Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/4502 E. , 2024/1676 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/4502
Karar No : 2024/1676
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı olur'u ile onaylanan NİP -…, UİP-…plan işlem numaralı İstanbul İli, Adalar İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel (Yassıada) kıyı yapılarını da kapsayan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararı açısından uygun olmadığı belirtilmişse de; 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun'un Ek 2. maddesi uyarınca Yassıada'da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi olmadığı dikkate alındığında dava konusu imar planı değişikliklerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı olur'u ile onaylanan NİP -…, UİP-… plan işlem sayılı İstanbul İli, Adalar İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel (Yassıada) kıyı yapılarını da kapsayan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin; dava konusu planların 17/04/2017-16/05/2017 tarihleri arasında askıya çıkarıltıldığı, davacı tarafından 15/05/2017 tarihinde yapılan itirazın 08/08/2017 reddi üzerine, dava konusu planın denizaltı yaşamını tehdit ettiği, mercanların ve diğer deniz canlılarının geri dönüş imkansız olarak zarar görmelerine yol açtığı, dava konusu plan değişikliğinin haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmü yer almaktadır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 648 sayılı KHK ile değişik 13/1-c maddesinde; "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak" anılan bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır.
Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin 7.maddesinin 5.fıkrasında ise; " 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının eş zamanlı olarak hazırlanması esastır. 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar." kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde ise; "Nazım imar planları; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan; uygulama imar planı ise, tasdikli hali hazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım plan esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli uygulama etapları ve diğer ayrıntıları ile gösteren planlar" olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda,
"Dava konusu, 23.03.2017 onay tarihli 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile bahse konu alana "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı sınırı" ve "3. Derece Arkeolojik Sit Alanı" içinde "Turizm+Kültürel Tesis Alanı" ve "Liman Alanı" fonksiyonu verildiği, dava konusu 23.03.2017 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği ile de bahse konu alan "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alan Sınırı" ve "3. Derece Arkeolojik Sit Alanı" içinde E:0.30 yapılaşma şartlarında "Turizm+Kültürel Tesis Alanı" ve "Liman Alanı" olarak düzenlendiği, dava dosyası ve içerisinde bulunan evraklar incelendiğinde, dava konusu adanın dokuz adet takımadanın içerisinde yer aldığı ve bu adaların birbirleri ile bütün olması, hepsinin doğal ve kentsel SİT özelliği taşıma özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği dolayısıyla, adanın Koruma Amaçlı İmar Planının yapılmasında etkileşim altında bulunduğu diğer adaların da dikkate alınması gerektiği, dava konusu koruma amaçlı imar planı yapılırken, diğer adalarla etkileşiminin dikkate alınmadığı, koruma amaçlı imar planı raporunun hazırlanmasında diğer adaların varlığı, özelikle, getirilen plan kararının diğer adalara ve koruma yaklaşımına etkisi değerlendirilmediği, adanın tarihi, kültürel, doğal çevrenin yaşanabilir ve sürdürülebilir biçimde korunabilmesi için alana özgü stratejilere, plan raporunda ve koruma amaçlı imar planında yer verilmediği, bu nedenle, Yassıadanın siluet ve topoğrafik görünümü değiştiği, dava konusu planı değişikliği ile, Yassıada’nın kayalardan oluşan özgün