WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

DANIŞTAY VERGI DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/11 E.  ,  2024/6 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/11
Karar No : 2024/6

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca konu ile ilgili kararlar ve mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:

I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİNDE BULUNAN : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu

II- İSTEMİN ÖZETİ:İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 20/06/2023 tarih ve E:2023/1727, K:2023/1941 sayılı kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2022/3983, K:2023/122 sayılı; İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2023/2543, K:2023/4453 sayılı kararları arasında, davacı limited şirketlerin tüzel kişiliğinin dava devam ederken sona ermesi nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması halinde, dosyanın yeniden işleme konulabilmesi için asliye ticaret mahkemesince davacı şirketlerin ihyasına karar verilmesine gerek olup olmadığı, ihyalarına karar verilmeksizin davacı şirketlerin tüzel kişiliği sona ermeden önceki kanuni temsilcileri, tasfiye memurları ve ortaklarının davayı takip hakkı kendisine geçen kişiler olarak başvurması durumunda dosyanın yeniden işleme konulabilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında mevcut olduğu belirtilen aykırılığın 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 20/06/2023 tarih ve E:2023/1727, K:2023/1941 sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanının bu yöndeki talebini uygun gören İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 14/11/2023 tarih ve E:2023/81, K:2023/81 sayılı kararıyla istenmiştir.

III- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:
A- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin E:2023/1727 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı limited şirket adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca re’sen tarh edilen 2013 yılının Ocak, Mayıs, Eylül ve Ekim dönemlerine ait katma değer vergileri, vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları ile aynı yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
İstanbul 11. Vergi Mahkemesinin 17/04/2019 tarih ve E:2018/2233, K:2019/852 sayılı kararının özeti:
Mahkeme, uyuşmazlığın esasını incelemek suretiyle katma değer vergileri ile vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden davayı reddetmiş, özel usulsüzlük cezasını kaldırmıştır.
Tarafların istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 04/06/2020 tarih ve E:2019/2748, K:2020/715 sayılı kararının özeti:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemlerine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemlerinin reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar vermiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2020/6070, K:2023/606 sayılı kararının özeti:
Dava dosyası ile 08/10/2020 tarih ve 10177 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin incelenmesinden, davacı şirketin Kartal 21. Noterliğince 02/10/2020 tarihinde tasdik edilen … tarih ve … sayılı genel kurul kararına istinaden ticaret sicilinden terkin edildiği hususunun 08/10/2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmektedir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
Bozma kararına uyan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 20/06/2023 tarih ve E:2023/1727, K:2023/1941 sayılı kararının özeti:
Ticaret şirketleri kendisini oluşturan şahıslardan ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği haiz olup mevzuatın öngördüğü şekilde kurulmalarıyla hak ehliyetine ve mevzuatın öngördüğü organlara sahip olmalarıyla birlikte fiil ehliyetine sahip olurlar. Bunun sonucu olarak tüzel kişiliğin sona ermesiyle de taraf ve dava ehliyetleri sona erer.
Dava açıldıktan sonra herhangi bir sebeple davacı şirketin kişilik veya niteliğinde değişiklik olması nedeniyle taraf veya dava ehliyetinin sona ermesi durumunda İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki düzenleme gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda tarafların ehliyeti ve davayı takip yetkisi yönünden ayrıca düzenlemelere yer verilmemiş olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve dolayısıyla özel hukuk hükümlerine atıf yapılmış olduğundan gerçek kişilerde ölüm, ticaret şirketlerinde tür değiştirme, bölünme, sona erme gibi çeşitli durumlarda davayı takip yetkisinin kime geçtiğinin tespiti noktasında her durumun özel hukuk kurallarına da uygun olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketlerin tasfiyesine ilişkin 643. maddesinde, tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş; anonim şirketlerin sona ermesi ve tasfiyesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği bölümde yer alan "Ek tasfiye" başlıklı 547. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahiplerinin veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri; (2) numaralı fıkrasında ise mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilirse, ek tasfiye için şirketin yeniden tesciline karar verileceği ve bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanacağı ve bu hususun tescil ve ilân ettirileceği düzenlenmiştir.
Davaya taraf olan ticaret şirketinin dava açıldıktan sonra ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona ermesi durumunda davayı takip yetkisinin ortak, temsilci veya başka bir kimseye geçtiği yönünde gerek medeni yargılama hukukunda gerekse medeni hukuk ve ticaret hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun, anonim ve limited şirketlerde ek tasfiyeyi düzenleyen 547. maddesinin gerekçesinde, ticaret sicilinden terkin edilen şirketin yeniden sicile kaydedilmesi ve ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumlar arasında şirketin yararına sonuç doğuracak bir davanın açılması veya şirketin bir davada davalı olarak bulunması açıkça sayılmıştır.
Bu durumda dava devam ederken ticaret şirketinin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması halinde davanın kaldığı yerden devam edebilmesi ancak taraflardan birinin istemi üzerine Asliye Ticaret Mahkemesinin Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca tüzel kişiliğin ihyasına karar vermesi durumunda mümkün olacaktır.
Uyuşmazlıkta, davacının davanın açıldığı tarihte tüzel kişiliğinin bulunduğu, ancak dava devam ederken tüzel kişiliğinin son bulduğu anlaşılmaktadır.
Ortaya çıkan bu hukuksal durum karşısında, davacının özel hukuk tüzel kişiliğini yitirdiği, başka bir ifadeyle medeni hakları kullanma ehliyetini, yani fiil ehliyetini, dolayısıyla davacı olma sıfatını kaybettiği ortada olup ticaret sicilinden kaydı silinen davacı şirketin ilgililer tarafından ihyası sağlanarak dosyanın yeniden işleme konulması isteninceye kadar İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması, ihya sonrası başvuru yapılması durumunda ise bozma üzerine yeniden bir karar verilebilmesi için dosyanın yeniden işleme konulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, kararın bir örneğinin anılan maddenin (4) numaralı fıkrası uyarınca davalıya tebliğine karar vermiştir.

B- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin E:2022/3983 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı limited şirket adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca re’sen tarh edilen 2018 yılının Ocak ila Aralık dönemlerine ait katma değer vergileri ile vergilerin üç katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/01/2022 tarih ve E:2021/1922, K:2022/218 sayılı kararının özeti:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmekle sona ereceğinden ve tüzel kişiliği sona eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti son bulacağından, tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen şirketin yargı mercileri önünde temsil edilebileceğinden söz etmek mümkün değildir.
Dava dosyası ile 09/09/2021 tarih ve 10405 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin incelenmesinden, tasfiyesine karar verilen ve davanın açıldığı tarih itibarıyla tasfiye halinde olan davacı şirketin tasfiyesinin tamamlandığı ve ticaret sicilindeki kaydının silindiği, bu durumun 09/09/2021 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, davacı şirketin tüzel kişiliğinin görülmekte olan dava devam ederken 09/09/2021 tarihi itibarıyla sona erdiği anlaşıldığından, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçenin/geçenlerin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir.
Mahkeme, bu gerekçeyle İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçenin/geçenlerin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına, kararın bir örneğinin davalıya ve davayı takip hakkı kendisine geçen kişiler olan şirketin tüzel kişiliği sona ermeden önceki ortakları, kanuni temsilcileri ve tasfiye memurlarına tebliğine karar vermiştir.
İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 23/05/2022 tarih ve E:2022/758, K:2022/1442 sayılı kararının özeti:
İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 31/01/2022 tarih ve E:2021/1922, K:2022/218 sayılı kararının tebliği üzerine davacı şirketin tüzel kişiliği sona ermeden önceki ortakları, kanuni temsilcileri ve tasfiye memurları tarafından verilen dilekçeler ile davanın kendileri tarafından takip edilmesi talep edilmiştir. Bu nedenle dava görülmeye devam edilmiştir.
Mahkeme, bu gerekçeye de yer vererek uyuşmazlığın esasını incelemek suretiyle davayı reddetmiştir.
Davacıların istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 24/01/2023 tarih ve E:2022/3983, K:2023/122 sayılı kararının özeti:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemlerinin reddine kesin olarak karar vermiştir.

C- İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin E:2023/2543 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Davacı limited şirket adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesinin ikinci kaleminde yer alan eşyaların gümrük kıymetinin düşük beyan edildiğinden bahisle belirlenen fark kıymet üzerinden alınan ek tahakkuk kararı ile ceza kararına vaki itirazın zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İstanbul 7. Vergi Mahkemesinin 30/01/2023 tarih ve E:2022/2299, K:2023/269 sayılı kararının özeti:
Mahkeme, uyuşmazlığın esasını incelemek suretiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 17/10/2023 tarih ve E:2023/2543, K:2023/4453 sayılı kararının özeti:
Dava dosyasının incelenmesinden, 29/09/2022 tarihi itibarıyla tasfiyesine karar verilen davacı şirketin 27/02/2023 tarihinde Türkiye Ticaret Siciline tescil edilen 16/02/2023 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyesinin tamamlandığı ve ticaret sicilindeki kaydının silindiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin davanın devamı sırasında ticaret sicilinden kaydı silinmekle tüzel kişiliğinin, diğer bir deyişle hukuk alemindeki varlığının sona erdiği ve dolayısıyla taraf olma ehliyeti ve yargı mercileri önünde temsil olanağının bulunmadığı göz önüne alınarak, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına ve davalı idare bakımından istinaf başvurusu şartları oluşuncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir.
Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir.

