WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13873 E.  ,  2024/1600 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13873
Karar No : 2024/1600

TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACILAR)
1- … 2- …
3- … 4- …
VEKİLİ : Av. …

II- (DAVALI) … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

III- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DİĞER DAVACILAR) :
1- …
2- … Derneği
3- …
4…

18- …
19- …
VEKİLİ : Av. … (Kendi adına asaleten, diğer davacılar adına vekaleten)

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Marmaris ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde, Devlet Su İşleri 21. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Bozburun Yarımadası İçmesuyu Temini Amaçlı Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarj Projesi" için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Muğla Valiliği tarafından tesis edilen … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davaya konu "Bozburun Yarımadası İçmesuyu Temini Amaçlı Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarj Projesi"nin amacının Bozburun Yarımadası'nda giderek artan içme suyu ihtiyacını karşılamak olduğu, bu durumun kamu yararıyla örtüştüğü değerlendirilmekte ise de; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu işleme dayanak proje tanıtım dosyasında alanın özgün özelliklerinin detaylı bir şekilde ortaya konulmaması, alanın doğal alanlar bütünlüğü içerisinde çevresi ile bir bütün olarak incelenmemesi, faaliyetin sucul ortama kalıcı etkisinin olup olmadığının irdelenmemesi, nesli tehlike altında olan deniz memelilerinden Akdeniz foku (monachus monachus) için zaman zaman bir yaşam alanı olan Bozburun Yarımadası'nda Akdeniz fokunun projeden nasıl etkileneceğinin belirtilmemesi, proje bilgilerinin proje tanıtım dosyasında teknik olarak yetersiz olması ve konsantre tuzlu suyun alıcı ortama verilmesi nedeniyle oluşabilecek olumsuz etkilerin değerlendirilmemesi, yer seçiminin gerekçelendirilmesi, kurulması planlanan tesisin bulunduğu bölgenin ayrıntılı olarak incelenmemesi ve biyolojik çeşitliliğin ortaya konulmaması, proje tanıtım dosyası raporunda jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmeler açısından bilgi ve değerlendirmelerin yeterli olmaması nedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan; dava konusu projenin Bozburun yarımadasında giderek artan içme suyu ihtiyacını karşılamaya yönelik olması ve içme suyunun insan hayatı için zorunlu ihtiyaç olması nedeniyle kamu yararına uygun olduğu hususu da dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu projenin tamamen hukuka aykırı olarak değerlendirilmediği ve bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda belirtilen eksikliklerin giderilmesi ve yeni bir proje tanıtım dosyasının hazırlanması suretiyle ÇED sürecinin yeniden işletilmesinde ve davalı idarece bu yönde tekrar işlem tesis edilmesinde hukuken bir engel bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Öte yandan, davacılardan … , … , … ve … 'ın ise davanın açıldığı tarih itibarıyla dava konusu proje alanı veya proje etki alanında ikamet etmedikleri gibi, bu alanlarda taşınmazlarının da bulunmadığı; bu nedenle, kişisel, güncel ve meşru bir menfaatleri etkilenmeyen söz konusu davacıların, … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle görülmekte olan davayı açmakta, dava ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, kısmen dava konusu işlemin iptaline, kısmen davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacılardan … , … , … ve … tarafından; görülmekte olan davayı açmakta diğer davacılar gibi ehliyetli oldukları, ...'ın davanın başından sonuna kadar Marmaris'te ikamet ettiği; ... ve ...'ın davanın açıldığı tarih itibarıyla Marmaris'te ikamet ettiği, ancak ekonomik kriz nedeniyle dava devam ederken başka ilçelere taşınmak zorunda kaldıkları; ...'un ise ikamet adresinin başka bir ilde bulunmasına karşın, fiilen Datça, Marmaris ve Bozburun çevresinde yaşamakta olduğu; bu nedenle İdare Mahkemesi kararının anılan davacılar yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

2- Davalı tarafından; davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacılardan bazılarının dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı, davacılar tarafından dava dilekçesinde belirtilen iddiaların temelsiz olduğu, dava konusu projesinin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu ileri sürülmektedir.

