T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/469 Esas
KARAR NO : 2024/249
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - -
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ... - - ...
VEKİLİ : Av. ... - [16797-97848-...] UETS
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/02/2016
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde;Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında süregelen ticari ilişki neticesinde davalı tarafın bakiye borcu bulunduğunu, bunun üzerine davalı aleyhine Bursa 19. İcra Dairesinin 2016/... sayılı dosyası ile ilamsız takip yaptıklarını, davalı tarafın takibe haksız biçimde itiraz ettiğini, icra takibinden önce noterlikçe davalıya ihtarda bulunulduğunu, davalının teslim aldığı malda ayıp iddiası ileri sürerek reklamasyon faturası kestiğini bildirir cevabi ihtar gönderdiğini, süresi içerisinde usulüne uygun ayıp ihbarı yapılmadığını, malların ayıplı olmadığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, tekstil sektöründe faaliyet gösteren davalı ile davacı arasında mal alışverişi bulunduğunu, bu kapsamda davalıdan boya ve kimyevi madde satın alındığını ilk muayenede ürünlerde problem tespit edilemediğini ancak kullanım sırasında üçüncü kişilere ait kumaşların boyanması esnasında bazı lekelenmeler oluştuğunu, bunun giderilmesi için davacı tarafın çalışanlarının da katılımı ile değişik kimyasal madde ve boyalarla birkaç deneme yapıldığını, ancak sorunun çözülemediğini, çözüm için herhangi bir teknik eleman gönderilmediğini, boya ve kimyasalların ayıplı çıkması sebebiyle bazı müşteri kumaşlarının yeniden işleme tabi tutulduğunu, bundan dolayı da zarar doğduğunu, davacı aleyhine reklamasyon faturası kesildiğini, malların ayıplı olması sebebiyle bakiye borçlarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Mahallinde keşif yapılmış tarafların hazır ettiği tanıklar dinlenmiştir.
Davacı tanığı ... beyanında; " Ben kimyagerim, Sözal Tekstil şirketinde laboratuvar şefiyim, bizim piyasaya sattığımız boyalar çoğunlukla ithal ürünlerdir, bu boya da hindistandan ithal edilmiş bir boyadır, kimyasalların çoğunu ise biz kendi firmamızda üretiyoruz, ancak satışa arz etmeden önce dispersiyon testi adını verdiğimiz bir test yaptıktan sonra ürünüsatışa sunarız, aslında ürünlerin analiz sertifikası bulunmaktadır ancak biz müşteriye satmadan önce dispers boyalarda dispersiyon testi yaparız, özellikle royal blue md, black ve nawy boyalarda hata ihtimali oranı yüksektir. Davalı şirkete sattığımız boyalar da gerekli testleri yapılmış boyalardandı. Çünkü uyuşmazlık çıkınca ben eski kayıtları kontrol ettim, davalının iş yerine gelmiş ve buradaki ürünleri görmüş değilim ancak eski kayıtlarıma baktığımda testlerin sıkıntılı olmadığını herhangi bir sorun bulunmadığını belirledim, biz benzer bir durum meydana geldiğinde öncelikle başka müşterilerimize sattığımız aynı partiden boyalarda sorun çıkıp çıkmadığını araştırırız, yaptığımız araştırmada aynı ürünü sattığımız diğer müşterilerimizden bir şikayet gelmediğini gördük, ben laboratuvarda çalıştığım için buradaki boyama süreçlerine katılmadım, konuyla ilgili herhangi bir yorum yapıp beyanda bulunmadım, biz aynı lotta aldığımız ürünlerden bir ambalaj açarak dispersiyon testi yaparız, çünkü üretici firma bize aynı lottaki ürünlerin aynı kalite ve özellikte olduğunu garanti eder. Davalı firmada ortaya çıkan bu durum bana vaktinde iletilmiş olsaydı, biz aynı lottan başka ambalajlar da açarak testimizi detaylandırırdık, ancak anladığım kadarıyla laboratuvarımıza intikal etmediği için biz o dönemde ilave testler yapmamışız aynı lottan ürün verdiğimiz başka firmalardan da herhangi bir şikayet gelmemiş, laboratuvarımızda kayıtlar mevcuttur, bu ayıplar kumaş ve prosesle bağlantılı olarak değişebilir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı Bedia Çam beyanında; " ben davalı şirkette işletme müdürüyüm, davacı şirketten aldığımız boyalarla normal biçimde iki parti mal boyadık, kumaşlar müşterilerimize aittir, biz tamamen fason boyama işlemi yapıyoruz ilk