WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3139 E.  ,  2024/1674 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3139
Karar No : 2024/1674

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2015/10880, K:2019/13658 sayılı kararına uyularak verilen davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mülkiyeti hazineye ait İstanbul ili, Adalar ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselin (Yassıada) askeri alan kullanımının turizm+kültürel tesis alanı, kayalık alan, iskele alanına dönüştürülmesine ilişkin 29.05.2013 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı revizyon uygulama imar planı ile dayanağı 1/5000 ölçekli koruma amaçlı revizyon nazım imar planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ülkemizin demokrasi tarihi açısından özel bir önemi bulunan ve üzerinde yerleşme bulunmayan dava konusu taşınmazın (Yassıada'nın) yasama ve yürütme organının ortak iradesiyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak planlandığı, bunun için özel yasa çıkarıldığı, bu suretle Yassıada'ya yönelik olarak yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemelerin Kıyı Kanunu hükümlerinden ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlerden muaf tutulduğu, bunun istisnai nitelikteki bir prestij projesi olarak öngörüldüğü, dava konusu plan değişikliğiyle yapı yoğunluğunun eskiye oranla bir miktar düşürüldüğü, atıl durumdaki adanın kamusal tesis niteliğinde kongre merkezi ve müze olarak kullanılacağı, kamu yararları arasında bir çatışma olması halinde kamuya daha fazla yarar getirecek seçeneğin tercihi gerektiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu planlarda mevzuata ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, nitekim; davacı tarafından, İstanbul İli, Adalar İlçesi, … Mahallesi, … ada, … nolu parseldeki (Yassıada) "Askeri Alan" kullanımının "Turizm+Kültürel Tesis Alanı", "Kayalık Alan" ve "İskele Alanı" kullanımına dönüştürülmesine ilişkin … tarih ve … sayılı olur ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı revizyon imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içinde vaki itirazlar üzerine tesis edilen ve 08.10.2013 tarih,10001 sayılı olur ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, Mahkememizin 11.07.2019 tarih ve E:2014/1226, K:2019/1724 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddine karar verildiği görüldüğünden, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Mülkiyeti hazineye ait İstanbul İli, Adalar İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın (Yassıada) askeri alan kullanımının turizm+kültürel tesis alanı, kayalık alan, iskele alanına dönüştürülmesine ilişkin 29.05.2013 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı revizyon uygulama imar planı ile dayanağı 1/5000 ölçekli koruma amaçlı revizyon nazım imar planının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmü yer almaktadır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 648 sayılı KHK ile değişik 13/1-c maddesinde; "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak" anılan bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır.
Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin 7.maddesinin 5.fıkrasında ise; " 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının eş zamanlı olarak hazırlanması esastır. 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar." kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde ise; "Nazım imar planları; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan; uygulama imar planı ise, tasdikli hali hazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım plan esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli uygulama etapları ve diğer ayrıntıları ile gösteren planlar" olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda,