kıyı çizgisinin büyük ölçüde tahrip olmasına neden olacağı, ayrıca yapılan dolgu alanları ile adanın sınırları genişletildiği, önerilen fonksiyon büyüklük açısından adanın özgün yapısı ve topoğrafyayı etkilediği, farklı tarihlerdeki hava fotoğrafları incelendiğinde, çok ağaçtan oluşan bitki örtüsünün bulunduğu, ancak adadaki son dönemdeki inşaatlar nedeniyle bitki örütsünün tahrip edildiği, tüm bu durumlar koruma amaçlı imar planlarının hazırlanması aşamasında tarihi, kültürel, doğal çevrenin yaşanabilir ve sürdürülebilir biçimde korunabilmesi için alana özgü stratejiler geliştirilmemesi sonucunda ortaya çıktığı, Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanırken, hazırlandığı alanın niteliklerinin dikkate alınması, tarihi, kültürel ve doğal yapısına ilişkin araştırmaların değerlendirlerek kullanım kararları getirilmesi ve yapılaşma verilmesi gerektiği, dosya içerisinde yer alan belgelerde, dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı yapılırken, alanın nitelikleri, tarihi, kültürel ve doğal yapısına ilişkin araştırmaların yapılmadığı ve raporların düzenlenmediğinin görüldüğü, Koruma Amaçlı İmar Planı ile getirilen fonksiyon ve yapılaşmanın, adanın özgün doğal, tarihi ve kültürel yapısının bozulduğu, adanın değişimine bu ölçüde neden olabilecek bir planın Koruma Amaçlı Plan olmayacağı, diğer taraftan, dava konusu plan değişikliği ile Turizm ve Kültürel Tesis Alanına ilave 20.008 m2 Liman-İskele Alanı kullanım kararı getirildiği, ilave dolgu alan, adanın doğal kıyı yapısının bozulması anlamı taşıyacağından, bu şekildeki yeni işlev getirlen dönüşümlerin plan değişikliği ile de yapılamayacağı, dava konusu İstanbul İli, Adalar İlçesi, Kınalıada Mahallesi 156 ada 1 sayılı parseli kapsayan Yassıada 103.750 m2 yüzölçüme sahip olduğu, alanın tamamının halihazır durumda inşaat aşamasında olduğu, alanın tamamının irtifak hakkı 30 yıl 6 ay süre ile ... İşletmeleri A.Ş’ye verildiği, … tarihli ve … sayılı Olur’u ile E=0.30 yapılaşma koşulları ile “Turizm+Kültürel Tesis Alanı”na dönüştürülmüş olduğu,Yassıada’ya Savarona Yatının da yanaşabileceği şekilde revize edilmesi gerektiğinden söz konusu plan değişikliği teklifine ihtiyaç duyulduğu, Liman yapımı (dolgu alanı) şeklindeki düzenlemenin, adanın doğal, tarihi, kültürel ve mekansal yapıya etkisi üzerine bir araştırma raporunun bulunmadığı , dava konusunda alanda 21.09.2011 onay tarihli 1/5000 ölçekli Adalar Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı bulunduğu, sonrasında 29.05.2013 onanlı Adalar İlçesi, Yassıada 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ve Adalar İlçesi, Yassıada 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının yürürlüğe girdiği, sonrasında da 14.07.2014 onay tarihli … Mah. … ada, … parsel (Yassıada) 1/1000 ölçekli Amaçlı Uygulama İmar Planı Plan Notu Değişikliği’nin yapıldığı dosya içerisinde bulunan belgelerden tespit edildiği, 21.09.2011 onay tarihli 1/5000 ölçekli Adalar Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı'nda 3. Derece Arkeolojik Sit Alanları, Tarihi Sit ve l. Derece Doğal Sit Alanı içerisinde; "Askeri Yasak Bölgeler” lejantında kaldığı, 29.05.2013 onay tarihli Adalar İlçesi, Yassıada 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ve İstanbul İli, Adalar İlçesi, Yassıada 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nda; “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı Sınırı” ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanları içerisinde; kısmen ”Turizm+Kültürel Tesis Alanı" kısmen "İskele Alanı” kısmen ”Kayalık Alan" kısmen de ”Tescilli Yapı” lejantında kaldığı, dava konusu planlama alanı 15.09.2009 onanlı İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda 3 nolu altbölge’de yer aldığı, dava konusu alan, Çevre Düzeni Planı Raporunda Prens Adaları olarak ifade edilen adalar bütününde yer aldığı, Çevre Düzeni Planında