WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/5802 E.  ,  2024/2442 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/5802
Karar No : 2024/2442

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):
1- … Yatırım İnşaat A.Ş.
2- …
VEKİLLERİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ankara ili, Sincan ilçesi, … Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmaz için tahakkuk ettirilerek kendisinden tahsil edilen toplamda 995.592,25-TL stabilize yol teknik alt yapı bedelinin iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından tahsil edilen stabilize yol teknik alt yapı bedelinin tarafına iadesi talebiyle davalı idareye yapılan 06/09/2022 tarihli başvurunun 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında olduğu ve bu başvurunun son ödemenin yapıldığı 22/04/2022 tarihinden itibaren altmış 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra yapıldığı dikkate alındığında, davanın 22/11/2021, 22/12/2021, 24/01/2022, 21/02/2022, 22/03/2022 ve 22/04/2022 tarihleri arasında yapılan ödemelerin iadesine ilişkin kısmı yönünden süre aşımı nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı; 24/05/2022 tarihinde tahsil edilen stabilize yol teknik altyapı bedeli yönünden ise; söz konusu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresinin son gününün 23/07/2022 tarihine denk gelmesinden dolayı dava açabileceği son tarihin 07/09/2022 olduğu, davacının 06/09/2022 tarihli başvurusuna davalı idarece 16/09/2022 tarihinde cevap verilmiş ise de bunun davacıya tebliğ edildiğine ilişkin olarak dosya içerisinde herhangi bir bilgi yada belge bulunmadığı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesine göre idareye yapılan başvuruya 30 gün içerisinde cevap verilmemesi halinde zımnen reddedilmiş sayılacağından davanın en son 07/10/2022 tarihinde açılması gerekirken süresinden sonra açılan davanın bu kısmı yönünden de uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Temyize konu kararda; davanın 22/11/2021, 22/12/2021, 24/01/2022, 21/02/2022, 22/03/2022 ve 22/04/2022 tarihleri arasında yapılan ödemelerin iadesine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine; 24/05/2022 tarihinde yapılan ödemenin iadesine yönelik kısmı yönünden ise, yazılı sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağına ilişkin hükmün, sadece dava açma sürelerine ilişkin olduğu, dava açma süresinin uzamış olması halinde idareye başvuru süresinin de doğrudan uzayacağına yönelik bir düzenlemenin Kanunda öngörülmediği, davacının 24/05/2022 tarihinde yapılan ödemenin bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava konusu etmesi gerektiği, ancak dava açma süresinin son gününün çalışmaya ara verme tarihi içinde bulunan 23/07/2022 tarihine denk gelmesinden dolayı son dava tarihinin 07/09/2022 tarihine uzadığı, öte yandan, 06/09/2022 tarihli başvurunun 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında olmadığından ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 60 gün içerisinde yapılmayan bu başvurunun, Kanunun 11. maddesi kapsamında dava açma süresini durduracağının kabulünün de mümkün olmadığı, bu nedenle dava açma tarihinden çok sonra 20/10/2022 tarihinde açılan davanın bu kısmında süre aşımı bulunduğu belirtilerek davanın bu kısmı yönünden belirtilen gerekçeyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, Ankara ili, Sincan ilçesi, … Mahallesi, … ada … parsel sayılı taşınmaz nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanununun 23. maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen stabilize yol teknik altyapı katılım bedeli olarak; 21/11/2021 tarihinde 240.990,56-TL, 22/12/2021 tarihinde 122.001,47-TL, 24/01/2022 tarihinde 123.507,66-TL, 21/02/2022 tarihinde 125.013,85-TL, 22/03/2022 tarihinde 126.520,04-TL, 22/04/2022 tarihinde 128.026,24-TL ve 24/05/2022 tarihinde 129.532,43-TL ödenmiştir.
Davacının kendisinden tahsil edilen tutarın iadesi istemiyle 06/09/2022 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurusu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Fen İşleri Daire Başkanlığı Yol ve Asfalt Şube Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine 22/10/2022 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne, "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin 3. fıkrasında ise, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı düzenleme altına alınmıştır.
Aynı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı yargı merciine başvurulmasını belirli bir süreyle sınırlandıran ve idari yargıda hak düşürücü nitelikte olan dava açma süresinin, aynı zamanda Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetiyle de doğrudan ilişkili olması karşısında, anılan temel hak ve hürriyetlerin kullanımını sınırlandırıcı katılıkta yorumlanmaması gerektiği gibi usul hükümlerini etkisiz hale getirecek esneklikte de yorumlanmaması, her bir somut olayın oluşu ve özellikleri gözetilerek konunun ele alınması gerekmektedir.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği düzenlenmiş, aynı şekilde Anayasa'nın 90. maddesinin 5. fıkrasında yapılan değişiklikle iç hukukumuzun bir parçası haline gelen uluslararası sözleşmelerden birisi olan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek Protokolün 1. maddesinde, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunduğu, herhangi bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Dar anlamda mülkiyet hakkının kapsamını taşınır ve taşınmaz malların oluşturduğu söylenebilmekte ise de, terminolojik olarak aynı şekilde ifade edilen bu hakkın anayasa yargısındaki kapsamı daha geniş tutulmuş ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin muhtelif kararlarında benimsenen ilkelere göre, kişilerin mamelekinde mevcut olan, ekonomik değer taşıyan, parayla ölçülebilir ve üzerinde tasarruf edilebilir her türlü değerin mülkiyet hakkının kapsamına girdiği kabul edilmiştir. Bu anlamda, kişilerin sahip olduğu para ve likit varlıklar ile kazançlar da bu hak kapsamında yer aldığından, idarece tesis edilen işlemlere dayalı olarak söz konusu ekonomik değerlerin kaybından doğan uyuşmazlıkların yargısal denetiminde dava açma süresi, mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 10/04/2003 tarihli, E:2002/112, K:2003/33 sayılı ve 17/03/2011 tarihli, E:2009/58, K:2011/52 sayılı kararlarında, mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliğe sahip olduğuna, bu hakkın zamanaşımına uğramamasının hukukun genel ilkelerinden birisi olduğuna vurgu yapılmıştır.
Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birisi olan mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliği göz önünde bulundurulduğunda, bu hakkın ihlal edildiğinden bahisle söz konusu ihlalin kaldırılmasına yönelik gerekli işlemlerin yapılması istemiyle ilgililer tarafından 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca her zaman idareye başvurulabileceğinin ve bu başvurunun reddedilmesi halinde aynı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen 60 günlük yasal süresi içinde söz konusu işleme karşı dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı idareye yapılan başvurunun özü itibarıyla hukuki niteliğinin, süregelen mülkiyet hakkı ihlalinin kaldırılmasına yönelik gerekli işlemlerin yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle 60 günlük yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılan davada süre aşımı bulunmadığından, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın süreaşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun davanın 22/11/2021, 22/12/2021, 24/01/2022, 21/02/2022, 22/03/2022 ve 22/04/2022 tarihleri arasında yapılan ödemelerin iadesine ilişkin kısmı yönünden reddi, 24/05/2022 tarihinde yapılan ödemenin iadesine yönelik kısmı yönünden ise değişik gerekçe ile reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/04/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.