"-Dava konusu taşınmaz ve çevresinin, İstanbul ili, Adalar İlçesi, … pafta, … ada, … sayılı parsel olarak kayıtlara geçmiş olan Yassıada, Sivriada'nın doğusunda, Burgazada'ya 5 km. mesafede yer aldığı, en yüksek noktası 42 metre, çevre uzunluğu 1762 metre ve alanı 10,37 hektar (tapu kaydında yüzölçümü 183.875 m2 olarak geçmektedir) olduğu, Yassıada'nın, üzerinde halihazırda insan yaşamının olmadığı ancak geçmiş dönemlerden kalma çeşitli tarihi, arkeolojik ve yakın dönem yapılarının yer aldığı ve İstanbul ana karasından ve diğer yerleşik düzene sahip adalardan ulaşım seferinin yapılmadığı bir alan niteliğinde olduğu,
-Dava konusu ada kara parçası, kısmen tahrip olmuş bir iskele sayesinde deniz araçlarının yanaşabildiği ve kıyı kuşağı boyunca belirli bir eğime sahip, yer yer fiziki yapıların yer yer de doğal bitki örtüsünün, ağaç ve kısa boylu bitkilerin yer aldığı bir arazi niteliğine sahip olduğu, söz konusu alanda farklı dönemlere (Bizans Cumhuriyetin erken ve yakın dönemlerine ait) bir kısmı tescilli fiziki yapılar yer aldığı, bu yapılar arasında iskele kesimindeki şato yapısı, adanın askeri alan kullanımından kalma idari ve koğuş yapıları ile aynı dönemde yapılan ve 27 Mayıs darbe sürecinde Yassıada yargılamalarının yapıldığı kapalı spor salonu, Bizans döneminden kalma hücre/zindan yapıları ile adada yaya dolaşımının sağlandığı parke döşemeli bir ana yaya aksının ve çeşitli bağlantılı yaya koridorlarının bulunduğu,
-İstanbul V No'lu KTVKBK'nun 10.05.2010 tarih ve 2506 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere adada yer alan Osmanlı dönemine ait kıyıdaki şato kalıntıları, tepedeki şato kalıntıları, Bizans dönemine ait sarnıç ve hücre yapılarının I. derece; spor salonunun ise döneminin tarihi olaylarına sahne olmuş olması sebebiyle Il. derece tescilli yapı olarak belirlendiği, Yassıada'da 1947 yılında başlayan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı eğitim faaliyetlerinden sonra adanın kullanımının İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'ne verildiği, 1993-1995 yılları arasında üniversite eğitim faaliyetleri için kullanıldığı, ancak bu dönemden sonra adadaki yerleşik faaliyetlerin son bularak boş kaldığı,
-Dava konusu parsel açısından planlama süreci;
Davaya konu Adalar İlçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselin (Yassıada'nın); İstanbul III No'lu KTVKBK'nun … tarih ve … sayılı kararı ile uygun bulunan ve İBB Başkanlığı'nca 30.06.1994 tarihinde onaylanan Marmara Takım Adaları Sit Koruma NİP dışında bırakıldığı,
İstanbul V No'lu KTVKBK'nın … tarih ve … sayılı kararı ile uygun bulunarak 21 Kasım 2011'de resmiyet kazanan Adalar İlçesi 1/5000 ölçekli KANİP'nda 1. Derece Doğal Sit, Tarihi Sit ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ve aynı zamanda bütünüyle 'Askeri Alan' lejantında gösterildiği ve ilgili kurum görüşleri alınarak sismik araştırma amaçlı yapılar dışında yapılaşmaya kapalı olarak planlandığı,
