WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/6515 E.  ,  2024/1081 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6515
Karar No : 2024/1081

DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
03.09.2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine İlişkin Tebliğin 13. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu düzenleme ile Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine; 36. maddesindeki savunma hakkına ve Avukatlık Kanununun 110. maddesine aykırı şekilde davacı ile davalı vekili arasında yargılama gideri olarak hükmedilecek vekalet ücreti bakımından eşitsizlik oluşturulduğu, savunma ve hak arama özgürlüğünün davanın her iki tarafına da eşitçe uygulanması gerektiği, davacı vekilinin yaptığı iş ile davalı avukatının yaptığı iş arasında hiçbir farkın bulunmadığı, Asliye Mahkemelerinde açılan bir davada 70.000 TL kazanan davacı vekilinin 11.200 TL vekalet ücreti alırken; 100.000 TL olarak açılan tazminat davasında kısmi kabulle sonuçlanan davada (30.000 TL yönünden kabul; 70.000 TL yönünden davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş ise) davalı vekilinin bu defa 11.200 TL değil; 9.200 TL’ye hak kazanacağı, bu eşitsizliğin dava konusu Tarifenin 13/3. maddesinde yer alan hüküm nedeniyle davanın salt kısmi kabul ile sonuçlanmasına bağlanmasının hukuka aykırı olduğu, Tarifenin 13/4. maddesi yönünden ise; davayı tamamen kazanan davalı vekilinin sabit bir şekilde maktu vekalet ücreti almasının öngörülmesinin de hakkaniyete aykırı olduğu, yargılama gideri olarak düzenlenen vekalet ücreti, sadece miktara göre belirlendiğinden kabul edilen miktarın davanın kısmen reddi ile tamamen reddi sonucu kazanılması arasında alınan vekalet ücretleri bakımından fark oluşturmaması gerektiği, öte yandan yargılama gideri olan vekalet ücreti, konulara göre değil işin niteliğine göre belirlenmekte iken; tazminat davaları ile diğer davalar arasında oluşturulan farkın anlaşılabilir olmadığı, dava konusu düzenlemenin bir çok kişinin haksız yere açılan davalarla muhatap olması sonucunu doğuracağı belirtilerek dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :
Adalet Bakanlığının Savunması: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile Anayasanın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının, yargılamanın hakkaniyete uygun, adil bir biçimde yerine getirilmesini amaçladığı, bu ilkenin doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığı, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olabileceği, sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı, kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gerektiği, dava konusu düzenlemenin Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2018/453, E:2019/145 sayılı dosyalarından verilen yürütmenin durdurulması kararlarının gereği olarak yürürlüğe konulduğu, avukatın harcadığı emek ve çabaya eşdeğer nitelikte avukatlık ücretine hükmedilmesinin hakkaniyet ve nesafet gereği olduğu, harcanan emek ve çabanın üstünde vekalet ücretine hükmetmenin taraflara ölçüsüz yükümlülük getireceği gibi avukatın hukuki yardımı ile avukatlık ücreti arasında da nispetsizliğe yol açacacağı, maddi tazminat davalarında kısmen kabul, kısmen ret kararı verilmesi durumunda reddedilen miktar kadar davalı tarafın tazminat kazandığı şeklinde yorumlanarak davalı lehine reddedilen miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiasının hakkaniyetle bağdaşmadığı, aynı şekilde tümden ret kararlarında da reddedilen miktar davalı tarafın kazandığı bir tazminat miktarı olmadığından bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesini savunmanın kabule şayan olmadığı, emek-ücret-külfet dengesi gözetilerek gerçekte avukatın hukuki yardımının karşılığı oranı dikkate alınarak hazırlanan Tarifede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.

Türkiye Barolar Birliğinin Savunması: Dava konusu Tarife maddesinin Danıştay Sekizinci Dairesinin yürütmenin durdurulması kararları doğrultusunda düzenlendiği, kararlara dayanak alınan AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde, kararların idari yargı alanına özgü olduğu, bu nedenle Tarifenin 10. maddesindeki düzenlemenin, idari yargıda avukatlık ücretini düzenleyen 15. maddeye eklenmesinin daha uygun olacağı, idari yargıdaki "ıslah" müessesesi ile adli yargıdaki "belirsiz alacak davası" kurumlarının mevcut olduğu bir yargılama sisteminde, hükmedilen vekalet ücretinin kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim haklarını ihlal edip etmeyeceği hususu ile avukatın manevi tazminat davasını reddettirirken harcadığı emek ve mesai ile maddi tazminat davasını reddettirmek için harcadığı emek ve çabanın aynı nitelik ve ağırlıkta olup olmadığının takdirinin Mahkemeye ait olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Maddi tazminat davaları, davanın konusu, talebin bölünebilirliği, davanın amacı, yargılama usulü, hakimin takdir yetkisi gibi pek çok yönden manevi tazminat davasından ayrışmakta olup, belirsiz alacak davası veya kısmi dava açmak yahut talep sonucunu ıslah etmek gibi birtakım hukuksal imkanların da mevcut olduğu dikkate alındığında davacıların bu imkanlardan yoksun olduğu manevi tazminat davalarına özgü getirilen kuralların maddi tazminat davalarında da aynen uygulanması gerektiğine yönelik yargı kararı çerçevesinde düzenlenen dava konusu Tarifenin 13. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında hukuka uyarlık bulunmadığından davaya konu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 03.09.2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptali istemiyle Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliğine karşı açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde, "Avukatlık Ücret Tarifesinin Hazırlanması" başlıklı 168. maddesinde, avukatlık asgari ücret tarifesinin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından tüm baroların teklifleri göz önüne alınarak hazırlanması ve yürürlüğe girmesi aşamasına ilişkin usul hükümleri belirlenmiş, tarifenin hazırlanması aşamasında dikkate alınacak esas ve ölçütler konusunda herhangi bir belirleme yapılmamıştır.
