WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/627 E.  ,  2024/2708 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/627
Karar No : 2024/2708

TEMYİZ EDENLER : l- (Davalılar) 1- … Bakanlığı (… Genel Müdürlüğü)
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
ll- (Davalılar Yanında Müdahil) …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Aksaray ili, Merkez ilçesi, Sultanhanı Beldesinde bulunan … parsel sayılı Hazine taşınmazının tarafına satışının yapılabilmesi için, 3083 sayılı Kanun kapsamında üçüncü kişiye yapılan tahsis işleminin iptal edilerek taşınmazın tekrar Hazine adına tescil edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 6292 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında, satış tarihi itibarıyla arazi toplulaştırması yapılacak yerlerin bu madde kapsamında hak sahiplerine satılamayacağının belirtildiği, uyuşmazlık konusu ... sayılı parselin bulunduğu Sultanhanı Beldesi'nde arazi toplulaştırması yapıldığı ve projenin kesinleştiği, taşınmazın mülga 4070 ve bunu ilga eden 6292 sayılı Kanunlar kapsamında satışı söz konusu olamayacağından, davacının taşınmazın 3083 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarılarak tekrar Hazine adına olan tapu konumunun sağlanmasına yönelik talebinin zımnen reddi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2022/877, K:2022/4993 sayılı bozma kararına uyularak, "Sultanhanı Arazi Dağıtım Projesi" kapsamında uygulama alanı içerisine giren Sultanhanı Kasabasında toprak dağıtımına esas olmak üzere, … Bölge Müdürlüğü binasına asılmak suretiyle 60 gün süre ile Kanun gereği yapılması gereken ilanın yapıldığına dair dosya içeriğinde herhangi bir bilgi belgeye rastlanılmadığı ve bu konuda yapılan ara kararı üzerine Aksaray İl Tarım Müdürlüğünce yapılan arşiv taramasında ilanın yapıldığına dair bir belgenin bulunmadığı yönünde cevap verildiği, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Aksaray Bölge Müdürlüğünce Kanunda belirtilen şekilde toprak dağıtım ilanı yapılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, arazi dağıtımına ilişkin olan dava konusu işlemin idareleriyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, idareleri yerine Tarım ve Orman Bakanlığının hasım alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
Aksaray Valiliği tarafından, Bölge Idare Mahkemesinin ara kararı ile talep edilen "Aksaray ili, Sultanhanı Kasabasında toprak dağıtımına esas olmak üzere yapılan ilanın bir suretinin Aksaray Bölge Müdürlüğü binasına asılarak 60 gün süre ile ilan edildiğine dair bilgi belgelerin ve ilan askı ve indirme tutanaklarının" talep tarihinde bulunamamış olmasına rağmen (mülga Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arşivinin karışık olmasından dolayı) sonradan ara kararına konu evrak bulunarak dosyaya ibraz edildiği, dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazı satın alma hakkına sahip olmadığı, taşınmaz ile bir bağlantısının bulunmadığı, başvurusu sonucunda arazi dağıtım projesi kapsamında parselin bir kısmının kendisine tahsis edildiği, taşınmazda hakkı olmayan davacının söz konusu araziyi elinden almak için uğraştığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yerine Tarım ve Orman Bakanlığı davalı konumuna alınarak, uyuşmazlığın 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'dan kaynaklandığı ve Danıştay dava daireleri arasında iş bölümünün belirlenmesine ilişkin Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 tarih ve 2023/33 sayılı kararı uyarınca Danıştay Dördüncü ve Onunca Daire tarafından oluşturulacak müşterek heyetle çözülmesi gerektiği yönündeki Üye …'ın karşı oyu ile Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazın 4070 sayılı Kanun kapsamında kendisine satılmasına yönelik olarak yapılan başvurunun reddine ilişkin Aksaray Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan kararın temyizde onanması ve karar düzeltme yoluna başvurulmaması suretiyle kesinleştiği, söz konusu dava devam ederken taşınmazın, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uyarınca gerçekleştirilen "Sultanhanı Kasabası Arazi Dağıtım Projesi" kapsamında davalı yanında müdahil ...'a tahsis edildiği, projenin … tarih ve … sayılı olur ile onaylandığı, davacı tarafından, taşınmazın tarafına satılması istemiyle 07/04/2015 tarihinde yeniden yapılan başvuruya cevaben, Aksaray Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla, taşınmazın 3083 sayılı Kanun kapsamında dağıtımının yapıldığı ve şahıs adına tescil edildiği, talebi hakkında yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığının belirtildiği, bunun üzerine davacı tarafından, taşınmazın tarafına satışının yapılabilmesi için 3083 sayılı Kanun kapsamında davalı yanında müdahile yapılan tahsis işleminin iptal edilerek taşınmazın tekrar Hazine adına tescil edilmesi talebiyle yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddi neticesinde bakılan dava açıldığı görülmüştür.