IV- İNCELEME VE GEREKÇE:
A- İLGİLİ MEVZUAT:
1- 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu" başlıklı 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi:
"4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:
...
c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek."
2- 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun "Temyiz yoluyla Danıştay'da görülecek davalar" başlıklı 25. maddesi:
"İdare mahkemeleri ile vergi mahkemelerince verilen nihai kararlar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülen davalarla ilgili nihai kararlar Danıştayda temyiz yoluyla incelenir ve karara bağlanır."
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin (6) numaralı fıkrasının ilgili kısmı:
"Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..."
4- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin ilgili kısmı:
"Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:
...
b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar..."
5- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesi:
"1. Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
2. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.
3. Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
4. Dosyaların işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar diğer tarafa tebliğ edilir."
6- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrası:
"Dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması halinde, otuz gün içinde posta ücretinin tamamlanması daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Posta ücreti süresi içinde tamamlanmazsa dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Bu kararın tebliği tarihinden başlayarak üç ay içinde, noksanı tamamlanmak suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur."

B- HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Kanun'un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendinde, aynı bölge idare mahkemesi dairelerince veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kararlar arasında aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesinin istenebilmesi, bölge idare mahkemesi vergi dava dairelerince verilen kararların kesin nitelikte olması şartına bağlanmıştır.
2576 sayılı Kanun'un bahse konu kuralında değişiklikler öngören 6545 sayılı Kanun gerekçesinde anılan başvuru yolunun "idari yargıda istinaf yolunda, dairelerin benzer konularda birbiriyle çelişen kararlar vermesini önlemek amacıyla" getirildiği belirtilmiş; 7188 sayılı Kanun gerekçesinde ise aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesi isteminin "aynı veya farklı bölge idare mahkemesi dairelerince benzer olaylarda verilen kesin nitelikte" kararlar bakımından istenebileceğine değinilmiştir.
İstinaf sisteminde 2577 sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddelerinde yer alan kurallar uyarınca bazı uyuşmazlıkların temyiz incelemesine tabi olmaksızın istinaf merciinin kararıyla kesin olarak yargısal çözüme kavuşturulması, bir uyuşmazlığın aynı ya da farklı bölge idare mahkemesi dava dairelerince konuya farklı hukuki yaklaşımlar getirilerek çözümlenebilmesine ve dolayısıyla hukuk uygulamasında belirsizlik ve öngörülemezliğe neden olabilecektir.
Bu durumu öngören kanun koyucu, istinaf sisteminde içtihat mahkemesi konumunda bulunan Danıştaya, aynı veya farklı bölge idare mahkemelerinin dava dairelerince verilen ve temyiz incelemesine tabi olmaksızın uyuşmazlıkları kesin olarak sonuçlandıran kararlarda ortaya çıkabilecek aykırılıkları giderme ve ilgili uyuşmazlıklar yönünden ülke genelinde hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği sağlama görevini vermiştir.
2576 sayılı Kanun'un bahse konu hükmünde öngörülen manasıyla kesinlik, istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın temyizen incelenmesinin mümkün olmamasını ifade etmektedir. İstinaf merciinin kesin nitelikte olmayan kararları temyiz incelemesine tabi olduğundan, temyiz merciinin vereceği kararlar ile bu uyuşmazlıklar hakkında hukuk uygulamasına yön verebileceği açıktır. Dolayısıyla 2576 sayılı Kanun'un anılan düzenlemesinde öngörülen kanun yolu sadece bölge idare mahkemesi dairelerinin uyuşmazlığı kesin olarak çözümleyen kararları açısından işletilebilecek niteliktedir.
Diğer taraftan, Danıştay Kanunu'nun 25. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere temyiz yoluyla Danıştayca incelenebilmesi mümkün olan kararlar nihai nitelikteki kararlardır. Nihai kararlar, davayı sona erdiren ve yargı merciinin davadan el çekmesi sonucunu doğuran kararlardır. Davayla ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesine, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair kararlar gibi davayı sona erdirmeyen ve yargı merciinin davadan el çekmesi sonucunu doğurmayan kararlar ise ara kararı niteliğinde olup ara kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamaz. Ara kararlarına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları ancak nihai kararın temyizi aşamasında ileri sürülebilir.
