden huzurdaki davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre nazara alındığında , 1 senelik zamanaşımı süresinin geçtiğini savunmuştur. Davacı ise feshe karşı gönderdiği ihtarnamede her türlü maddi manevi tazminat alacaklının ödenmesi ihtarında bulunduğunu cevaba cevap dilekçesinde ileri sürmektedir. Davacının 18 Ekim 2009 tarihli ihtarnamesinde haksız fesihten dolayı uğramış olduğu maddi manevi zararlarının 3 gün içinde ödenmesi aksi halde sözleşmeden doğan tüm hak ve alacaklardan dolayı dava ve takip başlatılacağı ihtar edilmektedir.
Davacının portföy (denkleştirme) tazminatına hak kazandığı anlaşılmakta ise de, 16.10.2009 ve 04.11.2009 tarihli ihtarnameler ile davacıya bildirilen haksız fesih anında davacının işbu alacağı muaccel hale gelir ve 1 senelik zamanaşımı süresi bu andan itibaren işlemeye başlar. Huzurdaki dava ise 16.10.2014 tarihinde açılmıştır. Zamanaşımı ancak icra takibine girişilmesi veya doğrudan dava açılması halinde kesilir (818 sayılı BK.m.133); ihtarname ile icra takibine girişileceğinin ve dava açılacağının bildirilmesi zamanaşımını kesmez. Dolayısıyla olayda portföy tazminatı isteyebilmek için TTK.m.122/4 hükmünde öngörülen 1 senelik zamanaşımı süresinin geçtiği değerlendirilmektedir. Ancak bu konu salt hukuki olması itibariyle ve Sayın Mahkeme’nizin aksi kanıyı benimsemesi ihtimalinde, davacının talep edebileceği portföy tazminatı raporumuzun 4. maddesinin f bendinde gösterildiği gibi olup,
Buna göre davacının davalıdan ... Acentesi için 79.213,41.-TL + Ürgüp Acentesi için 51.005,79.-TL olmak üzere toplam 130.219,20.-TL lik portföy tazminatı talep edebileceği hesaplanmıştır.
3)- Davacının bir başka talebi haksız rekabet nedeniyle 1.000 TL maddi tazminattır. Davalı şirketin acentelik sözleşmelerini haksız olarak fesih ettiği anlaşılmakla beraber, bu hususun TTK.m.54 vd. hükümleri uyarınca bir haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindeyiz.
4)- Davacının bir başka talebi 50.000 TL manevi tazminattır. Davacı şirket bir limitet şirkettir, gerçek kişi olmayıp bir tüzel kişidir. Tüzel kişiler gerçek kişiler gibi elem, acı, ızdırap ve üzüntü duyamazlar ise de, kuşkusuz onların da kişilik değerleri vardır ve bir tüzel kişinin kişilik değerlerine yapılan tecavüz, ona manevi tazminat isteme hakkı verir. Ancak somut olayda haksız sözleşme feshinin davacı limited şirketin kanunen korunan kişilik değerlerine bir tecavüz oluşturmadığı, kanunun manevi tazminat istemek için aradığı koşulların olayda davacı şirket yararına gerçekleşmediği değerlendirilmektedir. Manevi tazminat istemi salt hukuki değerlendirme gerektirmesi itibariyle Sayın Mahkeme’nin takdirindedir.
5)- Davacının diğer bir talebi ... plaka no.lu aracın trafik sicil kaydının iptali ile davacı adına tescili ve aracın teslimine, aksi halde bilirkişi marifetiyle tespit edilecek olan araç bedelinin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilidir. Kurulumuzda araç bedelini tespit edebilecek uzman bilirkişi bulunmadığından, bu talebin değerlendirmesinin yapılmadığı" yönünde görüş ve kanaatte bulunmuşlardır.
Mahkememizin 19/12/2017 tarihli ara kararı gereğince dosya, daha önce seçilen bilirkişi heyetine Taşıma Hukuku uzmanı bilirkişi dahil edilerek Mali Müşavir, Borçlar Hukuku uzmanı ve Ticaret Hukuku uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 19/03/2018 teslim tarihli ek raporda özetle;
"Sayın mahkeme görevlendirmesi, tarafların Kök rapora itirazlaırnın incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; 1)Davalının kargo şirketi, davacının kargo acentesi sıfatı ile ticari ilişki içinde oldukları süreç sonunda, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği, bu fesih nedeniyle davacının KÖK raporda belirtilen miktarda portföy tazminatına hak kazandığı, 2)Davacı yanın, taşıta ve bedeline ilişkin talebi, haksız rekabet kaynaklı talebi, yürümekte olan işlere ilişkin kar yoksunluğu kaynaklı talebi bakımından; dosya kapsamına göre somut delillerle bu iddialarının sabit olmadığı, 3)Yapılan EK incelemeler neticesinde KÖK rapor sonuç ve kanaatlerini değiştirmeyi gerektirir yeni bir değerlendirme ve sonuca da varılmadığı, KÖK rapor sonuç ve kanaatlerinin aynen devam ettiği "yönünde görüş ve kanaatte bulunmuşlardır.