yaptığımız iki parti boyamada, hata çıkınca Sözal kimyaya haber verdik, bize boya sürecini değiştirirerek carrier uygulaması yapın dediler, böyle bir parti daha boyadık, yine sorun oldu, bu kez Rdn ile boyayın dediler, yine aynı sonuç çıktı, boya karıştırma süresini değiştirerek yaptığımız başka bir boyamada aynı sonucu verdi, bu sefer bize bir eleman gönderdiler, onların gönderdiği elemanın yaptığı boyamada da hata çıktı. Bu arada bizim müşterilerimiz de sorunlarımız çıkmaya başladı. Bize bir uzman göndereceklerini söylediler ancak bugüne kadar göndermediler, biz başka bir firmadan aldığımız boyalarla yaptığımız denemede sorunsuz boyama yapıldığını tespit ettik. Bu şekilde 7-8 parti malımız ziyan oldu, müşterilerimiz bize reklamasyon faturası kestiler, kumaşları düzeltmeye çalıştıysak da düzeltemedik, düzeltme dediğim şey kumaşların soldurularak yeniden boyanmasıdır, başka firmadan aldığımız aldığımız boyayla yaptığımız denemede de Sözal dan aldığımız eleman da bize yardım etti, biz kumaştaki boya ayıbını hemen o akşam bildirdik, davacı şirketten elamanlar da geldiler" şeklinde beyanda bulunmuş; davalı tanığı Levent Çetmilioğlu beyanında," ben tekstil mühendisiyim bu uyuşmazlık çıktığı dönemde davacı Sözal Tekstil firmasında direktör olarak çalışıyorum, yönetici konumundaydım, hatırladığım kadarıyla bu boya ayıbı iddiası gündeme geldiğinde italya da bir fuara katılmıştık. Fakat ben o yıl kasım ayı ortasında şirketten ayrıldım. Bundan sonraki süreçle ilgili görgüye dayalı bilgim yoktur ancak benim çalıştığım dönemde galiba üç yada dört parti malda spot şeklinde mavi lekeler oluştuğu söylendi. Hatırladığım kadarıyla royal blue md kaynaklı bir şikayet iletilmişti. Bundan sonraki süreç benim istifamdan sonra gerçekleştiği için nasıl sonuçlandığını bilmiyorum, biz bu bildirim üzerine ekip göndererek ve yeni denemeler yapılması gerekirse, üretici firma ile bağlantı kurulması amacıyla iç prosedürümüzü çalıştırdık, müşteri şikayeti olarak ele alınıp prosedürün işletilmesini talimat verdik" ifade etmiştir.
Davalı tanığı ... beyanında; " ben kimya mühendisiyim, o dönemde davacı firmada çalışıyordum, yurt dışında olduğumuz bir dönemde bir parti malda sorun olduğu söylendi. Yurda döndükten sonra gerekli girişimlerde bulunduk, öncelikle kendi labarotuvar testlerimizi kontrol ettik, bizim testlerimizde olumsuz bir durum ortaya çıkmamıştı ancak cihangir tekstildeki kumaşlardaki hatayı ben de görmüştüm, bir sefer de benim gözetimimde deneme üretimi yapıldı aynı hatanın tekrar ettiğini gördüm, ancak bundan sonraki süreç hakkında bilgi sahibi değilim, çünkü o süreçten sonra ben davacı şirketten ayrıldım, ancak o dönemde aynı boyayı sattığımız başka firmalarda böyle bir ayıp ortaya çıkmadı herhangi bir şikayet de gelmedi. Benim katıldığım deneme boyaması sırasında ürün jetin içindeydi, bu süreçten sonraki işlemleri takip ettim, gerekli direktifleri verdim, ama ondan önceki yani kumaş jetin içine alınmadan önceki işlemleri bilgi sahibi değilim, ben ayıpların boyada yada prosesten kaynaklandığına dair net bir şey söyleyemem çünkü Türkiye şartlarında yapılması gereken tüm testleri firmamızda yapmıştık, daha üst seviye testler ancak yurt dışında yapılıyor, üstelik bu konu benim uzmanlık alanımın dışındadır" beyanında bulunmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe;Dava ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Mahkememizin kaldırma kararı öncesi yaptığı yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 30/04/2021 tarih 2019/715 esas 2021/553 sayılı kaldırma kararı ile dosya arasında bulunan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı tarafından satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise hangi fatura konusunun ayıplı olduğu, ayıplı ürünlerin miktarının tespiti ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir ve davacının raporuna karşı itirazlarını da cevaplar nitelikte uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçeleriyle ilk verdiğimiz kararın kaldırıldığı, dosyanın mahkememiz esasına kaydedildiği görüldü.