Yukarıda belirtilen mevzuatta düzenlenen menfaat ihlali kavramının yargı kararlarındaki uygulamasında kişisel, güncel ve meşru olması gerektiği kabul edilmekte olduğundan, idari işlemle bu şekilde menfaat ilgisi kurabilenler tarafından işleme karşı iptal davası açılabileceği tabiidir.
Arazi dağıtım projesinin uygulamasından doğrudan etkilenecek olanlar, uygulamanın gerçekleştirildiği alanda bulunan arazilerin malikleri olduğundan, yapılan işlem sonucunda mülkiyet hakkını ihlal edebilecek haksız ve hukuka aykırı bir idari işlemin tesisi durumunda, iptal davası açma hakkının, arazinin mülkiyet hakkı sahibine ait olduğu, dava konusu arazi dağıtım projesine karşı, bahsi geçen taşınmazın maliki olan Hazine tarafından dava açılmadığı, taşınmazı satın almak isteyen davacı tarafından dava açıldığı görülmektedir.
Dava konusu taşınmazın maliki tarafından dava açılmayarak zımnen muvafakat edilen arazi dağıtım projesinin davacı tarafından iptalinin istenilmesi, malikin aleyhine olabilecek şekilde, sübjektif dava ehliyetinin mülkiyet hakkının önüne geçirilmesi sonucunu doğuracağı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının bu yolla sınırlandırılamayacağı tartışmasızdır.
Bu itibarla, davacının dava konusu edilen arazi dağıtım projesinin iptalini istemekte, hukuken korunabilir kişisel ve meşru bir menfaati bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekir iken, işin esası incelenerek dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmaktadır. İdari işlem ile dava açan kişi arasında meşru, güncel ve kişisel bir ilişki söz konusu ise, davada menfaat bağının bulunduğu kabul edilmekte, bunun dışında ayrıca subjektif bir hakkın ihlâl edilmesi şartı aranmamaktadır.
Kişisel, meşru ve güncel bir menfaat bağının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi, makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. Ayrıca, iptal davaları idarî işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının ve sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine imkân sağladığından, bu davalarda menfaat bağının belirtilen amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı uyuşmazlık konusu taşınmazın 4070 sayılı Kanun kapsamında kendisine satılmasına yönelik olarak yapılan başvurunun reddine ilişkin Aksaray Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan karar temyizde onanması ve karar düzeltme yoluna başvurulmaması suretiyle kesinleştiği, söz konusu dava devam ederken taşınmazın, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uyarınca gerçekleştirilen "Sultanhanı Kasabası Arazi Dağıtım Projesi" kapsamında davalı yanında müdahil ...'a tahsis edilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının Hazine adına kayıtlı … parsel sayılı taşınmazın kendisine satılmasına yönelik olarak yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleminin iptali istemiyle açtığı davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu dava devam ederken taşınmazın, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uyarınca gerçekleştirilen "Sultanhanı Kasabası Arazi Dağıtım Projesi" kapsamında davalı yanında müdahil ...'a tahsis edildiği dikkate alındığında, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının davayı açmakta meşru güncel ve kişisel menfaatinin bulunduğu açıktır.
Öte yandan, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazın kendisine satılmasına yönelik olarak yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleminin iptali istemiyle açtığı davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, Mahkeme kararında, "uyuşmazlığa konu işlemin hukuka aykırı bulunması, mülkiyeti hazineye ait taşınmazın doğrudan davacıya satılması anlamına gelmediği, ilgili idarenin 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun uyarınca davacının satış için gerekli şartlara haiz olup olmadığı hususunu inceleyip, satışın yapılıp yapılmayacağına ayrıca karar vermesi gerektiği belirtilmiş, davacı tarafından yeniden yapılan satın alma başvurusu üzerine de, Aksaray Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla, söz konusu taşınmazın gerek belediye mücavir alan sınırları içerisinde kalması gerekse 3083 sayılı Kanun kapsamında olması nedeniyle 4070 sayılı Kanun'a göre satışının mümkün olmadığı beyan edilmiştir.
Bu durumda, anılan Hazine taşınmazının taşınmazın gerek belediye mücavir alan sınırları içerisinde kalması gerekse de 3083 sayılı Kanun kapsamında olması nedeniyle 4070 sayılı Kanun'a göre satışının mümkün olmadığı dikkate alındığında, taşınmazın 3083 sayılı Kanun kapsamında müdahil ...'a tahsis edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla, Dairemizin kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.