WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/21139 E.  ,  2024/2541 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2023/21139
Karar No: 2024/2541

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin .. tarih ve … sayılı işlemin iptali ile anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen ByLock iletişim sistemine giriş yaptığı; FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte ve FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatından sonraki dönemde Bank Asya'da hesap hareketlerinin bulunduğu, bu kapsamda 27/01/2014 tarihinde 1.000,00-TL, 20/02/2014 tarihinde 1.500,00-TL, 22/05/2014 tarihinde 2.000,00-TL para yatırdığı; … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin E:.., K:… sayılı kararında, davacının ByLock tespit edilen cihazının kırıldığını beyan ettiği ve arama yapılmadan iki-üç gün önce çöpe attığını ifade ettiği tespitlerine yer verildiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeter delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, ancak davacı hakkındaki Komisyon tespitlerinin ceza yargılamasından bağımsız olarak davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı yönünden Mahkemelerince hükme esas alınabileceği; bu kapsamda davacının durumu değerlendirildiğinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu anlaşıldığından, dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; her ne kadar dava konusu işlemde davacının ByLock programı kullanıcısı olduğu yönünde tespite yer verilmiş ise de ceza yargılamasındaki tespitler de dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda, ByLock kullanımı iddiasının davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne iltisak ve irtibatına delil oluşturmayacağı kanaatine varıldığı; dava konusu Komisyon kararında, davacının Bank Asya hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 43.989,47-TL iken, mezkur hesaba 27/01/2014 tarihinde 1.000,00-TL, 20/02/2014 tarihinde 1.500,00-TL, 22/05/2014 tarihinde 2.000,00-TL tutarlarında para yatırıldığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu tespitlerine yer verilmiş ise de davacının Bank Asya hareketlerinin olağan bankacılık faaliyeti olup olmadığının tespiti açısından İdare Mahkemesince 08/12/2020 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna yapılan ara kararına istinaden sunulan belgelerin incelenmesinden, davacının ilk katılım hesabını 2006 yılında açtığı ve bu tarihten itibaren rutin olarak katılım hesabı açmaya devam ettiği, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihi itibarıyla da örgüt talimatıyla uyumlu olacak şekilde Banka'daki hesaplarını kapatma yolunda gitmediği, katılım ve cari hesabının varlığını sürdürdüğü, bu durumda, davacının Bank Asya işlemlerinin olağan bankacılık faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; davacının kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, en son görev yaptığı birim tarafından FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu belirtilmesine rağmen, kurum kanaatini hukuken itibar edilebilir durumda kılabilecek herhangi bir bilgi ve belgenin gönderilmediği; UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında yapılan araştırmada da davacının aleyhine değerlendirilebilecek herhangi bir hususun tespit edilemediği; bu durumda, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatlı olduğuna kanaat getirilmesini sağlayacak herhangi bir bilgi ve belgenin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; kanun hükmünde kararnamelerde ilgili personelin kamu görevinden çıkarılma gerekçesi olarak sadece örgüte üye olma veya yardım etme gibi fiillerin sayılmadığı, ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak veya irtibat hallerinin de kamu görevinden çıkarma gerekçeleri arasında sayıldığı, bu nedenle ilgililer hakkında yürütülen ceza yargılamaları beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlanmış olsa da idari yargı mercilerince iltisak ve irtibat unsurları yönünden inceleme yapılması gerektiği, ByLock kullandığı, Bank Asya hesabındaki mevduatını 2014 yılından itibaren arttıdığı tespit edilen davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakının bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi tarafından dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda beraat kararı verildiği ve anılan kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporu uyarınca ByLock kullanıcısı olmadığı hususunun ortaya konulduğu, anılan raporda HTS ve CGNAT kayıtlarının uyumlu olmadığının tespit edilidiği, Bank Asya hesabına talimatla para yatırmadığı, aksine talimat tarihinden sonra anılan Banka'da var olan parasını çektiği, bu hususun da ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğu, örgütle iltisakını veya irtibatını gösteren somut hiçbir delil bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 19/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
