DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1693 E. , 2024/392 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1693
Karar No : 2024/392
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı - …
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2012 ve 2013 hesap dönemlerinde araç satışından elde ettiği geliri beyan etmediğinden bahisle düzenlenen vergi tekniği raporunu dayanak alan vergi inceleme raporuna istinaden re'sen tarh edilen 2013 yılına ilişkin gelir vergisi ve anılan yılın Ekim-Aralık dönemine ilişkin geçici vergi ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Geçici vergi aslı yönünden yapılan inceleme:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesinin dördüncü fıkrasında mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergi aslının terkin edileceğinin kurala bağlandığı ve dava konusu geçici vergi aslının mahsup süresinin geçmiş olması nedeniyle terkin edilmesi gerektiği dikkate alındığında, dava konusu geçici vergi aslında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Gelir vergisi ve vergi ziyaı cezaları yönünden yapılan inceleme:
Davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu'nda şu tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir:
i. Mükellef, 08/07/2005 tarihinden itibaren gösteri, kongre, konferans, ticari fuar ve benzeri etkinliklerin organizasyonu alanında Erciyes Vergi Dairesi mükellefi olarak faaliyet göstermiş, 01/05/2006 tarihinde mükellefiyet kaydı terkin ettirilmiştir.
ii. Mükellefin, 2012 yılında dokuz adet, 2013 yılında ise on beş adet araç aldığı, yine 2012 yılında on adet, 2013 yılında ise on dört adet araç sattığı, bu araçları satıcı olan şahısları dolandırmak suretiyle satın aldığı, satıcı olan şahıslara satın alma bedeli olarak ya hiç ödeme yapmadığı ya da kapora adı altında çok düşük meblağlarla ödeme yaptığı, satın almış olduğu araçları belgesiz olarak daha düşük veya yüksek bir meblağa üçüncü şahıslara sattığı tespit edilmiştir.
iii. Mükellef, bu faaliyeti örgüt çatısı altında gerçekleştirmiştir. Örgüt lideri Rasim Ünal ile Yetgin Coşkun isimli kişilerin geçmiş ticari faaliyetlerinden ötürü vergi borçları ve çeşitli alacaklara ilişkin haciz kayıtları bulunmaktadır. Adlarına herhangi bir bankadan para havalesi yapıldığında sistem tarafından bu paralara el konulma ve haciz uygulanma ihtimali vardır. Bu itibarla örgüt yöneticilerinin herhangi bir araç kaydını üzerlerine alamadıkları, bunu bertaraf etmek için örgüt üyesi olan mükellef ve Mustafa Cengiz isimli kişi adına vekaletname çıkartıp bunların üzerinden araç alım satımlarını gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir.
iv. Buna göre mükellef açıkça dolandırıcılık örgütünün bir üyesi olup ilgili araçları bedelini ödemeden veya kapora adı altında cüz'i bir miktar para ödeyerek satın almıştır.
v. Mükellefin ne kadar belgesiz satış işlemi gerçekleştirdiğinin ve karşılığında ne kadar gelir elde ettiğinin tespiti için kaporasız alış tutarları ile satış tutarlarının araç bazında karşılaştırması yapılarak en yüksek olan tutarın gelir vergisi matrahı olarak dikkate alınması, bazı araçlar için kapora verilip bazı araçlar için verilmemiş olması nedeniyle alınan araçlara verilen tüm kaporalar toplamının alınan araç sayısına bölünmesi suretiyle bulunan birim kapora miktarının her araç alımında dikkate alınması gerekmektedir.
Anılan tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının 2012 yılında dokuz adet, 2013 yılında ise on beş adet araç alıp 2012 yılında on adet, 2013 yılında ise on dört adet araç sattığı noter kayıtları ile sabittir. Taraflar arasında da bu alım satımların (vekaleten veya asaleten) gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabi olup gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.