Adalar Belediye Başkanlığınca hazırlatılan “Adalar (İstanbul) 1/1000 - ölçekli KAUİP” kapsamında olduğu ancak bu planın onama işlemleri tamamlanmadığından yasal geçerliliğinin bulunmadığı,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın … tarih ve … sayılı kararıyla onanan İstanbul İli, Adalar İlçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselin (Yassıada) “Askeri Alan” kullanımının “turizm-kültüret tesis alanı”, “kayalık alan” ve “iskele alanı” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli KANİP Revizyonu ve 1/1000 ölçekli KAUİP'nın yürürlüğe girdiği ve işbu davaya konu teşkil ettiği,
Dava konusu planlara ilişkin hazırlanan açıklama raporunda (2 farklı ölçekte plan için tek bir rapor hazırlanmıştır), “6. planın yapım gerekçesi” kısmında özetle, Yassıada'nın ülke tarihinde önemli olaylara tanıklık ettiği ve doğal güzellikleriyle korunması gerekli yapıları bakımından önemli olduğu; üzerinde yer alan çok sayıda tescilli yapının ada terkedildiği için çürümeye terk edildiği; askeri amaçla yapılan çok katlı yapıların (Harekat Okulu ve er Meslek Kursu) silueti bozduğu; çoğu 1999 depreminde zarar görmüş fiziki yapıların harabe durumda olduğu; terk edilmiş adada herhangi bir denetimin olmadığı ve teknelerle adaya gelen kişilerin tescilli yapılara zarar verdiği gerekçeleriyle söz konusu eserlerin korunması için önlemler alınması gerektiğinin ortaya çıktığı ve bunun da eserlerin kullanılarak korunması şeklinde çözülebileceği öne sürüldüğü,
Planlama süreci bağlamında incelendiğinde, Yassıada'nın özellikle askeri alan statüsünde olduğu ve uzun yıllar boyunca askeri amaçla kullanıldığı için planlama çalışmalarında farklı bir kullanımın öngörülmediği, 2011 yılında yapılan planlama çalışmasında da mülkiyeti Hazine'de olmasına karşın kullanım hakkı Askeri Kurumlarda olduğundan yine kullanım farklılığına gidilemediği ancak daha sonra sırasıyla, önce Hazine mülkiyetinde olan ve Askeri Alan olarak belirlenen Yasslada'nın, Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nce “müze olarak kullanılmak üzere” Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne 27.04.2011'de tahsis edilmesi, İstanbul I No'lu TVKBK'nca 10.10.2012'de Yassıada'nın I. Derece Doğal Sit durumunun kaldırılarak "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak belirlenmesinin uygun olduğuna karar verilmesi, İstanbul V No'lu KTVKBK'nca 16.11.2012'de yerinde yapılan inceleme sonucunda Yassıada'nın “Milli tarihimiz ve askeri harp tarihi açısından önemli tarihi olayların cerayan ettiği ve doğal yapısıyla birlikte korunması gerekli alanlar” şeklindeki tarihi sit tanımıma uymaması, tamamının hem tescilli hem de tek parsel olması sebepleriyle kamu yararı da dikkate alınarak tarihi sit statüsünün kaldırılmasına karar verilmesi, 18.04.2013'de Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi ve bir dizi başka kanunu da içeren 6456 Sayılı Kanun ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkındaki 3996 sayılı Kanun kapsamında “Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yap-işlet-devret madeli ile Yassıada ve Sivriada'da kültürel ve turizm amaçlı yatırım ve hizmetler, 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi olmaksızın planlama, imar ve inşaat uygulamaları bu kanun kapsamında yaptırılabilir” hükmünün getirilmesi ardından, davaya konu planların ilgili Bakanlık bünyesinde hazırlandığı ve Yassıada'da turizm ve kültürel tesis odaklı bir dönüşümün öngörüldüğü,
Bu çerçevede, söz konusu planların mevzuatta planlama alanı için özel olarak tanımlanmış yetkiler çerçevesinde hazırlanmış ve onaylanmış olduğu, sonuç olarak dava konusu planın hazırlanma gerekçelerinin 3996 sayılı Kanun kapsamına girdiği ve mevzuata uygun olduğu,