Taraflar arasında alım satıma dayalı ticari ilişki bulunmakta olup, çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, süresi içeresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususlarına yöneliktir.
İstinaf kaldırma kararı sonrasında kaldırma kararı doğrultusunda, dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığı hususunda tespit yapmak üzere, dosya TÜBİTAK Bursa Test Analiz Laboratuvarına gönderilmiş, gelen cevapta, boyarmadde ve yardımcı kimyasalların, 2016 yılından günümüze nitelikleri kaybetmiş olma ihtimalinin oldukça yüksek olması ile birlikte kurumlarında bulunan test analiz cihaz ve standartlar kapsamında analiz ile incelemelerin yapılamadığı bildirilmiştir.
Dosya tekstil kimyasalları alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyet raporunda özetle; Ürünlerin ayıplı ya da ayıpsız olmasından bağımsız olarak dosya içeriğindeki belgelerden ulaşılan sonucu göre dispergatörlerin tek lot ve boyar maddelerin tek lot olduğu, Lot numaralarıyla ilgili yukarıda belirtilen değerlendirmemizdeki takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, her iki bilirkişi raporlarında işletme şartlarının uygun olmadığı ve boyama prosesi sırasında gerekli özenin gösterilmediğinin belirtildiği ancak özellikle tespit raporu hazırlanması sırasında boyarmadde ve kimyasalların son kullanma tarihlerinin dolmamış olması nedeniyle daha doğru bir saptama yapılması gerektiğini, ancak her İki raporda da yeterli bilgi ve verilerin bulunmaması nedeniyle kesin olarak boyarmadde veya kimyasal veya işletme şartları ve boyama prosedürlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda kesin bir kanaate varılamayacağını, ancak tüm bilirkişi raporlarında Cihangir Tekstil Boyahanesinde boyama işlemi yapılırken gereken hassasiyete uyulmadığı ve bu nedenle kumaşlarda lekelerin oluştuğunun belirtildiğini, her deneme yapanın boyar madde ya da dispergatörü değiştirerek deneme yaptığı ve sonuç olarak bunlar ayıplı olsa dahi işletme koşullarındaki uygunsuzluklar nedeniyle kumaşlarda ayıpların olduğu sonucuna ulaşmış olduğunu, yine dosya içerisinde davalı firmanın bu kimyasallarla yapılmış olan boyama işlemlerine ait boya çözdürme/eritme ve boyama prosedürlerinin varlığından bahsedilmediği, bu durumda dava konusu hatanın boyarmaddenin iyi çözdürülmemesinden kaynaklanabilecek bir hata da olabileceğini, ancak yine de eldeki mevcut verilerle kesin bir kanaate varmanın mümkün olmadığını, bu denemeler tam olarak yapılamadığı için maalesef kumaşlardaki ayıbın oluşmasında firmalar bazında yüzdelik oran vermek çok zor olduğunu, reklamasyon faturasında, faturaya konu ayıplı ürünlerin alım tarihi, ürün adları, lot numaralarının belirtilmediğini, ancak fatura tutarlarının incelenmesinde hatalı boyanan kumaşların soldurulup tekrar boyanması ile ilgili harcanan boyar madde, kimyasal maddeler, elektrik, su, işçilik vs. giderler dikkate alınarak tutar belirlendiğini kanaatleri bildirilmiştir.