Bu bağlamda, aykırılığın giderilmesi istemine konu olan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi kararına aykırı olduğu ileri sürülen, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına dair İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi kararının hukuki niteliği netleştirilerek nihai karar niteliğinde mi yoksa ara kararı niteliğinde mi olduğunun ve kesin nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi dosyasında dava konusu edilen vergi ve cezaların toplam tutarının ilk istinaf kararının verildiği tarihte geçerli olan temyiz sınırının üstünde olduğu görülmüştür. Dolayısıyla anılan dosyada istinaf merciince verilen nihai kararların temyize tabi olduğu açıktır.
Bu noktada, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararların nihai karar niteliğinde mi yoksa ara kararı niteliğinde mi olduğunun netleştirilmesi gerekmektedir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'na göre dosyanın işlemden kaldırılmasına dair karar üç durumda verilebilmektedir.
Bu durumlardan biri Kanun'un 26. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenmiş olup sözü edilen fıkradaki düzenlemeye göre, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi; dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle dosyanın yeniden işleme konulması istenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer bir durum, Kanun'un 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenmiş olup sözü edilen fıkradaki düzenlemeye göre, dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması nedeniyle posta ücretinin otuz gün içinde tamamlanmasının ilgiliye iki kez tebliğ olunmasına rağmen posta ücretinin süresi içinde tamamlanmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi; bu kararın tebliği tarihinden başlayarak üç ay içinde posta ücreti tamamlanmak suretiyle dosyanın yeniden işleme konulması istenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın işlemden kaldırılmasına dair karar verilmesi gereken diğer bir durumun düzenlendiği 26. maddenin (1) numaralı fıkrasında ise dava esnasında tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olması halinde davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği belirtilmiştir.
Belirtilen ilk iki durumda, dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararın verilmesinden sonra ilgililer tarafından Kanun'da belirtilen hususların belli bir süre içinde yerine getirilmememesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi öngörülmüş iken, üçüncü durumda, dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararın verilmesinden sonra ilgililer tarafından dosyanın yeniden işleme konulmasının hiçbir zaman talep edilmemesi halinde dahi davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi öngörülmemiştir.
İlk iki durumda, dosyanın işlemden kaldırılması yönünde karar verilmesiyle birlikte yargılama süreci durmakta olup dava derdest olmaktan çıkmış değildir. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesiyle birlikte ise dava sona ermekte ve yargı merci davadan el çekmektedir. Bu nedenle, ilk iki durumda davanın açılmamış sayılması yönünde verilen kararın nihai nitelikte bir karar olduğu, dosyanın işlemden kaldırılması yönünde verilen kararın ise ara kararı niteliğinde olduğu açıktır. Üçüncü durumda ise dosyanın işlemden kaldırılması yönünde verilen kararın ilk iki durumda olduğu gibi ara kararı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi, yargılama hukuku kurallarıyla uyuşmayan, dosyanın yeniden işleme konulması talep edilmedikçe davanın sonsuza kadar derdest kalması sonucunu doğuracaktır. Bu kabulün etki ve sonuçları da göz önüne alındığında, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması yönünde karar verilmesiyle birlikte davanın sona erdiğinin ve yargı merciinin ilgililer tarafından usulüne uygun olarak başvuru yapılıncaya kadar davadan el çektiğinin, dolayısıyla da anılan kural uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması yönünde verilen kararın nihai nitelikte bir karar olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi dosyasında İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması yönünde verilen nihai kararın, anılan dosyada dava konusu edilen vergi ve cezaların toplam tutarı temyiz sınırının üstünde olduğundan İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesine göre temyize tabi olduğu, dolayısıyla da kesin nitelikte bir karar olmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan, bu karara aykırı olduğu ileri sürülen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi kararı ile dosyanın işlemden kaldırılmasına dair İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi kararı, dava konusu edilen vergi ve cezaların toplam tutarı temyiz sınırının üstünde olmadığından kesin niteliktedir.
Sonuç olarak, 2576 sayılı Kanun'un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi ile kanun koyucunun aykırılığın giderilmesine ilişkin başvuru yolunu ihdas etmekteki amacı gözetildiğinde, istinaf incelemesi sonucunda verilen ve kesin nitelikte olan kararlar ile istinaf merciinin temyiz incelemesine tabi olan ve dolayısıyla kesin nitelikte bulunmayan kararı arasında mevcut olduğu belirtilen aykırılığın anılan düzenleme kapsamında giderilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

V- SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, aykırılığın giderilmesi isteminin REDDİNE, 26/04/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.