Mahkememizin 01/06/2018 tarihli ara kararı gereğince dosyanın bilirkişi heyetine verilerek ek rapora karşı davacı vekili ve davalı vekilinin beyan dilekçelerindeki itirazları karşılar ve davalı vekilinin 03/05/2018 teslim tarihli dilekçe ekinde sunduğu deliller de incelenerek dosya kapsamına göre ek rapor alınmasına karar verilmesi üzerine dosya, Mali Müşavir, Borçlar Hukuku uzmanı ve Ticaret Hukuku uzmanı, Taşama Hukuku uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 03/12/2018 teslim tarihli 2.ek raporda özetle;
"Sayın Mahkemenin sunulan delillerin ispata esas teşkil etmeyeceğine kanaat getirilmesi halinde; kök rapor ve 1. ek raporda arz edilen görüşlerin geçerli olduğu, Sayın Mahkemenin sunulan delillerin ispata esas teşkil edeceğine kanaat getirmesi halinde; tahsil edilen faturaların sistematik olarak gizlendiği, gerçekleştirilen uyarılara rağmen durumun tekrarlandığı, teslimatlarda gecikildiği, hak ediş kesimleri ve yazılı ihtarlara rağmen iş bu durumun devam ettirildiği, durumun davalı açısından çekilmez bir hal aldığı, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği; takiben bu sebeple davacı tarafın sözleşmenin haksız yere feshine dayanarak tazminat talep edemeyeceği, Diğer hususların gerek kök rapor gerek ek raporda defaten izah edildiği, dosya kapsamında yapılan incelemede söz konusu olgulara ilişkin olarak farklı bir kanaatin hasıl olmadığı sonucuna varıldığı" yönünde görüş ve kanaatte bulunmuşlardır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde belirttiği delillerin ıslah edildiğine dair uyaptan 31/01/2019 tarihli ıslah dilekçesi göndermiştir, ıslah dilekçesi davacı vekiline tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemeleri ve yargılama sonucunda 15/03/2019 tarih, 2014/1420 Esas, 2019/240 karar sayılı kararımız ile "davanın reddine" dair karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 15/03/2019 tarih, 2014/1420 Esas, 2019/240 karar sayılı kararın istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesine gönderilmiş, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 01/12/2021 tarih 2019/2271 esas 2021/1738 karar sayılı kararı ile;
"... mahkemenin bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaştığı, hükme esas alınan bilirkişi ek raporu dosya kapsamına uygun olup, gerekçesi açıklanmak suretiyle raporlardan birinin hükme esas alınması ve mahkemece benimsenmesinde usule aykırılık bulunmadığı, ceza mahkemelerince verilen delil yetersizliğinden beraat kararlarının hukuk mahkemesini bağlamayacağı, davalı tarafça sunulan tutanaklardaki, davacı vekilinin acente sahibi ve müdürü olduğunu beyan ettiği ...'ın imzalarının ve ihtarname tebliğlerinin inkar edilmediği nazara alındığında acentelik sözleşmelerinin özellikle 20.a.maddesi hükmüne göre davalı tarafça feshinin haklı olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
BAM tarafından verilen kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a temyiz incelemesine gönderilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/07/2023 tarih ve 2022/881 esas, 2023/4469 karar sayılı bozma ilamı ile;
"Davacının talep konusu yaptığı sözleşmede belirlenmemiş ve öngörülmemiş giderlerden kaynaklanan alacağa, yarım kalan işlerden kaynaklanan acente ücretlerinden kaynaklanan alacağa, acentelik ücretlerinin hatalı hesaplanması ve/veya hesaplanan ücretlerden haksız yapılan kesintiler nedeniyle noksan ödenmiş ücretlerden kaynaklanan alacağa, bir aracın trafik sicil kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline aksine kanaat hasıl olması halinde, aracın kullanım bedeline, mahrum kaldığı kazanca ilişkin alacak kalemleri hakkında İlk Derece Mahkemesince incelenip irdelenmediği gibi davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş ise de karar gerekçesinde sadece feshe ilişkin maddi ve manevi tazminat reddine ilişkin gerekçeye yer verilmiştir. Bu nedenle davacının fesh nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebi dışındaki yukarıda sayılan diğer taleplerinin incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının bir kısım talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle mahkememizce verilen karar bozularak dosya Mahkememize gönderilmiş, yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/07/2023 tarih ve 2022/881 esas, 2023/4469 karar sayılı bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma kararı öncesi yargılama sırasında alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Mahkememizce 2.ci ek rapordaki tespitlere itibar edilmiştir.