Tarafların itirazları neticesinde aynı bilirkişi heyetinden Her iki raporda Cihangir boyahanesinde uygun şartların sürekliliğinin sağlanamadığı ortak kanaatinin olduğu bu açıdan her iki raporda aslında bir çelişkinin olmadığını, açıklanan nedenlerle her iki bilirkişi tarafından yapılmış olan incelemelerde farklı kimyasallara odaklanıldığı ve çelişkinin bu yönde olduğunu, burada görülen hatanın dispergatörden kaynaklı olma olasılığının yanında, boyanın boyama işlemi öncesi iyi çözdürülmemesinden de kaynaklanabilmekte olduğunu, Dispergatörün boya banyosu içerisinde eşit dağılımı sağlama özelliği dışında boyarmaddenin iyi çözdürülmüş olmasının da önemli olduğunu, burada tespit raporunda “Cihangir boyahanesinde yaptığımız mikser incelenmesinde boya kalıntılarına rastlanmıştır.” Şeklinde belirtilen iyi çözdürülememiş olduğu kanaatine de ulaşılabileceğini, her ne kadar bilirkişi tarafından piyasadan dispergatörlerin raf ömrünün 12 ay olduğu bilgisi edinilmiş olsa da üretici firma tarafından yasal olarak hazırlanmış olan belgelerde 6 ay ibaresinin ışığında hareket edilmesi gerekmekte olduğunu, bu nedenle bu bilirkişi raporunda yapılmış olan uygulamaların sonuçlarının doğruluğu tartışmalı olacağı ancak kabulünün mahkememize ait olduğunu, raporlarında belirttikleri kimyasalların son kullanma tarihlerinin üzerinden çok zaman geçmesi nedeniyle bu çelişki ile ilgili tam net bir tespit yapabilmelerinin mümkün olmadığını, ancak her iki rapordan da anlaşılacağı üzere kumaşlardaki hatanın işletme şartlarındaki uygunsuzluktan kaynaklanma olasılığının daha yüksek olduğu kanaatlerini bildirmişlerdir.
Dosya aynı bilirkişi heyetine tekrar tevdi edilerek değişik iş sayılı dosyasındaki tespit raporu ile dosyadaki raporlar arasında bulunan çelişkilerin giderilmesi istenmiş, bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; boyarmadde ve dispergatörün tek lot olduğu, bilirkişi raporlarında yapılan uygulama çalışmaları sonucunda kesin olarak bu olasılığın ortadan kalktığı, boyar maddenin bozuk olmadığı, dispergatörün bozuk olması ile ilgili kesin bir kanaate varılamayacağı, ayrıca dispergatörün bozuk olmasının sonuca etki ediyor olma olasılığının düşük olduğu, üretim sırasında gereken hassasiyetin gösterilmemesi nedeniyle bu sonuçların ortaya çıkmış olma olasılığının yüksek olduğu, hatanın işletme şartlarından kaynaklı ortaya çıkmış olma olasılığının %70, dispergatörün bozuk olması olasılığının %30 olduğu kanaatleri bildirilmiştir.