Büyükada, Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Sedef Adası, Kaşık Adası ve Taşvan Adalarına yönelik kullanım kararları getirilmekle birlikte, Yassıada ve yakınında bulunan Sivriada için herhnagi bir mekansal karar getirilmediği, ancak, diğer adalara getirilen mekansal kararlar incelendiğinde; hakim arazi kullanımın “meskun alan” ve “orman alanı” olduğu, Kınalıada, Burgazada ve Sedef Adasında “Günübirlik Rekreasyon Alanı”, Heybeli Ada ve Büyükada’da ise “Doğa Odaklı Turizm Alanı“ kullanım kararı getirildiği, Yassıada, İstanbul adaları içerisinde olan bir ada olması nedeniyle, İstanbul Çevre Düzeni Planında adalara ilişkin getirilen kullanım kararlarının bütün ada için geçerli olabileceği dolayısıyla, adalar bütününde getirilen kullanım fonksiyonları Yassıada içinde geçerli olacağı, 15.06.2009 onanlı 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında adalara yönelik getirilen kullanım kararları “doğa odaklı turizm alanları ve günübirlik turizm alanları” olmak üzere belirlendiği, dava konusu, 23.03.2017 onay tarihli 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile bahse konu alana "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı Sınırı" ve "3. Derece Arkeolojik Sit Alanı" içinde "Turizm+Kültürel Tesis Alanı" ve "Liman Alanı" fonksiyonu verildiği, 23.03.2017 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinde önerilen turizmin, adanın doğal değerlerinin korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesine yönelik kullanma dengesinin sağlayan ve ekolojik yapı ile uyumluluk göstermeyen yapı ve boyutta olduğu, oysa ki, 1/100.000 ölçekli plan da bu büyüklükte bir turizm yatırımını Yassıada'da önermediği, bunun nedeni, adanın tarihi, kültürel ve ekolojik varlığı olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararları ile 23.03.2017 onay tarihli 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile 23.03.2017 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği kararları arasında uyumsuzluk bulunduğu, dava konusu 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile 23.03.2017 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği raporu incelendiğinde; dava konusu planlar için gerekçe getirilen bu fonksiyonlardan tam anlamıyla faydalanabilmek ve alana erişimin rahatlıkla sağlanabilmesi için kıyı yapıların yapılmasına ihiyaç duyulduğu, bu nedenle alanın potansiyellerini optimal olarak kullanabilme, tekne ile ulaşım sağlanması, gelen misafirlerin karşılanması, biletleme ve bilgi edinme, güvenlik hizmetleri ve diğer ihtiyaçların karşılanması amacıyla güvenlik ve idari birimler yanı sıra yeme içe ünitelerinin olduğu liman alanı teklif edildiği, ayrıca, Yassıada Deniz Yapıları imar sınırlarının genişletilmesi hakkında, Yassıada inşaat alanında kıyı bölgesindeki deniz yapılarına ait bölgede yapılan dolgunun zorunlu haller nedeni ile yapıldığı planlama raporunda ifade edildiği, bu gerekçeye göre “Yassıada ve Sivriada Demokrasi ve Özgürlük Adası Projesi” kapsamında ilk ( proje aşamasında adaya deniz yoluyla ulaşımın feribotla sağlanmasının planlandığı, bununla uyumlu olarak projede planlanan deniz yapıları, boyu maksimum 40 m olan bu feribotların yanaşmasına olanak sağlayacak şekilde tasarlandığı, ancak, projenin yapım aşamasında yanaşma yerlerinin “Savorona” yatına hizmet verebilecek kapasitede düzenlenmesinin talep edildiği, Planlama Raporunda “Turizm+Kültürel Tesis Alanı" nına gelecek olası turist yada konuk sirkülasyonuna ilişkin bir projeksiyon yapılmadığı, diğer değişle, talebin büyüklüğü ortaya konulmadan ve alanın “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olma ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olma özelliği, ekolojik ve çevresel etkileri dikkate alınmadan, sadece gemilerin yanaşma durumları değişkenine bağlı olarak liman büyüklüğünün belirlenmesinin anlamlı olmadığı, dava konu plan değişiklikleri ile büyük bir liman alanının adaya eklendiği, adanın