Taraflar arasında 30/03/2006 ve 24/02/2007 tarihli iki farklı ACENTELİK SÖZLEŞMESİ’nin akdedilmiş olduğu, 30/03/2006 tarihli sözleşmedeki acentelik şubesinin Nevşehir şubesi, 24/02/2007 tarihli sözleşmedeki acentelik şubesinin ise Ürgüp Şubesi olduğu görülmektedir. İşbu sözleşmelerin tetkikinde ise;
* Sözleşmelerin 43.a. maddesi delil sözleşmesi niteliğinde olup, : “…Acente ile ... arasında çıkacak çekişmelerde...’nun defter ve kayıtları geçerli ve kesin delil olacaktır…” şeklindedir.
* Sözleşmenin 20.c. maddesi: “…gecikme süresi cezalı süre dahil 15 günü geçemez. Bu sürenin aşılması halinde..., geciken miktarın tümünü ve gecikme cezasını defaten öncelikle acentenin hak edişinden keserek tahsil edecektir. Bu husus aynı zamanda MNG Kargo lehine haklı neden fesih hakkı doğuracaktır…” şeklindedir.
* Sözleşmelerin ekinde bulunan “Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü” nün 4.1.j. maddesi: “Acente cari hesap sözleşmesinde belirtilen peşinat ve aylık ödemelerin tamamını ödemeden, Acente, Acentelik sözleşmesini kendisi fesheder ise veya haklı nedene dayalı olarak ... fesheder ise, acentenin ödemiş olduğu peşinat ve aylık ödemeler, araç kira bedeli olarak kabul edilecek ve iade edilmeyecektir. Böyle bir durumda ...’nun mülkiyet devir yükümlülüğü sona erecektir. Acentenin hiçbir hak talebi olmayacaktır.” şeklindedir.
* Sözleşmelerin 20.a. maddesi: “…Acente, ücret alıcıdan ve peşin ödeme taşımalarına ilişkin taşıma ücretlerini ve tahsilatı yapılmak üzere kendisine gönderilen faturaları, yönetmeliğe uygun olarak ...’nun nam ve hesabına gününde tahsil eder ve ... tarafından belirlenip kendisine bildirilen banka hesabına, en geç yönetmelikte belirtilen tahsilat gününde yatırır. Bu süre kesin vadedir. Bu aşamada meydana gelecek gecikmelerde, sayısına bakılmaksızın, ...’nun haklı nedenle fesih hakkı doğacaktır…” şeklindedir.
Haklı nedenle fesih, akdi veya kanuni bir haklı sebebin varlığına dayanarak, taraflardan birisinin belirli ya da belirsiz bir süre için kurulmuş acentelik sözleşmesinin vaktinden önce, süre verilmeksizin ve ileriye etkili olarak sona erdirilmesidir. Haklı neden; fesih hakkını kullanan tarafın, dürüstlük kuralları çerçevesinde acentelik sözleşmesini devam ettirmesinin beklenemeyeceği durumları ifade eder. Haklı nedenin bulunduğu hallerde borç ilişkisi, ifa için süre tayin edilmeksizin olağanüstü biçimde (derhal) fesih edilebilir. Haklı nedenlerin neler olduğu ise kanunda belirtilmemiştir, ortada bir haklı fesih nedeni olup olmadığı somut olayın özelliğine göre hâkim tarafından takdir ve tayin edilir. Acentelik sözleşmesine aykırılık teşkil eden her husus haklı neden kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle haklı neden ağırlığına ulaşmamış akde aykırılıklara dayanarak gerçekleştirilecek fesihler, haklı nedenle fesih olarak kabul edilemez.
Taraflar arasındaki sözleşmede acentenin, faturaları zamanında tahsil etme ve müvekkile gönderme konusunda sözleşme kapsamında kararlaştırılan sürelere uymaması halinde; bunun kaç defa gerçekleştiği gözetilmeksizin fesih hakkının doğduğu kabul edilmiştir.