Avukatlık asgari ücret tarifesinin hazırlanması konusunda Türkiye Barolar Birliğine tanınan yetkinin kullanımında, yargının kurucu unsurlarından savunmayı temsil eden avukatın, Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde öngörüldüğü üzere Avukatlık Ücreti belirlenirken, emek ve mesaisinin dikkate alınmasının yanısıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere de yer verilmemesi gerekmektedir.
3.9.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Genel Hükümler" bölümünde yer alan 13. Maddesinde "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi yer almıştır.
Dava konusu edilen kısım ile ilgili yargısal süreç incelendiğinde;
30.12.2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin muhtelif maddelerinin iptali istemiyle Danıştay 8. Dairesinin 2018/453 esasına kayıtlı olarak açılan davada, Dairenin 10.07.2018 tarih ve E:2018/453 sayılı kararıyla, "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise; avukatlık ücretinin, tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanacağı, hesaplanan ücretin davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altında kalması halinde ise, maktu ücrete hükmedileceği yolundaki düzenlemenin mevcut haliyle maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının reddedilen kısım yönünden, önemli bir kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirebileceği, bazı olaylarda ise, davacıyı dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olabileceği değerlendirmesinde bulunarak, tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle, başka bir ifadeyle, dava konusu Tarifenin manevi tazminat davalarında vekalet ücretine ilişkin kuralları düzenleyen 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, dava konusu Tarifenin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle önce yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, devamında ise 5.4.2022 tarihli ve K: 2022/2416 sayılı karar ile "iptal" edildiği, anılan kararın temyizi üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.06.2023 tarih ve E:2022/3208, K:2023/1202 sayılı kararıyla "onandığı" anlaşılmaktadır.
Aktarılan yargısal süreç sonucunda, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife 29.12.2018 tarih ve 30640 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve yargı kararının gereği olarak manevi tazminat davalarında vekalet ücretlerine ilişkin özel kuralları belirleyen Tarife'nin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenleme olarak Tarifenin 13. maddesine 3 ve 4. fıkralar eklenmiş ancak akabinde yapılan yeni Tarifede yargı kararında belirtilen hususa yer verilmemesi üzerine; 02.01.2019 tarih ve 30643 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle bu defa 2019/145 esasına kayden 8. Dairede açılan davada, 30.05.2019 tarih ve E:2019/145 sayılı kararıyla yukarıda bahsi geçen karardaki aynı gerekçeye yer verilerek dava konusu düzenlemenin önce yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği devamında ise 15.4.2022 tarihli ve K: 2022/2771 sayılı karar ile "iptal" edildiği, anılan kararın temyizi üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.06.2023 tarih ve E:2022/3103, K:2023/1205 sayılı kararıyla "onandığı" görülmüştür.
2018 ve 2019 yılı Tarifelerine ilişkin yukarıda yer verilen yargısal süreç sonucunda, 2020 ve devamındaki yıllara ilişkin Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinde de yargı kararı doğrultusunda düzenlemeler yapılmıştır.
Yukarıda yer verilen Danıştay kararları incelendiğinde; Anayasa Mahkemesinin Başvuru No:2012/791 sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı kararına atıf yapılarak; "Anayasa Mahkemesinin 07/11/2013 gün ve Başvuru No:2012/791 numaralı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında adil yargılanma hakkına ilişkin olduğu hususunda duraksama bulunmayan mahkemeye erişim hakkına ilişkin temel ilkelerin ortaya konulduğu, buna göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesinin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyeceği, ancak her bir uyuşmazlığın kendine özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesinin mümkün olduğu; Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise; avukatlık ücretinin, tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanacağı, hesaplanan ücretin davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altında kalması halinde ise, maktu ücrete hükmedileceği düzenlemesi yer aldığı, bu durumun maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacıyı dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olacağı, söz konusu Tarifenin, manevi tazminat davalarında avukatlık ücretini düzenleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, bu davaların tamamının reddi durumunda ise, avukatlık ücretinin, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu hükmedileceğinin öngörüldüğü; bu durumda, tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda düzenleme yapılması gerektiği, başka bir ifadeyle, dava konusu Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmesi gerektiği" belirtilmek suretiyle hukuka uygunluk denetimi yapıldığı görülmüştür.