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda davaya konu alacak gerekçeli, ayrıntılı olarak açıklanmış, raporun hükme esas alınmaya yeterli olduğu, istinaf kaldırma kararı sonrasında aldırılan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarına göre; davacı firma tarafından davalı firmaya kumaşların boyanmasında kullanılmak üzere boyarmadde ve kimyevi madde satıldığı ürünlere ilişkin davacı tarafın cari hesap dökümü ile davalı tarafın sunduğu faturaların karşılaştırılması sonucunda, Segaperas RDN Lig.-Dispergatör'ün tek lot olarak 22.10.2015 tarihinde tek partide, Coralene Royal Blue MD'nun tek lot olarak 29.09.2015 ve 05.11.2015 tarihlerinde iki partide, Coralene Red MD'nun TEK LOT olarak 31.10.2015 tarihinde tek partide, Segenal DFT New Lig.- Egalizatör'un 5 FARKLI LOT olarak 08.10.2015, 22.10.2015, 25.11.2015, 12.11.2015 ve 04.11.2015 tarihlerinde 5 partide satışının gerçekleştirilmiş olduğu, dispergatör ve boyarmaddelerin kendi içinde lot farkı olmadığı, daha önce bilirkişi incelemelerinde ürünlere ilişkin çekilen fotoğraflarda, etiketlerde net olarak lotların belirtilen lot numaralarıyla uyumlu olup olmadığı veya raporların içeriğinde kullanılan kimyasalların lot numaraları ile ilgili bilgi verilmediği, ayıplı ürünün hangisi olduğuna ilişkin net bir bilgi verilemeyeceği, ancak dosya içerisindeki belgelerden dispergatörlerin tek lot ve boyarmaddelerin tek lot olduğu tespit edilmiş, değişik iş dosyasının 01/02/2016 tarihli bilirkişi tespit raporu hazırlanırken yapılan boya denemeleri esnasında Segapers RDN Dispergatör'ün son kullanma tarihi, raf ömrünün geçmediği, bu denemelerde boyar madde üzerine yoğunlaşılmayıp, yardımcı kimyasal dispergatörün de kontrolünün yapılması gerektiği, ancak bunun yapılmadığı, davalı firma işletmesinde boyama işlemi yapılırken gereken hassasiyette bulunmadığı, işletme koşullarındaki uygunsuzluklar nedeniyle kumaşlarda ayıpların olduğu, boyarmaddenin bozuk olmadığı, üretim sırasında gereken hassasiyetin davalı firmaca gösterilmemesi nedeniyle ayıbın ortaya çıktığı kanaatine varıldığı, 28/12/2015 tarihli 83173 nolu reklamasyon faturasında belirtilen KDV dahil tutarın 29.708,59 TL tutarında olduğu, bu faturanın davacının ticari defter kayıtlarında yer almadığı, faturanın davacı tarafından davalıya iade edildiği, bu faturanın davalı ticari defter kayıtlarında kayıtlı olduğu, 28/12/2015 tarihi itibariyle davalı firmanın davacı firmaya muavin defter kayıtlarına göre 37.067,60 TL borçlu olarak görüldüğü, reklamasyon faturasında faturaya konu ayıplı ürünlerin alım tarihi, ürün adları, lot numaralarının belirtilmediği ancak fatura tutarlarının incelenmesinde hatalı boyanan kumaşların soldurulup tekrar boyanması ile ilgili harcanan boyarmadde, kimyasal maddeler, elektrik, işçilik vs giderler dikkate alınarak tutar belirlendiği, davalı tarafın cevap dilekçesinde dava konusu ürünlerin teslimine ve ürünlere ilişkin davacı tarafından düzenlenen faturalara itiraz etmediği, itirazın ürünlerde ayıp bulunduğu, ayıplar nedeniyle uğramış olduğu zararların mahsubunu talep ettiği, davacı tarafın takipteki istemiş olduğu alacak miktarının 37.067,60 TL olmakla ticari kayıtlarda tespit edilen miktara uygun olduğu, yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından dava konusu faturaya ilişkin davalıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olmadığı kanaatlerine varılarak davanın kabulüne, davalı tarafın Bursa 19. İcra Müdürlüğünün 2016/... sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacağın miktarı yargılamayı gerektirdiğinden İİK' nın 67 maddesi gereğince icra inkar tazminatının koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı yönündeki talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın KABULÜ ile, Bursa 19. İcra Müdürlüğünün 2016/... sayılı dosyasında davalı borçlunun ödeme emrine itirazının İPTALİNE,
2-Takibin aynen DEVAMINA,
3-Yasal şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 2.532,08-TL harçtan başlangıçta alınan 447,69-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.084,39-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan 447,69-TL peşin harç, 29,20-TL Başvurma Harcı, 412,60-TL keşif harcı, 146,20-TL tehri icra karar harcı, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 456,30-TL yargılama gideri toplam 4.491,99-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin (daha azına hükmedilemeyeceğinden) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,
8-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/02/2024
Katip ...
☪e-imzalı
Hakim ...
☪e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!