T.C.
İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/133 Esas
KARAR NO : 2024/176
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/03/2022
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 03/03/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin davalı şirket ve 18.03.2014 tarihli bayilik protokolü kapsamında garantör ve 18.03.2014 tarihli Akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket tarafından akaryakıt bayilik sözleşmesi bayilik protokolü satış taahhütnamesi ve ariyet sözleşmesinden kaynakla yükümlülükleri yerine getirilmediğini, bu nedenle eksik ürün alımına bağlı olarak cezai şart faturası düzenlenerek cari kayda yansıtıldığını, cezai şart faturası davalılara 13.11.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirket ve davalı tarafından faturaya ilişkin herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının davalı şirketin garantörü ve kefil ile sorumluluğu bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, 151.863,00 TL alacağın 13.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan ...'ın 100.000 TL ile sınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmesiyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde kararlaştırılmış olan asgari satış taahhüdüne bağlanan cezai şartı talep edilemeyeceğini, talep edilmeyen cezai şarttan dolayı davalının sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davacı şirket ile ...arasında 18.03.2014 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme bitiş tarihine kadar davacı şirket tarafından davalı şirketten cezai şart talebinde bulunulmadığını, davacının ürün sattığı hiçbir dönemde faturaya ihtirazi kayıt koymadığını, davacının hem ifayı hem de ifaya eklenene cezai şartı talep edebilmesi için en azından her cari yılı takip eden yılın başında ihtirazi kayıt düşmesi gerekirken bu yükümlülüğünü ihlal ettiğinden cezai şart talep edemeyeceğini, davalının garantörlük beyanı kefalet niteliği taşıdığından geçerli şekilde şartına uymayan garanti sözleşmesi hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Şirketi tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
DELİLLER : Arabulucluuk son tutanağı, Bayilik sözleşmesi ve protokol, Faturalar, Ticari defter kayıtları, Bilirkişi raporu, Bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.
Kimya yüksek mühendisi bilirkişi ... ve Serbest muhasebeci mali müşavir ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; Dava konusunun, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayiliği sözleşmesi kapsamında davacı şirketin davalı şirketten taahhüde aykırılıktan kaynaklanan cezai şart bedeli faturasının davalı yandan tahsili talebinden ibaret olduğu, davacının 2019 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının incelenen ticari defterlerine göre; davacının incelenen kendi ticari defterlerinde, davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen 31.10.2019 tarih ve 151.863,00 TL bedelli cezai şart faturasının davacının ticari defterlerine kayıtlı olduğu, bu faturadan kaynaklı davacı yanın dava tarihi (03.03.2022) itibariyle davalı yandan 151.920,35 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, taraflar arasında 18 Mart 2014 tarihli Bayilik Protokolü akdedilmiş olup garantör ve 18.03.2014 tarihli kefaletname kapsamında kefil olan... arasında 18.03.2014 tarihli Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşme incelendiğinde, ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, 399 ada 82 parselde kain taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunda ... markası altında bayilik yürütülebilmesi için 5 yıl süreli ile bayilik sözleşmesi imzalandığı, davacı ...A.Ş tarafından davalı adına tanzim edilen alacağa konu faturanın bedeli ödenmemiş (açık fatura) şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediği, faturanın davacı yanın ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğu, faturanın taraflar arasında akdedilen satış taahhütnamesi kapsamında cezai şart bedeli olarak düzenlendiği, davalı ...'ın cevap dilekçesindeki beyanları ve dava tarihinden önce davalının faturaya karşı bir itirazının olmadığı da anlaşıldığından düzenlenen faturaların davalı yanın bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olduğu Neticeten; Mali yönden yapılan incelemerde, davacının incelenen ticari defterlerinde, davaya konu cezai şart faturasının kayıtlı olduğu, faturanın taraflar arasında akdedilen sözleşme, protokol ve taahhütname kapsamında tanzim edilmiş olup hesaplama detayına ve ve davalı yanın eksik alım tutarlarını gösteren tabloya rapor içeriğinde yer verildiği, davacı yanın alacağının temelini oluşturan cezai şart bedeli faturasının hukuki normlarda kabul edilip edilmeyeceği ile ilgili Takdir Mahkemenize ait olmak üzere davacı yanın davasında haklı görülmesi halinde davacının cezai şart bedeli faturasından kaynaklı davacı yanın dava tarihi (03.03.2022) itibariyle davalı yandan 151.920,35 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır.