Dava konusu imar planlarının raporlarının tek bir rapor olarak hazırlandığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının birbiriyle uyumlu ve birbirini destekleyen kararlar geliştirse de ölçekleri itibariyle geliştirilecek kararlara esas teşkil edecek araştırmalar açısından farklı raporlara sahip olması gerektiği, örneğin, 5000 ölçekte genel bir jeolojik formasyon karar geliştirmeye yetecekken, 1/1000 ölçekte daha detaylı çalışmalar gerektirdiği, yine 1/5000 ölçekli planlar için yapılacak analizlerde tescil kararı olan yapıların yerleşimi yeterli bir bilgiyken, 1/1000 ölçekteki analizlerde tescilli yapıların cepheleri, yapım özellikleri vs bilgiler önem kazanır ve karar geliştirmek için gerekli bilgiler haline geleceği, zaten plan pafta, notları ve raporu ile bir bütünse her bir plan için ayrı pafta, not ve rapor mevzuat gereği olduğu, dava konusu planlar için hazırlanan açıklama raporu, iki ölçeğin de gerektirdiği bilgileri tam anlamıyla toparlayamamış, dolayısıyla kendisinden beklenen kararlara gerekçe oluşturma işlevini yerine getiremediği, başka bir ifadeyle, genel geçer bir rapor izlenimi vermektedir ve geliştirilen kararlara esas teşkil ettiği izlenimi oluşmadığı,
Bu çerçevede dasyadaki bilgi, belge ve paftalar incelendiğinde, davaya konu alanın 3996 sayılı Kanun kapsamında kalıyor olması nedeniyle yeni plan hazırlama gerekçesinin uygun olduğu ancak plan raparu incelendiğinde yeterli analizlerin yapılmadığı ve mevzuatta tanımlandığı şekilde her bir ölçek için ayrı plan notlarının olduğu ancak ayrı plan açıklama raporunun bulunmadığı,
-Dava konusu plan, İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda öngörülen alt bölgelerden ekonomik ve toplumsal sürdürülebilidik ilkelerinin yoğunlaştığı Kartal, Pendik, Tuzla ilçeleri ile Adalar ilçelerini kapsayan 3 Numaralı Alt Bölge'de yer aldığı, ayrıca dava konusu alan (Yassıada) ve üzerinde yapılan planlar ÇDP Raporu'nda Prens Adaları olarak ifade edilen adalar bütününde yer aldığından ÇDP kapsamında ele alınabileceği, ÇDP'de birçoğu yerleşik olan Prens Adaları (Burgazada, Kınalıada, Heybeliada, Büyükada, Sedef Adası, Kaşık ve Tavşan Adaları) için temel arazi kullanım kararlarının geliştirildiği, adalar bütününün hakim arazi kullanım türünün “Meskun Alan” ve “Orman Alanı” olduğu, bunun yanında Kınalıada, Burgazada ve Sedefadası'nda “Günübirlik Rekreasyon Alanı (TG)”; Heybeliada ve Büyükada'da ise “Doğa Odaklı Turizm Alanı (TD)” kullanımlarının önerildiği ancak davaya konu Yassıada'nın ve yakınında yer alan Sivriada'nın söz konusu ÇDP'de fiziki (mekansal) olarak gösterilmediği,
Mekansal olarak gösterimi yapılmamış olsa da davaya konu planların öngördüğü kararların Adalar bütünü içerisinde yer alan ve ÇDP'ye konu olan Prens Adaları bakımından da tutarlı ve uyumlu olması gerekeceğinden, Prens Adaları özelinde getirilen kararlar ile planda Yassıada'ya doğrudan ilişkilendirilebilecek tespit ve değerlendirmelerin dikkate alınması gerektiği,
Dava konusu planlarda Yassıada'nın askeri alan kullanımından çıkarılarak “turizm-kültürel tesis alanı”, “kayalık alan” ve “iskele alanı” kullanımlarına dönüştürülmesi istenmekte ve bu kullanımlar içinde en temel olanı ve Yassıada genelinde hakim kullanım olacak şekilde öngörülenin, turizm kültürel tesis alanı olduğu, ayrıca davaya konu planlarda Yassıada'nın Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı ve III. Derece Arkeolajik Sit Alanı niteliğinin de belirtildiği, getirilen plan kararlarına ilişkin dava konusu plan notlarında “turizm kültürel tesis alanı” fonksiyonu içinde