3- Davalı yanında müdahil tarafından; İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde vurgulandığı üzere, Bozburun Yarımadası'nın içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan projede kamu yararı bulunduğu, ters ozmos deniz suyu arıtma projelerinin farklı tesislerde ÇED sürecine tabi tutulmadan sıklıkla kullanıldığı, işbu projede miktar itibarıyla ÇED Yönetmeliği uyarınca proje tanıtım dosyasının hazırlandığı, kamu yatırımı olan işbu projede proje tanıtım dosyasında verilen taahhüt ve iş konularının detaylıca çalıştırılacağı hususunun göz ardı edilmemesi gerektiği, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının planlanan faaliyetin hayata geçirilmesi için izin niteliği taşımadığı, kaldı ki belirtildiği üzere ÇEd sürecine tabi tutulmadan aynı yöntemi kullanan birçok tesisin ekoloji, flora ve fauna yönünden tahribatı olduğu söylenmekte ise, bunun ÇED kapsamında değerlendirilemediği, kamunun öncelikli su ihtiyacının temini için hazırlanmış proje tanıtım dosyasının detaylı biçimde hazırlandığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davacılar tarafından, davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının onanması gerektiği savunulmaktadır.
2- Davalı ve davalı yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : Ali Can BUĞDAYCI
DÜŞÜNCESİ : Davacılardan ...'ın temyiz isteminin kabulü, davacılardan ..., ... ve ... ile davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin ise reddi ile; temyize konu İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ve davacılardan ..., ... ve ...'a ilişkin davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısımlarının onanması; temyize konu kararın davacılardan ... yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının ise bozularak, anılan davacı yönünden de dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Marmaris ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde, Devlet Su İşleri 21. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Bozburun Yarımadası İçmesuyu Temini Amaçlı Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarj Projesi" ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Muğla Valiliği tarafından tesis edilen … tarihli ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararı tesis edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 4577 sayılı Kanunla değişik 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar "iptal davası" olarak tanımlanmış; 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği; 15/1-b maddesinde ise, bu hususta Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 49. maddesinin 2. fıkrasında; idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmelerine ilişkin sebepler sayılmış, aynı maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıkların bulunması halinde kararın düzeltilerek onanacağı belirtilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı ile davacılardan ..., ... ve ... ile ilgili olarak davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı ile davacılardan ..., ... ve ... ile ilgili olarak davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın davacılardan ... yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmına gelince;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünün değerlendirilmesinden, yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.
Bununla birlikte, çevreyi ilgilendiren projelerle ilgili verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda dava açma ehliyeti belirlenirken, adil yargılanma hakkı kapsamında davacıların mahkeme erişim hakkı ile idari istikrar ilkesi arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir.
Bu nedenle, projelerin yapımının planlandığı yörede ikamet eden ya da o yörede taşınmazları bulunanların, dava açma ehliyetlerinin varlığının kabulü, idari istikrarın sağlanması amacıyla yatırım planlayanların sürekli olarak dava tehdidi ile karşı karşıya kalmamaları bakımından temel ölçüt olmakla birlikte, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi adına davacıların öznel koşullarının da dikkate alınmasının, adil bir yargılama için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Öznel koşulların varlığının ise somut olayın niteliğine göre Mahkemelerce takdir edileceği kuşkusuzdur.