Davalı tarafın 03.05.2018 tarihli dilekçesinin ekinde; Nevşehir acente müdürü...'ın da imzasını taşıyan, 5.152.53 TL tutarlı 404 adet faturanın tahsil edildiği, faturaların birimde bulunmadığı ve söz konusu tehsil edilen bedelin Genel Müdürlük hesabına yatınlmayarak, acente yöneticisi tarafından kendi özel giderleri için kullanıldığının ifade edildiği tarihsiz tutanaklar ve söz konusu faturaların dökümü, 13.01.2009 tarihli işlerin aksatıldığına yönelik tutanak, 20.01.2009 tarihli ve 02323 sayılı tutanağa konu 404 adet faturanın tahsilinden elde edilen 5.152.53 TL'nin derhal iadesine yönelik ihtarname,
... acente müdürü...'ın ve ... Bölge yetkililerinin imzasını taşıyan, 6.145.03 TL tutarlı 479 adet faturanın tahsil edildiği, faturaların birimde bulunmadığı ve söz konusu tahsil edilen bedelin Genel Müdürlük hesabına yatırılmayarak, acentenin şahsi giderleri için kullanıldığının ifade edildiği 15.07.2009 tarihli tutanaklar ve söz konusu faturaların dökümü,
... Bölge yetkililerinin imzasını taşıyan, 958.58 TL tutarlı 119 adet faturanın tahsil edilmesine rağmen sistemde tahsil edilmemiş olarak gösterilmek suretiyle acentenin şahsi giderleri için kullanıldığının ifade edildiği 14.10.2009 tarihli tutanak ve söz konusu faturaların dökümü,
Gönderi teslimindeki gecikmeleri, ertelemeleri ve müşteri şikayetlerini içerir tablo ve uyarı yazıları sunulmuştur.
Sunulan delillere göre, tahsil edilen faturaların sistematik olarak gizlendiği, gerçekleştirilen uyarılara rağmen durumun tekrarlandığı, teslimatlarda gecikildiği, hak ediş kesimleri ve yazılı ihtarlara rağmen iş bu durumun devam ettiği, durumun davalı açısından çekilmez bir hal aldığı ve haklı feshin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.
Denkleştirme istemi/portföy tazminatı TTK'nın 122/3 maddesinde yer alan "Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz." hükmü gereğince, acentenin görevini yerine getirmekle komisyon alacağına hak kazandığı ve sözleşmenin acentenin kusuru olmaksızın feshi halinde, acentenin müvekkile kazandırdığı müşteri portföyüyle devam eden ticari ilişkilerinden elde ettiği kazançlar dolayısıyla acenteye bir tazminat/denkleştirme bedeli ödenmesi yükümlülüğünün bulunduğu, eldeki davada sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin feshinde kusurlu bulunan davacının portföy tazminatı talep hakkı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafça, işin niteliği gereği yapılması zorunlu olan, sözleşmede belirlenmemiş ve öngörülmemiş giderlerden kaynaklanan alacak talebinde bulunulmuş ise de acentelik faaliyeti sırasında yapılan harcamaların olağan giderler ve olağanüstü giderler olarak ikiye ayrıldığı, acentenin bağımsız olması ve bunu meslek edinmesinin bir sonucu olarak, işin gerektirdiği olağan masraf ve giderleri bizzat karşılamakla yükümlü olduğu, bunları müvekkilden talep edemeyeceği, şartlarının oluşması halinde yükümlülüklerini yerine getirmek için yaptığı ancak olağanüstü giderlerin ödenmesini isteyebileceği, dava dilekçesinde belirlenmiş ve öngörülmüş giderlere ilaveten alınan işçiler ve kiralanan araçlardan doğan masrafların olağanüstü masraf kapsamında talep edildiği, burada sözü edilen masrafların, işin niteliği gereği ayrı tüzel kişiliğe sahip bir tacir olan acente tarafından yerine getirilmesi gereken olağan masraflar olduğu, bu doğrultuda, acente tarafından olağanüstü masraflarının varlığının ispat edilememesi nedeniyle anılan kalem yönünden talepte bulunulamayacağı anlaşılmıştır.
Yarım kalan işlerden kaynaklanan acente ücretlerine ilişkin alacak istemi yönünden yapılan değerlendirmede, TTK'nın 121/4.maddesinde yer alan "Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır." hükmü gereğince davalı tarafça sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden davacının yarım kalan işlerden kaynaklanan acente ücretlerine ilişkin talep hakkı bulunmamaktadır.
Yine davacı tarafça ödenmesi gerekli acente ücretinin hatalı hesaplanması veya haksız kesintiler nedeniyle noksan ödenmiş ücretlerden kaynaklanan alacak isteminde bulunulmuş ise de dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre mali açıdan davacı iddiası ispata muhtaç kaldığından anılan alacak talebi yerinde görülmemiştir.