kıyı kesimi, çoğunlukla kayalardan oluşan özgün bir yapıya sahip olduğu, liman yapımı için önerilen alanda da kayalık kesim bulunduğu, önerilen dolgusunun yapılması, doğrudan adanın yapısı (form ve büyüklüklüğü) ve kıyının özgünlüğünü bozabilecek nitelik taşıdığı, bu denli mevcut korunması gerekli değerleri bozacak yada yok edecek yönde değiştiren yeni işlev dönüşümlerinin plan değişikliği ile yapılamayacağı, ayrıca, bu kapsamda bir müdehalenin Koruma Amaçlı İmar Planı kapsamında yapılması da, Koruma Amaçlı Planlama yapılma amacına ters düştüğü, dava konusu plan değişiklikleri ile dolgu yapılması düşünülen alanın büyüklüğü 20.008 m2 olduğu, diğer bir değişle, dava konusu imar planı değişikliği ile ada alanının %20’si kadar bir alan adaya eklendiği, bu dolgu alanı, “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olan ve “III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olan adanın özgün yapısını değiştirecek nitelik taşımaktadır. Doğrudan kıyının özgün yapısını ve topoğrafyayı bozacak etkiler çıkmasına neden olacağı, Su Ürünleri Fakültesinin 03.01.2017 tarihli "Yassıada Balık ve Makro-Zoobentoz Biyoçeşitliliği Üzerine Rapor" başlıklı yazısında "Yassıada kıyılarında 2015 yılı yaz sonu-sonbahar döneminde yapılan çalışmalarda, bölgede daha önce tespit edilen mercanlardan sadece bir türün hala mevcut olduğu, o türde ise %40- %90 arasında kayıp bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun büyük ölçüde Yassıada'daki inşaat faaliyetlerinden kaynaklandığı, mercanların yanı sıra, bölgede süngerler ve diğer süzerek beslenen canlılarda da ölümler görüldüğü, benzer, şekilde diğer Prens Adaları'nda da toplu ölümler kaydedildiği, ancak en kötü durum Yassıada'da tespit edildiği, dava konusu imar planı değişikliği ile önerilen dolgu alanın yapılması durumununda, Yassıada’ daki biyoçeşitliliğin (mercanların ve diğer deniz canlılarının) geri dönüşü imkansız olarak zarar görmesine yol açacağı, dava konusu imar planı değişikliği raporunda, dolgu alanın yapılması durumunda çevresel etkiler konusunda bir inceleme yada etki değerlendirmesi yapılmadığı, dava konusu planda, sosyal ve teknik donatıların yerleri ve büyüklükleri planda gösterilmediği, benzer yaklaşımın 23.03.2017 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliğinde de bulunduğu, özelikle ada üzerindeki, sosyal ve teknik donatı alanların yerleri belirli olmadığı, yine, tescilli yapılara ne fonksiyonlar verildiğinin de belirli olmadığı, bu kararların doğrudan avan proje uygulamasına bırakıldığı, bu durumun Koruma Amaçlı İmar Planlarının yapılma amacına aykırı bir durum ortaya çıkardığı, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun “Kıyının Korunması, Yapı Yasağı ve Kıyıda Yapılacak Yapılar” başlıklı 6. maddesinde kıyıda imar planı kararı ile iskele ve liman yapılacağının ifade edildiği, ancak, dava konusu plan kararlarındaki iskele ve limar kararının kapsamı düşünüldüğünde, imar planı değişikliği ile değil, yeni bir imar planı ya da revizyon imar planı ile getirilebileceğinin düşünüldüğü, dava konusu alanda, liman kararı ise, imar planı değişikliği ile getirildiği, dava konusu alanda, Planlama Raporunda “Turizm+Kültürel Tesis Alanı"nına gelecek olası turist ya da konuk sirkülasyonuna ilişkin bir projeksiyon yapılmadığı, diğer değişle, talebin büyüklüğü ortaya konulmadığı, özetle; alanın “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olma ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olma özelliği, ekolojik ve çevresel etkileri dikkate alınmadığı, bu durumda sadece gemilerin yanaşma durumları değişkenine bağlı olarak liman büyüklüğünün belirlenmesi kamu yararının gerekçesini ortaya koyamayacağı, diğer taraftan, imar planı değişikliği raporunda ekolojik etkilerin değerlendirilmesi konusunda çalışma getirilmediği, Liman yapımı (dolgu alanı) şeklindeki düzenlemenin, adanın doğal, tarihi, kültürel ve mekansal yapıya etkisi