06/01/2017 tarih ve 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkına Kanun Hükmünde Kararname'nin, yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun Hükmünde Kararname, 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7084 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Daire Kanun ile kanunlaşmış olup, anılan Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve E:2018/79, K:2022/135 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun … tarih ve .. sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile mahkumiyet kararı verildiği, anılan Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin .. tarih ve E:…., K:… sayılı kararının Yargıtay ... Ceza Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile bozulduğu, bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin .. tarih ve E:., K:… sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın 08/03/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, ByLock kullandığı iddiasının davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne iltisak ve irtibatına delil oluşturmayacağı belirtilmiş ise de, UYAP kayıtları ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesi neticesinde, İdare Mahkemesinin 21/01/2020 tarihli ara kararı üzerine dosyaya sunulan ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporunda, tespit edilen GSM aboneliğinin 0533...95, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının 35286606074737 ve tespit tarihinin 03/04/2015 olduğunun belirtildiği; davacının yargılandığı … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı dosyasında yer alan 14/09/2020 tarihli bilirkişi raporunun "sonuç ve değerlendirme" kısmında, "Sanık ... ile ilgili; Btk'dan Gönderilen Cd İçerisindeki 533...95 ve 507...24 Nolu Gsm Hattına İlişkin; CGNAT kayıtları sorgu aralığının 03.04.2015-02.04.2016 tarihleri arasında olduğu, HTS kayıtları (GSM) ve (GPRS) sorgu aralığının 01.01.2014-16.07.2016 tarihleri arasında olduğu, CGNAT kayıtları üzerinden yapılan incelemede 533...95 numaralı GSM hattına ait internet bağlantısı üzerinden 03.04.2015-02.04.2016 tarihleri arasında BYLOCK uygulamasının bulunduğu, 46.166.164.181 IP numaralı server iletişim trafiğinin bulunduğuna dair kayıtların olduğu, ancak BTK tarafından gönderilen CGNAT kayıtlarında 533...95 numaralı GSM hattına ilişkin oturum açma-oturum kapatma detaylarının olmaması nedeniyle bahse konu server'a KAÇ KEZ BAĞLANTI yapıldığının net olarak söylenemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır. Dosya içerisinde mevcut BTK'dan gelen CGNAT kayıtları, iletişimin tespit kayıtlarında sinyal alınan baz istasyonları açısından değerlendirildiğinde BAZ istasyonu lokasyonlarının aynı baz istasyonundan sinyal alma noktasına UYUMSUZ oldukları görüş ve kanaatine varılmıştır. GSM (Arama-aranma-mesaj alma-mesaj gönderme) ve GPRS kayıtlarında sinyal alınan baz istasyonlarının tarih saat bilgileri dikkate alınarak yapılan analizinde sinyal alınan baz istasyon adreslerinin genellikle birbiriyle uyumlu olduğu tespit edilmiştir. CGNAT kayıtlarının ise aynı zaman diliminde aynı baz istasyonundan sinyal alma noktasında uyumsuzlar olduğu anlaşılmıştır. GSM, GPRS ve CGNAT(ByLock Server IP'sine Bağlantı) kayıtlarında sinyal alınan baz istasyonunun birbiri ile aynı bazdan sinyal alma noktasında uyumsuz oldukları, cep telefonunda bylock uygulamasının tespitine yönelik sanığa ait cep telefonunun imaj incelemesinin yapılmasının uygun olacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. BTK tarafından gönderilen HIS-CGNAT kayıtlarında 533...95 ve 507...24 numaralı GSM hattının internet bağlantısına dair morbeyin listesinde yer aldığını belirtir ifade bulunmamakta olup, yukarıda belirtilen bilgiler ışığında bylock sunucularına dair bağlantıların bilinen morbeyin uygulamaları aracılığıyla kullanıcının kendi rızası dışında yönlendirilme şeklinde bağlantılar olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." yolunda tespitlere yer verildiği; davacının, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:…. sayılı kararında yer alan 17/10/2016 tarihli ifadesinde ''Yaklaşık olarak 2010 yılından beridir 533...95 numaralı telefon hattımı kullanmaktayım'' şeklinde beyanda bulunduğu, yine aynı tarihli ifadesinde ''2015 yılı mart ayında mesai arkadaşım olan Müdür Yardımcısı M.K. isimli arkadaşımdan ikinci el olarak telefon aldım'' şeklinde beyanda bulunduğu, bu telefonun aramada neden ele geçirilemediği sorulduğunda ise aynı tarihli ifadesinde ''Ufak çocuğumun oyun oynarken fırlatması sonucu bu telefon kırıldı. Ayrıca çocuklar oyun oynarken telefonu ağzına götürüyordu. Artık çalışmaması ve çocukların sağlığına zarar vermemesi için aramadan yaklaşık olarak 2-3 gün önce bu telefonu çöpe atmıştık.'' şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler, davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının ByLock tespit edilen 533...95 numaralı telefon hattını 2010 yılından itibaren kendisinin kullandığını beyan ettiği, dosyada mevcut bulunan ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporuna göre ByLock tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının … olduğu, ancak bu cihazın davacının evinde yapılan aramada ele geçirilemediği, davacı tarafından 17/10/2016 tarihli ifadesinde, ev aramasında ele geçirilemeyen bir cihaz kullandığını ve bu cihazı ev aramasından yaklaşık olarak 2-3 gün önce çöpe attığını beyan ettiği, davacının ByLock kullanıp kullanmadığının tespiti açısından düzenlenen yukarıda yer verilen 14/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda ise davacının ByLock kullanıcısı olmadığı yönünde herhangi bir tespite yer verilmediği, ByLock uygulamasının tespitine yönelik davacıya ait cep telefonunun imaj incelemesinin yapılmasının uygun olacağı yönünde görüş belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, İdare Dava Dairesince, ByLock kullanımının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun, davalı idare tarafından dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle değerlendirilmesi gerekirken, bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında ulaşılan sonuca atıfta bulunularak ByLock kullanıcısı olduğu yönündeki iddianın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatına delil oluşturmayacağı sonucuna ulaşılarak karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:., K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine 07/03/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.