otel, bungalov, kafe, restoran, heliport alanı, park, açık hava müzesi, meydan, kütüphane, idari bina, müze, konferans salonu, sergi salonu, seyir terası yapılabilir” denildiği, oysa 1/100.000 ölçekli ÇDP'de davaya konu planlardaki hakim kullanım alanına ilişkin kent genelinde ihtiyaca yönelik sosyo-kültürel açık ve kapalı alan kullanımları yanında turizmin farklı türleri için fonksiyon alanları (Turizm Merkezi, Kültür Odaklı Turizm Alanı, Doğa Odaklı Turizm Alanı, Ekolojik Turizm Alanı, Günübirlik Turizm Atanı) ve işlevleri belirtilmiştir ki bu bakımdan ÇDP'de Yassıada özelinde bir kanaat geliştirilmemişken, yukarıda belirtildiği üzere, yerleşik adalarda farklı turizm potansiyellerini değerlendiren kullanım kararlarının (doğa odaklı turizm alanları ve günübirlik turizm alanları) alınmış olduğunun görüldüğü, dava konusu 1/5000 ölçekli KANİP raporunda, ÇDP'de gerek duyulmamasına rağmen iş bu davaya konu plan ve plan kararlarını üst ölçek ilişkisi üzerinden açıklayan herhangi bir bilimsel gerekçeye de rastlanmadığı, oysa dava konusu planlarla getirilen temel kullanımların Adalar ilçesi ölçeğindeki gereksinimler için değil, kent ölçeğindeki gereksinimler ve olası talep için öngörüldüğü son derece açıktır ki bu da ÇDP ile uyumu gerektiren bir durum olduğu, ÇDP'nin mekânsal olarak Yassıada'yı göstermemiş olması, bu alanın büyüklük olarak bu ölçekte doğrudan ele alınmasının mümkün olmamasına dayandığı, ancak davaya konu parsel tapu kaydında; Adalar İlçesi, ... Mahallesi içinde yer aldığı, dolayısıyla yukarıda aktarılan Prens Adalarına ve özellikle Heybeliada'ya ilişkin hüküm ve açıklamalar dava konusu Yassıada için de geçerli olduğu,
“İstanbul geneli için ortalama KAKS değeri 1,69'dur. Ortalama KAKS değerleri Anadolu Yakası için 1,27, Avrupa Yakası için 2,03'tür. KAKS değerlerinin ilçelere göre değişimi incelendiğinde, en yüksek KAKS değeri 3,49 ile Şişli İlçesi'nde görülmektedir. Ayrıca Güngören (3,28), Beyoğlu (3.28), Eminönü (3,20), Esenler (3,07), Fatih (3,07) ve Kağıthane (3,02) ilçelerinde KAKS değerleri 3'ün üzerindedir. En düşük KAKS değerleri ise merkez dışındaki ilçelerden Şile'de 0,55; Tuzla'da 0,64 ve Çatalca'da 0,68 olarak saptanmıştır.” Bu bilgilendirmede Adalar ilçesinin hesaplama dışında tutulduğu, Şile ve Çatalca ilçelerinin alansal büyüklükleri ve İstanbul metropolüyle bütünleşmemiş olmaları nedeniyle yoğunluk karşılaştırmasına dahil edilmeleri doğru olmayacağı, ancak genel bir koruma kararı belirlenmemiş olan Tuzla ilçesindeki mevcut yoğunluğun koruma altına alınan Yassıada'da dava konusu planla getirilen yoğunluktan daha düşük olduğu,
Bu inceleme ve değerlendirmeler ışığında, ÇDP ile Önemli Kuş Alanı olduğu tespit edilen ve arkeolojik sit alanı olduğu tescilli bir yerde Tuzla iiçesinin mevcut brüt yoğunluğundan daha yüksek brüt yoğunluk getiren dava konusu 1/5000 ölçekli plan revizyonu ile dava konusu parsele getirilen kullanımların, gerekli olup olmadıkları bir yana, plan hiyerarşisi bakımından uygunluk çerçevesinde üst ölçekli plan konumundaki 1/100.000 ölçekli İstanbul ÇDP'ye uygun olmadığı,
-Dava konusu planlarda planlama ekibi incelendiğinde, yetkili olarak kurum müdürü inşaat mühendisi imzası olduğu, şehir plancısı olmadığı, yine bu listedeki ekip içinde Şehir Plancısı, Mimar, Harita Mühendisi ve Çevre Mühendisi unvanlı isimlerin olduğu, buna karşın ekipte peyzaj Mimarı bile bulunmadığı, bu eksiklikleri nedeniyle davaya konu planların mevzuata uygun olmadığı, davaya konu planların asgari koruma amaçlı imar planı içerik ve niteliğinin de sağlanamamış olmasında bu eksikliklerin de etkisi olduğu,