üzerine bir araştırma raporunun bulunmadığı, 15.06.2009 onay tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında adalara yönelik getirilen kullanım kararları “doğa odaklı turizm alanları ve günübirlik turizm alanları” olmak üzere belirlendiği, 23.03.2017 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinde önerilen turizmin, adanın doğal değerlerinin korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesine yönelik kullanma dengesinin sağlayan ve ekolojik yapı ile uyumluluk göstermeyen yapı ve boyutta olduğu, bu nedenle, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararları ile 23.03.2017 onay tarihli 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı değişikliği ile 23.03.2017 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği kararları arasında uyumsuzluk bulunduğu, dava konusu plan raporunda “Turizm+Kültürel Tesis Alanı" nına gelecek olası turist ya da konuk sirkülasyonuna ilişkin bir projeksiyon yapılmamış olduğu, dava konusu imar planı değişikliği ile ada alanının %20’si kadar bir alan adaya eklendiği, bu dolgu alanının, “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olan ve “III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olan adanın özgün yapısını değiştirecek nitelik taşıdığı, Kıyı Kanunda kıyıların ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği, ancak, dava konusu alanda özelleşmiş bir fonksiyon getirilmiş olduğu, her ne kadar, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Ek 2 nci maddesinde Kıyı kanunu ve prosedürlerinin dışına çıkarılmış olsa da, dava konusu alanda kıyıdaki kullanımın Anayasa’nın 43. maddesindeki tanımlamaya aykırılık taşıdığı, dava konusu planda, sosyal ve teknik donatıların yerleri ve büyüklükleri planda gösterilmemiş olduğu, 23.03.2017 onay tarihli 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliğinde ada üzerindeki, sosyal ve teknik sonatı alanların yerleri belirli olmadığı, yine, tescilli yapılara ne fonksiyonlar verildiği de belirli olmadığı, bu kararların doğrudan avan proje uygulamasına bırakılmış olduğu, bu durumun, planlarda esneklik ortaya çıkardığı ve ortaya çıkan esnekliğin kontrolünün de sağlanamadığı, bu durumun Koruma Amaçlı İmar Planı yaklaşımı ile çelişebileceği, Liman yapımı (dolgu alanı) şeklindeki düzenlemenin, adanın doğal, tarihi, kültürel ve mekansal yapıya etkisi üzerine bir araştırma raporunun bulunmadığı dosya içerisindeki belgelerden görüldüğü, sonuç olarak; İstanbul İli, Adalar İlçesi, Kınalıada Mahallesi, 156 ada, 1 parsele (Yassıada) ilişkin Kıyı yapılarını da kapsayan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliğinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararı açısından uygun olmadığı" yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir. İdare Mahkemesince ise, belirtilen tespitler 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devlet Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Ek-2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; "Yassıada'da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir." hükmü nedeniyle hükme esas alınmamıştır. Anılan Yasa hükmünün iptali istemiyle Dairemizin E:2020/3788 sayılı dosyasında itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, 23.03.2023 tarihli, 32141 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli, E:2023/1, K:2023/33 sayılı kararıyla, anılan hükmün iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda, temyize konu kararda hükme esas alınan 3996 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli, E:2023/1, K:2023/33 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği göz önüne alınarak, İdare Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporunda yer alan tespitler doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen davanın reddine dair kararda isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 11/03/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!