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru üzerine verdiği 05/03/2020 tarih ve Başvuru No:2016/13846 sayılı kararında; davacıların dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının iptalini istemede menfaatlerinin ihlal edilmediği yolundaki idari yargı kararının gerekçesine yönelik olarak, "...davacıların mülklerinin proje sahasına yakın olması veya kullanım amacı gibi öznel koşulları dikkate almaksızın bir proje sahasında mülkü olmayanların -projeye yakın sahada mülkü olsa bile- projeye karşı hiçbir durumda dava açamayacakları yönünde kategorik bir yaklaşım içermektedir. Ancak başvurucuların öznel durumları hakkında bir değerlendirme içermeyen bu kategorik yaklaşım, başvurucular gibi proje kapsamında olmamakla birlikte projeden etkilenme potansiyeli bulunan kişilerin dava açmalarını imkansız hale getirdiğinden başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olması sonucunu doğurmaktadır..." değerlendirmesine yer verilerek, davacıların öznel koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda; İdare Mahkemesince davacılardan ..., ..., ... ve ...'ın ise davanın açıldığı tarih itibarıyla dava konusu proje alanı veya proje etki alanında ikamet etmedikleri gibi, bu alanlarda taşınmazlarının da bulunmadığı; bu nedenle, kişisel, güncel ve meşru bir menfaatleri etkilenmeyen söz konusu davacıların, … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle görülmekte olan davayı açmakta, dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, söz konusu davacılar yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verildiği görülmekte ise de; dava konusu projenin Muğla ili, Marmaris ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde yapılmasının planlandığı, Ulusal Yargı Ağı Portalı (UYAP) kayıtlarına göre, davacılardan ...'ın da davanın açılma tarihi itibarıyla Marmaris İlçesinde ikamet ettiği ve halen ikamet adresinin Marmaris ilçesinde bulunduğu görülmekte olup; projenin "Bozburun Yarımadası İçmesuyu Temini Amaçlı Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarj"ın"a yönelik olduğu dikkate alındığında, davacılardan ...'ın da görülmekte olan davayı açmakta ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; yukarıda belirtildiği üzere, İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; "dava konusu Bozburun Yarımadası İçmesuyu Temini Amaçlı Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarj Projesinin amacının Bozburun Yarımadası'nda giderek artan içme suyu ihtiyacını karşılamak olduğu, bu durumun kamu yararıyla örtüştüğü değerlendirilmekte ise de; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu işleme dayanak proje tanıtım dosyasında alanın özgün özelliklerinin detaylı bir şekilde ortaya konulmaması, alanın doğal alanlar bütünlüğü içerisinde çevresi ile bir bütün olarak incelenmemesi, faaliyetin sucul ortama kalıcı etkisinin olup olmadığının irdelenmemesi, nesli tehlike altında olan deniz memelilerinden Akdeniz foku (monachus monachus) için zaman zaman bir yaşam alanı olan Bozburun Yarımadası'nda Akdeniz fokunun projeden nasıl etkileneceğinin belirtilmemesi, proje bilgilerinin proje tanıtım dosyasında teknik olarak yetersiz olması ve konsantre tuzlu suyun alıcı ortama verilmesi nedeniyle oluşabilecek olumsuz etkilerin değerlendirilmemesi, yer seçiminin gerekçelendirilmesi, kurulması planlanan tesisin bulunduğu bölgenin ayrıntılı olarak incelenmemesi ve biyolojik çeşitliliğin ortaya konulmaması, proje tanıtım dosyası raporunda jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmeler açısından bilgi ve değerlendirmelerin yeterli olmaması nedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve dava konusu projenin Bozburun yarımadasında giderek artan içme suyu ihtiyacını karşılamaya yönelik olması ve içme suyunun insan hayatı için zorunlu ihtiyaç olması nedeniyle kamu yararına uygun olduğu hususu da dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu projenin tamamen hukuka aykırı olarak değerlendirilmediği ve bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda belirtilen eksikliklerin giderilmesi ve yeni bir proje tanıtım dosyasının hazırlanması suretiyle ÇED sürecinin yeniden işletilmesinde ve davalı idarece bu yönde tekrar işlem tesis edilmesinde hukuken bir engel bulunmadığı" sonucuna varıldığı ve temyize konu İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının Dairemizin işbu kararı ile onandığı hususu dikkate alındığında; görülmekte olan davayı açmakta kişisel, güncel ve meşru bir menfaati bulunduğu değerlendirilen davacılardan ... yönünden de dava konusu işlemin aynı gerekçeyle iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılardan ...'ın temyiz isteminin kabulüne;
2. Davacılardan ..., ... ve ... ile davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin ise reddine;
3. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının oyçokluğuyla, davacılardan ..., ... ve ... yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının ise oybirliğiyle ONANMASINA, davacılardan ...'a ilişkin kısmının ise oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Davacılardan ... yönünden de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca oyçokluğuyla DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE;
5. Davacılar tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre takdir edilen … -TL'lik kısmının davacılardan ..., ... ve ... üzerinde bırakılmasına, … -TL'lik kısmının ise davalı idareden alınarak diğer davacılara verilmesine,
6. Davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen … -TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre takdir edilen … -TL'lik kısmının davalı idare üzerinde bırakılmasına, … -TL'lik kısmının ise davacılardan ..., ... ve ...'tan alınarak davalı idareye verilmesine,
7. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen … -TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre takdir edilen … TL'lik kısmının davalı yanında müdahil üzerinde bırakılmasına, … -TL'lik kısmının ise davacılardan ..., ... ve ...'tan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
8. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … -TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından, yerel mahkemede yapılan duruşma sırasında vekil ile temsil olunan davacılardan ...'a (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) verilmesine,
9. Hazineden karşılanan … -TL keşif harcı, keşif yol ücreti ile bilirkişi ücretinin haklılık durumuna göre …-TL'lik kısmının davacılardan ..., ... ve ...'tan, … -TL'lik kısmının ise davalı idareden tahsili için Mahkeme tarafından ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
10. Artan posta avanslarının ise istemleri halinde taraflara ve davalı yanında müdahile verilmesine,
11. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 07/03/2024 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava; Muğla ili, Marmaris ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde, Devlet Su İşleri 21. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Bozburun Yarımadası İçmesuyu Temini Amaçlı Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarj Projesi" için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Muğla Valiliği tarafından tesis edilen … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, bilirkişi raporunun ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu işleme dayanak proje tanıtım dosyasında alanın özgün özelliklerinin detaylı bir şekilde ortaya konulmaması, alanın doğal alanlar bütünlüğü içerisinde çevresi ile bir bütün olarak incelenmemesi, faaliyetin sucul ortama kalıcı etkisinin olup olmadığının irdelenmemesi, nesli tehlike altında olan deniz memelilerinden Akdeniz foku (monachus monachus) için zaman zaman bir yaşam alanı olan Bozburun Yarımadası'nda Akdeniz fokunun projeden nasıl etkileneceğinin belirtilmemesi, proje bilgilerinin proje tanıtım dosyasında teknik olarak yetersiz olması ve konsantre tuzlu suyun alıcı ortama verilmesi nedeniyle oluşabilecek olumsuz etkilerin değerlendirilmemesi, yer seçiminin gerekçelendirilmesi, kurulması planlanan tesisin bulunduğu bölgenin ayrıntılı olarak incelenmemesi ve biyolojik çeşitliliğin ortaya konulmaması, proje tanıtım dosyası raporunda jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmeler açısından bilgi ve değerlendirmelerin yeterli olmaması nedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak, kararda belirtilen davacılara ilişkin kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunda, projenin ve yerin alternatifleri ile proje yeri ve etki alanının mevcut çevresel özellikleri projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemlerin yeterli düzeyde ele alındığı; İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, Bozburun Yarımadası'nın içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan projede kamu yararı bulunduğu hususu da dikkate alındığında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksiklik olarak belirtilen hususların proje tanıtım dosyasını kusurlandırmaya yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı ile davacılardan ... yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının bozularak ve İdare Mahkemesi kararının belirtilen kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmın onanmasına ilişkin kısmına esas yönünden, davacılardan ...'a ilişkin kısmın bozulmasına ilişkin Dairemiz kararına ise gerekçe yönünden (bu kısım yönünden de temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle) katılmıyorum.