Makine mühendisi bilirkişi ... ve Serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi ... tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesi kanalıyla alınan bilirkişi raporuna göre; Davaya esas/dava konusu davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 31/10/2019 tarihli ... Serisi ... nolu muhteviyatı cezai şart açıklamalı 151.863.00 TL toplam tutarlı faturanın davalı tarafın ticari defter kayıtlarında görülemediği/rastlanılamadığı ve davalı tarafça da tarafımıza ibraz edilen faturalar içerisinde yer almadıkları ayrıca davaya esas dava konusu iş bu faturanın davalı tarafın ticari defter kayıtlarında görülmesinin de mümkün olamayacağı ; Ayrıntıları iş bu heyet raporumuzun 3.3 alt maddesinde yer alan hususlardan ve tarafımızca Mahkemeye sunulan EK-2A'da yer alan kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin yasal ticari defterlerinden 2019 yılı yevmiye defterinde yer alan son muhasebesel fişin kaydın 47'inci sayfadaki 88 yevmiye madde nolu 30/06/2019 tarihli işlem olduğu ve 01/07/2019 ile 31/12/2019 tarihleri arası dâhil dönemde herhangi bir muhasebesel fişe kayda rastlanılamadığı veya 48-200'üncü sayfalar arası dâhil sayfaların içeriklerinin tümüyle boş olduklarının tespit edildikleri yani muhasebesel kayıt gereğince 31/10/2019 tarihli faturanın yer alması kayıt altına alınması gereken 2019 yılı Ekim ayı dâhil 01/07/2019-31/12/2019 tarihleri arası döneme ait tüm sayfaların içeriklerinin tümüyle boş olması ve son muhasebesel fişin kaydın 31/10/2019 tarihli faturadan yaklaşık dört ay öncesine ait muhasebesel kayıtları ihtiva etmesi sebebiyle davaya esas dava konusu iş bu faturanın davalı tarafın ticari defter kayıtlarında görülmesinin de mümkün olamayacağı ancak bununla birlikte dosya kapsamında yer alan 27/09/2022 tanzim tarihli bilirkişi heyet raporunda davaya esas/dava konusu davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 31/10/2019 tarihli 151.863,00 TL toplam tutarlı iş bu faturanın davacı tarafın ticari defter kayıtlarında yer aldığının bilirkişi heyetince tespit edildiğinin anlaşıldığı, davalı şirket tarafından 2014-2015-2016-2017-2018 ve 2019 yıllarında (2019 yılı için 01/01/2019-30/06/2019 tarihleri arası) yapılan tüm muhasebesel işlemler neticesinde 20/04/2019 tarihi itibari ile davalı tarafın ticari defter kayıtlarında taraflar arasında borç alacak bakiyesinin kalmadığının edildiği ancak bununla birlikte dosya kapsamında yer alan 27/09/2022 tanzim tarihli bilirkişi heyet raporunda davaya esas/dava konusu 31/10/2019 tarihli 151.863,00 TL toplam tutarlı cezai şart konulu faturadan kaynaklı olarak dava tarihi olan 03/03/2022 tarihi itibari ile davacı tarafın ticari defter kayıtlarında davacı şirketin davalı şirketten 151.920,35 TL tutarında alacaklı olarak görüldüğünün bilirkişi heyetince tespit edildiğinin anlaşıldığı yönündeki hususlar tarafımızca tespit edilmiş olup iş bu hususlarla alakalı olarak takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; İş bu yukarıda yer alan hususlar ile davaya esas/dava konusu davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 31/10/2019 tarihli cezai şart konulu faturanın davacı tarafça davalı taraf yönünden ...'u kişiye 13/11/2019 tarihinde tebliğ edilmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi hükmü çerçevesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen davaya esas/dava konusu davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 31/10/2019 tarihli cezai şart konulu faturanın davalı şirket tarafından kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edildiğine dair dosya kapsamında davalı taraf yönünden yerinde inceleme sürecinde tevsik edici belge mahiyetinde somut (noter ihtamamesi gibi) herhangi bir belgenin örülememesi tespit edilememesi ve bahse konu iş faturanın davalı tarafça ödendiğine dair dosya kapsamında davalı taraf yönünden yerinde inceleme sürecinde tevsik edici belge mahiyetinde somut (banka ödeme dekontu gibi) herhangi bir belgenin görülememesi/tespit edilememesi, davalı taraflarca da imza altına alınarak taraflarca kararlaştırılan 18/03/2014 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 51.maddesinde yer alan “...BAYİ ile ... arasında herhangi bir ihtilafın doğması durumunda...'in ticari defter ve kayıtlarının HUMK 287. Madde anlamında münhasır ve kesin delil teşkil edeceği taraflarca kabul edilmiştir... BAYİ kayıtları ile ... kayıtları arasında bir farklılık olması durumunda ...'in kayıtları geçerli olacaktır.” şeklindeki hükümler ve dava konusu cezai şart miktarının hesaplanmasına dair davalı yanın eksik alım miktar ve tutarlarının yer aldığı yukarıdaki tablolar ve de iş bu heyet raporumuzda yer alan İlgili diğer tespit ve değerlendirmeler birlikte bir bütün halinde değerlendirildiklerinde; Davaya esas dava konusu davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 31/10/2019 tarihli cezai şart açıklamalı 151.863,00 TL toplam tutarlı faturanın hukuki normlarda kabul edilip edilmeyeceği ile ilgili takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere ve Mahkemece davacı tarafın dava konusu hususlarda haklı görülmesi halinde nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu belirtilerek akaryakıt bayiliği kapsamında davacı şirketin davalı şirketten cezai şart bedelinden kaynaklı cari hesap alacak bakiye tutarının toplamda 158.369,89 TL olarak hesaplandığı ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı şirketin davalı şirketten cezai şart bedelinden kaynaklı cari hesap alacak bakiye tutarının toplamda 151.863,00 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi gereğince eksik ürün alımı sebebi ile cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkili olup tarafların, dava ve taraf ehliyeti vardır.