Bu durumda, davacının 2013 yılında bir kısım emtia alışı ve satışını belgesiz olarak gerçekleştirdiği, inceleme kapsamında yapılan tespit, hesaplama ve değerlendirmelerin hukuka uygun olduğu, davacının elde ettiği ve beyan dışı bıraktığı gelirin ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, dava konusu gelir vergisi ve vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle geçici vergi aslını kaldırmış; gelir vergisi ve vergi ziyaı cezaları yönünden davayı reddetmiştir.
Tarafların istinaf istemini inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Davalının istinaf istemi yönünden yapılan inceleme:
Davalı idare tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, istinaf istemine konu kararın, dava konusu geçici vergi aslının kaldırılması yolundaki hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Davacının istinaf istemi yönünden yapılan inceleme:
Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, davacının araç satın aldığı ve sattığı kişilerin beyanlarına başvurulmaksızın, sadece … Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu tarafından düzenlenen … tarih ve … sayılı yazı ile ekinde yer alan ve aynı tarih ve sayılı hazırlık soruşturması sonucunda hazırlanan iddianamedeki tespitler üzerine tanzim edilen … tarih ve ... sayılı Görüş ve Öneri (İhbar ve İnceleme Değerlendirme) Raporu'ndaki açıklamalar yeterli görülerek matrah hesaplanmıştır.
Vergi incelemesine konu eşyanın ikinci el otomobil olması, ikinci el otomobillerin de tescile tabi olup alım satımlarının ancak noter aracılığıyla yapılabilmesi karşısında, alım satım bedellerinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı da dikkate alındığında, alım satım bedelleri arasındaki fark yerine, vergi tekniği raporunda keyfi olarak alım ya da satım bedelinden yüksek olan meblağ matraha dahil edilmiştir.
Ayrıca davacı tarafından bazı araçlar için kapora verilip bazı araçlar için verilmemesine karşın tüm kapora bedellerinin toplamının alınan araç sayısına bölünmesi suretiyle bulunan birim kapora miktarı her araç alımında dikkate alınmıştır.
Yine araç alım satımlarında taraflarca yapılan diğer masrafların olup olmadığı, var ise alıcı ya da satıcıdan hangisi tarafından yapıldığı araştırılmamıştır.
Belirtilen hususlar, Vergi Usul Kanunu'nda kurala bağlanan vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu yolundaki hükme aykırılık oluşturmaktadır.
Buna göre, eksik incelemeye dayalı olarak belirlenen matrah esas alınarak tarh edilen gelir vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davalının istinaf istemini reddetmiş; davacının istinaf isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasını kaldırdıktan sonra dava konusu gelir vergisi ile vergi ziyaı cezalarını kaldırmıştır. Ayrıca Vergi Dava Dairesi vekâlet ücreti yönünden, dava aşamasında davacı vekili için vekâlet ücretine hükmedildiğinden ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 14/02/2023 tarih ve E:2019/5665, K:2023/726 sayılı kararı:
Vergi Mahkemesi kararında özetlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelere göre, davacının 2013 yılında bir kısım emtia alışı ve satışını belgesiz olarak gerçekleştirdiği hususunun sabit olduğu, inceleme kapsamında tespit edilen matrah farkında isabetsizlik bulunmadığı, davacının elde ettiği ve beyan dışı bıraktığı gelirin ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, dava konusu gelir vergisi ve vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan yeniden verilecek kararda geçici vergi aslı yönünden de değerlendirme yapılacağı tabiidir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. Ayrıca Vergi Dava Dairesi vekâlet ücreti yönünden, dava aşamasında davacı vekili için vekâlet ücretine hükmedildiğinden ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı tarafından, hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporu ile araç alım satımı faaliyetiyle iştigal ettiği halde bu faaliyetten elde ettiği geliri beyan etmediği tespit edilen davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının cezalı tarhiyatlara ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, Vergi Dava Dairesince karar verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek ısrar kararının vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI: Davalı tarafından cevap verilmemiş, davacı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemlerin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca ödenmesi gereken maktu karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından harca hükmedilmesine gerek olmadığına,
4- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
26/04/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!