Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7381 E. , 2024/416 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7381
Karar No : 2024/416
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : 1- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 13/03/2016 tarihinde Ankara Kızılay Güvenpark mevkiinde meydana gelen bombalı saldırıda yaralanması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın genel hükümler uyarınca karşılanması gerektiği ileri sürülerek 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 322.454,76 TL) maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 21/10/2020 kayıt tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının yaralanması nedeniyle oluşan iş göremezlik tazminatının, 322.454,76 TL olduğunun belirtildiği, anılan raporun taraflara tebliğ edildiği ve rapora karşı yapılan itirazların yerinde görülmediği, bu durumda, davacının terör olayı sonucunda ağır yaralanması nedeniyle 322.454,76 TL iş göremezlik tazminatının kusursuz sorumluluk kapsamında sosyal risk ilkesi gereğince davalı idarelerce davacıya ödenmesi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden, davacının olay yerinde yaralandığı, vücudunda kırıklar oluştuğu, bu nedenle ameliyat olduğu, belli bir süre iş göremediği, yaşanan olayların etkisi nedeniyle davacının ağır elem ve üzüntü içerisinde kaldığı anlaşıldığından, duyulan acı, üzüntü ve ruhsal sıkıntının giderilmesi için çekilen manevi üzüntü ve ızdıraba karşılık olarak 20.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, hükmedilen 322.454,76 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 28/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 28/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; maddi tazminata ilişkin olarak kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, manevi tazminata ilişkin kısma gelince, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiği, bu durumda, davacıya yaşanılan olay nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, öte yandan davacının idareye 29/08/2018 tarihinde başvurmuş olduğu dikkate alındığında bu tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği, maddi tazminatın miktar artırımı ile artırılan kısmının idareye başvuru tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden, 2577 sayılı Kanunda, tam yargı davalarında, dava dilekçesindeki miktarın artırımına olanak tanıyan düzenleme uyarınca, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, artırılan tazminat miktarı yönünden faize, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, kararın maddi tazminata yönelik kısmının onanmasına, manevi tazminata ve hükmedilen tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihine yönelik kısımlarının kaldırılmasına, manevi tazminat istemi ile maddi tazminatın yasal faiz başlangıç tarihi yönlerinden yeniden incelenen davada manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacıya takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından ödenmesine, kabul edilen 322.454,76 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren kalan 312.454,76 TL kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 10/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi tazminatın hesabının hatalı olduğu, patlama anında meslektaşı polis memurunun vefatı ve %15 maluliyet oranı düşünüldüğünde hükmedilen manevi tazminatın düşük belirlendiği, İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun temerrüt tarihi olarak kabul edilip faiz başlangıcının bu tarih olması gerektiği, miktar artırım yönünden miktar artırım tarihinin baz alınmasının hakkaniyetsiz olduğu iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, gerekli tüm önlemler alınmasına rağmen olayın meydana geldiği, olayla ilgili somut bir ihbar bulunmadığı, olay nedeniyle kusurlu ya da kusursuz sorumluluklarının bulunmadığı, olayın terör eylemi olduğu, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun kapsamında çözüme kavuşturulması gerektiği, sosyal risk ilkesi uyarınca sorumluluklarının bulunmadığı, 5233 sayılı Kanunda manevi zararların karşılanacağına yönelik düzenleme bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceği, üçüncü kişinin kusuru sebebiyle illiyet bağının kesildiği, hükme esas alınan raporda hatalar bulunduğu, PMF 1931 tablosunun kullanılması gerektiği, askerlik olgusunun değerlendirilmediği, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğu iddialarıyla; davalı Ankara Valiliği tarafından ise olayda ihmal ya da kusurlarının bulunmadığı, maddi tazminatın 5233 sayılı Kanun kapsamında hesaplanması gerektiği, manevi tazminat yönünden idarelerinin sorumluluğu bulunmadığından hasım mevkiine alınmasının hukuka aykırı olduğu, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemesi gerektiği, manevi tazminatın 5233 sayılı Kanunda düzenlenmediği, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın maddi tazminata yönelik kısmının gerekçeli onanması; manevi tazminata yönelik kısmı ile hükmedilen maddi tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memur olarak görev yapmakta iken 14-18 Mart 2016 tarihinde "Soruşturma Süreci Kursu"na katılmak üzere 12/03/2016-20/03/2016 tarihleri arasında geçici olarak Ankara'da görevlendirilen davacı, 13/03/2016 tarihinde kurs sürecinde konaklayacağı polisevine gitmek için otobüs durağında beklerken uyuşmazlığa konu patlama gerçekleşmiş ve davacı yaralanmıştır.
İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararı ile eğitim için geldiği ve istirahatli olduğu bir zamanda polis evine gitmek üzere otobüs duraklarında beklediği sırada terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen patlayıcı yüklü aracın infilak ettirilmesi neticesi yaralandığı anlaşıldığından 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve bu kanuna dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik gereğince karar tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dahil) yüz katı tutarı üzerinden sağlık raporunda belirtilen yaralanma derecesine göre hesaplanan 18.251,00 TL'nin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Akabinde davacı tarafından olay nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması talebiyle 31/08/2018 tarihinde İçişleri Bakanlığına yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca hizmet kusuru ya da hizmet kusuru bulunmaması halinde sosyal risk ilkesi kapsamında 10.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmış, yargılama sürecinde 02/11/2020 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile maddi tazminat istemi 322.454,76 TL olarak artırılmıştır.
Öte yandan, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Ankara Şehir Hastanesinin … tarih ve … sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; "terör saldırısında sağ el parmakları, sol diz, ayak bileği ve sağ ayak başparmaktan yaralanması mevcut, sağda tibia, solda femur distalinde kırık olmuş, fm: sağ el 2. parmak distal falanksin prokismalinden ampute, el eklem romları açık, sol quadriceps kasında doku kaybı, sol uylukta 3 cm atrofi, bilateral diz ve ayak bileği romlar açık, sağ ayak başparmak dorsifleksiyonu 3/5 motor kuvvette. Grafi : sağ femurda şarapnel parçaları, sağ el 2. parmak distal falanksin proksimalinden ampute" tespit ve bulgularına yer verilerek davacının %15 oranında engelli olduğu belirtilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Olay tarihinde … İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının geçici görevlendirme ile meslek içi eğitim kursu almak amacıyla Ankara'da bulunduğu, bu bakımdan uyuşmazlık konusu olaya maruz kalmasında görevinin neden ve etkisinin bulunmadığının söylenemeyeceği, eğer Ankara'ya geçici görevlendirmesi yapılmasa idi uyuşmazlık konusu olayın meydana gelmeyeceği, kaldı ki davacıya 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödenmesinin de olayın görevinin neden ve etkisi kapsamında kaldığının göstergesi olduğu, bu itibarla, kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında mesleki risk ilkesi uyarınca maddi tazminata hükmedilmesi gerekmekte ise de sosyal risk ilkesi uyarınca maddi tazminata hükmedilmesinde ve bu kısma yönelik istinaf başvurularının reddedilmesinde sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamakta olup dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Temyize konu karar ile yaralanan ...'ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmişse de manevi tazminatın, ilgililerin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu gözetildiğinde, dava konusu olay nedeniyle ...'ın vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar ve kırıklar meydana geldiği, kırık sebebiyle ameliyat olduğu ve bunun yanında doku kaybı yaşadığı dikkate alındığında davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı kanaatine varıldığından, temyize konu kararın belirtilen kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
C) Temyize Konu Kararın Hükmedilen Maddi Tazminata İşleyecek Faizin Başlangıç Tarihine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. Maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı 31/08/2018 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden temyize konu karar ile artırılan tazminata miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 10/11/2020 tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde ve faiz başlangıç tarihi için başvurunun davalı idareye ulaştığı 31/08/2018 tarihi yerine 29/08/2018 tarihinin esas alınmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE; davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminat istemine yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, manevi tazminat istemine yönelik kısmı ile hükmedilen maddi tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihine yönelik kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/02/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!