Davacı taraf davalı ile aralarındaki akaryakıt bayiliği sözleşmesinin bulunduğunu ve bu kapsamda eksik ürün alımı sebebi ile sözleşme gereği cezai şart alacağı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 07/02/2022 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların görüşme sonrasında anlaşamama nedeniyle arabuluculuk sürecinin tamamlandığı anlaşılmıştır.
Dava konusu ihtilaf, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında davalının eksik ürün alıp almadığı, davacının eksik ürün alımı sebebi ile cezai şart talep edip edemeyeceği ve davalı kefilin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Türk Borçlar Kanunun 583. Maddesinde: Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz. Şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır.
Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer’i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır. Cezai şartın fer’ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam eder. Başka bir anlatımla cezai şartın fer’iliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder. Borçlu borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer’i değil, asli (bağımsız) bir alacak niteliğini kazanır. Cezai şart, sağlararası hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırılır. (Bkz.Tunçomağ Kenan; Türk Borçlar Hukuku I.Cilt Genel Hükümler İstanbul 1976 Sh.853 vd., Eren Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 5.Bası, Cilt 2 Sh.1169-1171; Kılıçoğlu M.Ahmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4.Bası Sh.575-577; Reisoğlu Safa; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 12. Bası Sh. 362.)
818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin başlığı “cezai şart” iken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur.
Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir.
TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”
Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. md. değil, 179/I. md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740)
TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Örneğin; beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayie mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayie noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Tekrarlamak gerekirse, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Örneğin, sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir. Davacı ve davalılar arasında 18/03/2014 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi, 18/03/2014 tarihli Bayilik Protokolü ve 18/03/2014 tarihli Ariyet Sözleşmesi akdedildiği, davalı şirket tarafından kaşe ve imza altına alınan 18/03/2014 tarihli Satış Taahhütnamesi, davalı ... ile 18/03/2014 tarihli Kefaletname imzaladıkları, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 399 Ada, 82 Parselde kain taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunda "..." markası altında davalı şirketin bayilik yürütülebilmesi için 5 yıl süre ile bayilik ilişkisi kurulmasının taraflarca kararlaştırıldığı, davalı ...’ın garantör sıfatıyla alpete karşı 10 yıl süreli olarak 100.000,00TL’sına kadar üstlenmiş ve garanti etmiş olduğu, 5.3 maddesinde, akaryakıt bayilik sözleşmesi gereğince ve akaryakıt bayilik dikey ilişkisi süresince, beher sözleşme yılında asgari 400 m3/yıl beyaz ürünü (benzin, motorin türleri ve biodizel) ve beher sözleşme yılında asgari 1 (nir) ton/yıl ... ve/veya ... markalı ve/veya ... tarafından belirlenecek sair markalar altında üretilen Yağ ürünlerini ...’den satın alarak Bayilik Sözleşmesi ve yasal mevzuat çerçevesinde satmayı, satış taahüdümün Bayilik Sözleşmesinin imzalanması tarihinden başlayacağını, her bir sözleşme yılının kendi içinde değerlendirileceğini, ancak ...'in her bir sözleşme yıl sonu ile bağlı olmaksızın sözleşme süresi içinde sözleşme feshi ile birlikte ve zamanaşımı süresi içinde olmak kaydıyla sözleşmenin feshi akabinde her zaman satış taahhüdüne bağlı olarak cezai şart talebinde bulunabileceğini, ….. her ne sebeple olursa olsun, bu satış taahhütlerimi ihlal ettiğim takdirde satamadığım beher m3 beyaz ürün için 60 USD tutarında cezai şartı ...'e nakden ve defaten ödemeyi, bayilik dönemi içerisinde oluşan cezai şart bedellerinin ...Tarafından talep edilmemesinin ...’in bu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini,...’in sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi hallerinde dahi geçmiş sözleşme yıllarına ait cezai şart bedelini talep etme hakkı bulunduğunu, hatta ...’in bu bedeli zamanaşımı süresi içerisinde dilediği zaman talep