... plakalı aracın tescili, aksi takdirde aracın değerinin tespiti ile ödenmesi ve aracın kullanım bedeli için alacak istemi yönünden yapılan değerlendirmede;
Acentelik sözleşmesinin eki niteliğindeki protokolün 4. maddesinde; “...” kullanım ve zilyetliğinde bulunan ...plakalı ...marka 2003 moel ... motor numaralı aracın işbu protokolün imzalanması ve ekli bulunan “Cari Hesap Sözleşmesi”nde belirtilen peşinatın fiilen ödenmesi ve taraflar arasında düzenlenecek devir teslim tutanağının karşılıklı olarak imzalanmasını takip eden üç iş günü içerisinde acentenin hizmetine sunulacağını ve protokolün imza tarihinde mülkiyeti müvekkilde olan aracın mülkiyetinin, ekli cari hesap sözleşmesinde belirtilen ödeme planındaki ödemelerin tamamlanmasını takip eden 1 ay içinde acenteye devredileceği, mülkiyetin acenteye devrine kadarki süreçte acentenin zilyet yardımcısı olacağı belirtilmiştir.
Ek protokol m. 9-1.a bendi; “İşbu protokol eki olduğu Acentelik Sözleşmesinin her hangi bir nedenle feshi durumunda, kendiliğinden feshedilmiş sayılacaktır.” hükmünü haizdir. Bu hüküm doğrultusunda ek protokol de 16/10/2009 tarihinde feshedilmiş sayılmaktadır.
Ek protokolün m. 4-1.j bendi; "Acente cari hesap sözleşmesinde belirtilen peşinat ve aylık ödemelerin tamamını ödemeden, Acente, Acentelik sözleşmesini kendisi fesheder ise veya haklı nedene dayalı olarak ... Kargo fesheder ise, acentenin ödemiş olduğu peşinat ve aylık ödemeler, Araç kira bedeli olarak kabul edilecek ve iade edilmeyecektir. Böyle bir durumda ... Kargo'nun mülkiyet devir yükümlülüğü sona erecektir. Acentenin hiçbir hak talebi olmayacaktır." şeklindedir. Buna göre davalı tarafça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kabul edildiğinden davacının araçla ilgili taleplerinin ek protokolün 4-1.j maddesi kapsamında reddi gerekmiştir.
Davacının haksız rekabete dayalı maddi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede, dosya kapsamında mevcut delillere göre davalının, davacıya karşı haksız rekabet eylemi oluşturur nitelikte bir eyleminin bulunduğu kanaatine ulaşılamadığından bu kapsamda talep edilen tazminat talebi yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafça, henüz sözleşme feshedilmeden müşterilere yapılan bildirim dolayısıyla ve ansızın yapılan haksız fesih nedeniyle, müşteriler ve piyasa nezdinde ticari şeref ve itibarı zedelenen ve küçük düştüğünü belirterek manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiği, bununla birlikte davacı tarafça sözleşmenin feshi suretiyle ticari itibarının sarsılmasına neden olunduğu hususunda ispata elverişli herhangi bir bilgi veya belgenin sunulmadığı da nazara alınarak davacının manevi tazminat istemi de yerinde görülmemiştir.
Netice itibariyle yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda, davalı tarafından yapılan feshin haklı nedenle gerçekleştirildiği kanaatine varıldığından, davacı tarafın sözleşmenin haksız yere feshine dayanarak dava dilekçesine konu edilen tüm alacak, maddi ve manevi tazminat kalemleri bakımından davanın ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davacının;
a-portföy tazminatı,
b-yapılması zorunlu olan ve yapılacak sözleşmede ön görülmemiş ve belirlenmemiş giderlerden kaynaklı alacak istemi,
c-yarım kalan işlerden kaynaklanan acente ücretlerine ilişkin alacak istemi,
d-ödenmesi gerekli acente ücretinin hatalı hesaplanması veya haksız kesintiler nedeniyle noksan ödenmiş ücretlerden kaynaklanan alacak istemi,
e-... Plakalı aracın tescili aksi takdirde aracın değerinin tespiti ile ödenmesi ve aracın kullanım bedeli için alacak istemi,
f-haksız rekabete dayalı maddi tazminat istemi ve,
g-manevi tazminat istemleri yönünden davanın her bir talep bakımından ayrı ayrı reddine,
2-Karar tarihine göre alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 1.110,05-TL harçtan mahsubu ile geriye kalan 682,45 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı yana iadesine,
3-Davalı duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 600,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 23/02/2024
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!