Anayasanın 2 ve 138/4 ile 2577 sayılı Kanunun 28/1. maddeleri uyarınca idarenin, bir işlemin iptali yolundaki yargı kararının gereklerini kararın aynen ve geciktirmeden yerine getirmesinin zorunlu olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tâbi olan idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorunda olması aynı zamanda "hukuk devleti" ilkesinin de bir gereğidir.
İdareler, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukukî durumun geçerliliğini sağlamak zorundadırlar. Bu nedenle, idarelerin, idarî yargı yerlerince verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda "takdir yetkisi"ne sahip olmadıkları, bu kararların doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yetkilerinin bulunmadığı, idarelerin bu alandaki yetkisinin "bağlı yetki" niteliğinde olduğu açıktır.
Bu halde; tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki Danıştay Sekizinci Dairesinin bahsi geçen kararlarının uygulanmasına yönelik olarak düzenlendiği anlaşılan dava konusu tarife maddelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
30.12.2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin muhtelif maddelerinin iptali istemiyle Dairemizin 2018/453 esasına kayıtlı olarak açılan davada, Dairemizin 10.07.2018 tarih ve E:2018/453 sayılı kararıyla, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise; avukatlık ücretinin, tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanacağı, hesaplanan ücretin davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altında kalması halinde ise, maktu ücrete hükmedileceği yolundaki 13/1. maddedeki düzenlemenin mevcut haliyle maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının reddedilen kısım yönünden, önemli bir kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirebileceği, bazı olaylarda ise, davacıyı dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olabileceği değerlendirmesinde bulunarak, tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle, başka bir ifadeyle, dava konusu Tarifenin manevi tazminat davalarında vekalet ücretine ilişkin kuralları düzenleyen 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, dava konusu Tarifenin "Genel Hükümler" Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararına karşı yapılan itiraz üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06.12.2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/648 sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife 29.12.2018 tarih ve 30640 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve yargı kararının gereği olarak 2018 yılı Tarifesinin 13. maddesinde manevi tazminat davalarında vekalet ücretlerine ilişkin özel kuralları belirleyen Tarife'nin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir.
02.01.2019 tarih ve 30643 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında maddi tazminat davalarında vekalet ücretlerine ilişkin özel düzenlemelere yer verilmemiş olması sebebiyle, anılan kuralın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle bu defa Dairemizin 2019/145 esasına kayden açılan davada, Dairemizce, 30.05.2019 tarih ve E:2019/145 sayılı kararıyla aynı gerekçeye yer vererek dava konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.
Söz konusu karara yapılan itiraz üzerine İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18.12.2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/1037 sayılı kararıyla itiraz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bilahare Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife 07.12.2019 tarih ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı Tarifenin 2. maddesiyle yargı kararının gereği olarak 2019 yılı Tarifesinin 13. maddesinde düzenleme yapılmıştır.
2018 ve 2019 yılı Tarifelerinin 13/1. maddesinin iptaline ilişkin Dairemizin 05.04.2022 tarih ve E:2018/453, K:2022/2416 sayılı ve 15.04.2022 tarih ve E:2019/145, K:2022/2771 sayılı kararları Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01.06.2023 tarih ve E:2022/3208, K:2023/1202 ve 01.06.2023 tarih ve E:2022/3103, K:2023/1205 sayılı kararları ile onanarak kesinleşmiştir.
2018 ve 2019 yılı Tarifelerine ilişkin yukarıda yer verilen yargısal süreç sonucunda, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinde de yargı kararı doğrultusunda aynı yönde düzenlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmış; 138. maddesinin 4. fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kurallarına yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde; "(Değişik:2/5/2001 - 4667/77 md.) Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.
Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.
İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.
Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. (Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez." hükmü ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması" başlıklı 168. maddesinin 1. fıkrasında, "Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler."; 2. fıkrasında, "Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. (...) " hükmüne yer verilmiştir.
03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2023 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Genel Hükümler" başlığı altında düzenlenen "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Aktarılan mevzuat uyarınca, idarenin, bir işlemin iptali yolundaki yargı kararının gereklerini kararın aynen ve geciktirmeden yerine getirmesinin zorunlu olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tâbi olan idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorunda olması aynı zamanda Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesinin de bir gereğidir.
İdare iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukukî durumun geçerliliğini sağlamak zorundadır. Bu nedenle, idarenin, idarî yargı yerlerince verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda "takdir yetkisi"ne sahip olmadığı, bu kararların doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yetkisinin bulunmadığı, idarenin bu alandaki yetkisinin "bağlı yetki" niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Dairemizce verilen kararların uygulanması amacıyla ve kararlarda yer alan gerekçeler doğrultusunda düzenlemeler getiren dava konusu Tarife hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda belirtilen …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
01/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.