ve dava edebileceğini, ...'e karşı gayrikabili rücu beyan, kabul ve taahhüt ederim. Şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Taraflar arasında düzenlenen ürün alım taahhütnamesine göre davalının birinci yıldan başlamak ve sözleşmenin yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 400 ton ürün satın almayı kabul ve taahhüt ettiği, her bir yıllık sözleşme süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 60,00 USD tutarı üzerinden hesaplanacak kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ettiği, incelenen kayıtlarda davacının 2016-2017-2018-2019 yıllarında fatura içeriklerinde cezai şartlara ilişkin olarak ihtirazi kayıt koymuş olduğu, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceğinden mahkememizce bilirkişiler tarafından tespit edilen 2017-2018 yılı için davacı kayıtlarına göre satılamayan 143 m3 (33.884,13TL)ve 2018-2019 yılları için 230,24m3 (75.599,30TL) eksik alım yapıldığından ve buna göre hesaplanan kar mahrumiyeti tutarının 33.884,13TL+75.599,30TL= 109.483,43TL olduğu, diğer dönemler yönünden davalı şirket tarafından taahhüdün yerine getirilmemiş olmasına karşılık, takip eden yıl için ifaya başlanmadan önce, davacı şirket tarafından ihtirazi kayıt bildirildiği ya da ihtarname keşide edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar arasında düzenlenen ürün alım taahhütnamesine göre eksik ürün alımından kaynaklı olarak bilirkişi raporu doğrultusunda resen hesap edildiği üzere davacının davalıdan 109.483,43TL cezai şart alacağının bulunduğu, düzenlenen 04/01/2024 tarihli uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle hükme esas alınmış olup dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 24.maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu fahiş olduğu iddiasıyla ceza koşulundan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de kararlaştırılan cezai şartın borçlunun ekonomik yönden yıkımına neden olacak tarzda fahiş olduğunun belirlenmesi halinde cezai şarttan indirim yapılabilecektir. Mahkememizce cezai şartın davalının ekonomik mahvına yol açıp açmayacağı yönünde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede, şirketin 30.06.2019 tarihinden sonra bir muhasebe kaydının olmadığı, 27.11.2019 tarihinde yapılan denetimde işyerini terk ettiğinden mali kayıtlarına ulaşılamamış ve değerlendirme yapılamamış ise de davalı şirketin faaliyet alanı ve davacı dağıtıcı şirketten yıllık aldığı, satışını yaptığı ürün miktarı dikkate alındığında mahvına sebep olmayacağı kabul edilmiş ve bir indirim yapılmamıştır. Davalı ... önünden yapılan incelemede ise; kefaletnamede davalının sadece isim ve tarihleri le yazısı ile yazdığı, Türk Borçlar Kanunun 583. maddesinde düzenlendiği üzere; kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu ancak dosyada bulunan kefaletnamenin kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile müteselsil kefil olduğu anlaşıldığından, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmediğinden kefaletnamenin geçerli olmadığı anlaşıldığından davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın dava açmadan önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne yönelik olarak dosya kapsamında ihtarname vs. bulunmadığından dava tarihinden itibaren taraflar tacir olmakla temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiş olup davanın şirket yönünden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( Kabul oranı:% 72,09)
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklanacağı üzere;
1-Davanın davalı ... Şirketi yönünden KISMEN KABULÜ ile, 109.483,43TL nin 03.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Davanın ... yönünden REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 7.478,81TL harçtan peşin olarak alınan 2.593,45TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.885,36-TL harcın davalı şirketten tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.600,00-TL'nin 1.153,44TL sinin davalı şirketten, 446,56 TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 2.593,45TL peşin harcın davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 8.226,70TL yargılama giderinin kabul oranına göre 5.930,63TL sinin davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalı şirketten tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
8-Davalı ... yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-Davalı Şirket tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.23/02/2024
Katip
E-İmzalıdır
Hakim
E-İmzalıdır
ayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!