-Koruma Bölge Kurulunca (KVKBK) daha önce Tarihi Sit Alanı statüsünün iptal edildiği, ancak Arkeolojik Sit Alanı statüsünün getirildiği ve ayrıca korunması gerekli tescilli taşınmazların da yine bu kurulun yetki alanında kaldığı, dava dosyasında Koruma Bölge Kurulundan (KVKBK) alınmış bir görüşün bulunmadığı, Koruma Bölge Komisyonunun (TVKBK) dava konusu planı onayan kararında da sadece tarihi sit alanı statüsünün iptaline ilişkin hükme yer verildiği, dolayısıyla yukarıda belirtilen 7.maddesinin 2.fıkra b bendine uyulmadığı, kaldı ki, belirtilen Yönetmelik hükmünün, Koruma Bölge Kurullarının (KVKBK) bu tür planları onama yetkisini ortadan kaldırmasının Anayasa'ya, Uluslararası Sözleşmelere, Yasalara, Yönetmelikler ve koruma ilke, yönlem ve tekniklerine uygun olmasının mümkün olamayacağı, zira her bir koruma statüsü çerçevesinde ilgili kurumlar; kendi bilgi, deneyim ve yetki alanlarında karar üretebilme kabiliyetine sahip olabileceği, Koruma Bölge Komisyonunun Arkeolojik Sit ve Tescilli Taşınmaz Kültür Varlıkları hakkında kendi bilgi, deneyim ve sınırları dışında bir karar üretmesi beklenemeyeceği, bu yönde davranması durumunda da korumanın amacına ulaşılmayacağı, nitekim dava konusu planlarda da Arkeolojik Sit Alanı ve tescilli Taşınmaz Kültür Varlıkları hakkında Plan Raporunda yeterince ele alınmadığı, hatta, Plan Notlarında dahi bu konularda herhangi bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu planların Koruma Bölge Kurulundan (KVKBK) onaylanmadan yürürlüğe giremeyeceği, bu nedenle dava konusu planların henüz onay sürecini tamamlamadığından yürürlükte olmasının mümkün olmadığı,
-Dava konusu planlardan 1/1000 ölçekli KAUİP paftasının yine dava konusu 1/5000 ölçekli KANİPR'nun büyütülmüş hali olduğu ve “Kıyı Kenar Çizgisi” dışında lejantının aynı olduğu ve aynı plan kararlarını getirdiği, alt ölçek planda getirilen arazi kullanım kararlarının ulaşım, yapı adası düzenlemesi ve sairleri bakımından değişmediği, bu nedenle planlarda getirilen kararlar, aşağıda her iki plan için de ortak bir biçimde değerlendirildiği, 1/5000 ile 1/1000 ölçekli KAİP'ları arasında sadece plan notlarının farklı olduğu, diğer yandan, dava konusu planlar, alt ve üst ölçekli planlar arasında olması gereken hiyerarşik uyum bakımından incelendiğinde getirilen işlevlerin aynı olması nedeniyle teknik açıdan içerdikleri plan kararlarının ayrıca ele alınması gerekliliği bir yana, işlevsel açıdan hiyerarşik uyum göstermekte, ancak plan kararları açısından uygulamaya yönelik detaylar 1000 ölçekte geliştirilmediğinden kademeli planlama anlayışının ruhuna aykırı bir durum oluşturduğu,
-Fiziki bakımdan hassasiyet gösteren bu gibi alanlara ilişkin planlama çalışmalarında alanın detaylı bir analizi ve koruma koşullarının belirlenmesi ve plan hüküm ve/veya notlarında açıkça belirtilmesi gerekeceği, ancak dava konusu planlar, uyuşmazlığa konu alanda “koruma amaçlı” yapılmış olmalarına karşın, koruma ve geliştirme programını, kullanıma dönük ilke kararlarını plan raporunda ayrıntılı bir şekilde ortaya koymadığı, davaya konu planlarda III. Derece Arkeolojik Sit Alanı ile ilgili geçmişte alınan kurul kararları ve plan paftasındaki lejant gösterimi dışında plan paftası veya plan raporlarında herhangi bir bilgi veya değerlendirmeye rastlanılmadığı,
- Dava konusu 1/1000 ölçekli KAUİP'nın üst ölçekli 1/5000 nazım imar planına uygun olup olmadığı, her iki plan açısından irdelendiğinde; birbiriyle aynı plan kararları içeriyor olması doğrultusunda uyumlu olduğu; dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının şehircilik ilkeleri ve planlama tekniklerine uygun olup olmadığı, Uluslararası Sözleşmelerle de güvence altına alınan sit alanlarının korunması yönünden dava konusu Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planının ve Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının: 1/100000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planına uygun olmaması, doğal sit alanları için hazırlanması gereken KAİP içeriğine ve niteliğine sahip olmaması, dava konusu parselin (Yassırada'nın) arkeolojik sit alanı olması ve üzerinde tescilli taşınmaz kültür varlıkları bulunması doğrultusunda Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayı almamış olması nedeniyle henüz onama sürecinin tamamlanmadığı, ayrıca arkeolojik sit alanları için hazırlanması gereken KAİP içeriğine ve niteliğine sahip olmaması, 1. bodrum katlar emsal harici olacak şekilde 0,65 emsal ile bir arkeolojik ve doğal sit alanında yapılaşma hakkı öngörülmesinin koruma yöntem ve tekniklerine aykırı olması, üstelik bu yoğunluğun brüt yoğunluk olarak verilmiş olması, nedenleriyle şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve mevzuata uygun olmadığı,
Sonuç olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 29.05.2013 tarih ve 5446 sayılı kararıyla onaylanan İstanbul İli, Adalar İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … sayılı parselin (Yassıada) “askeri alan” kullanımının “turizm-kültürel tesis alanı”, “kayalık alan” ve “iskele alanı” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı revizyonu ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı'nın; Anayasaya, Uluslararası Sözleşmelere, Yasalara, ilgili Yönetmeliklere ve Koruma İlke, Yöntem ve Tekniklerine aykırı olduğu" tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir. İdare Mahkemesince ise, belirtilen tespitler 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devlet Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Ek-2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; "Yassıada'da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir." hükmü nedeniyle hükme esas alınmamıştır. Anılan Yasa hükmünün iptali istemiyle Dairemizin E:2020/3788 sayılı dosyasında itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, 23.03.2023 tarihli, 32141 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli, E:2023/1, K:2023/33 sayılı kararıyla, anılan hükmün iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda, temyize konu kararda hükme esas alınan 3996 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli, E:2023/1, K:2023/33 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği göz önüne alınarak, İdare Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporunda yer alan tespitler doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen davanın reddine dair kararda isabet görülmemiştir.
Öte yandan, temyize konu kararda atıf yapılan, uyuşmazlığa konu imar planına askı süresi içinde vaki itirazlar üzerine tesis edilen ... tarih,... sayılı olur ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin, iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 20/06/2023 tarih ve E:2020/3788, K:2023/6319 sayılı kararına uyularak istinaf başvurusunun; … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla, kabulüne, anılan mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 11/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.