T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/98 Esas
KARAR NO : 2024/136
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/02/2021
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ... ... ... San ve Tic Ltd Şti'nin hissedarı olup aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalılardan ...'un da aynı şekilde şirketin hissedarı olduğunu, davalının bir müddet görev yapıp şirketten istifa ettiğini, müvekkilinin davalı ...'un hisselerinin kendisine devri işlemleri kapsamında işbu davaya konu ... tanzim tarihli ve ... TL bedelli teminat senedi düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, ancak davalının henüz noterde hisse devir işlemleri yapılmadan müvekkilinin dalgınlığından istifade ederek ortamdan ayrıldığını, bu süreçte müvekkilinin bedelsiz kalan teminat senedinin kendisine iadesi yönündeki tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, davalı ...'un söz konusu teminat senedinin çalındığını söylediğini, daha sonra ise diğer davalı ...'ya usulsüz bir şekilde ciro ettiğinin öğrenildiğini, akabinde müvekkili hakkında Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü yol ile takip başlatıldığını belirterek, öncelikle icra dosyasında icra veznesine girmiş ve girecek paranın davalı takip alacaklısına verilmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... E.sayılı dosyası üzerinden takibe konu belge sebebi ile borçlu olmadıklarının tespitini, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu bononun ön yüzende sadece teminat kelimesinin yazılı olması davaya konu bononun soyutluk halini yani davaya konu bononun sebepten mücerret olduğu hukuki gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, sebepten mücerret olmak davaya konu bono ile bu bononun hukuki açıdan teşekkül etmesine neden olan hukuki işlem arasında bağlantının olmaması gerektiğini, bononun tetkikinden bononun teşekkül etmesini sağlayan işlemin içeriği ve ayrıntısı bononun tetkikinden ayrıca ve açıkça anlaşılıyor ise bu durumda bono sebebe bağlı hale gelecek ve kambiyo vasfını kaybetmiş olacağını, davaya konu bonoda sadece teminat ibaresinin yazılı olması davaya konu bononun teminat senedi olduğunu göstermeyeceğini, bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için ya da bononun teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için neyin teminatı olarak verildiğinin bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerektiğini, davaya konu bononun tetkikinden de anlaşıldığı üzere davaya konu bono üzerinde yazılı olan teminat ibaresi bu hali ile davaya konu bononun hangi hukuki ilişkinin teminatı olması amacı ile keşideci tarafından düzenlenerek diğer davalı taraf olan lehtara verildiğini göstermemekte olduğunu, davaya konu bono üzerinde bulunan teminat ibaresi bu hali ile hukuken bir değer ifade etmeyeceğini ve davaya konu bononun sebepten mücerretlik vasfına bir tesiri hukuken olmadığını, davaya konu bononun tetkikinde teminat ibaresi davaya konu bononun meydana gelmesine sağlayan hukuki işlemin ne olduğunu ve bu işleminin teminatı olarak verildiğini göstermediği için davaya konu bono yasal düzenleme gereği sebepten mücerret olup bono vasfını taşımakta olduğunu, bono üzerinde yazılı olan teminat ibaresinin tek başına hukuken bir anlam ifade etmeyeceğini, davacı tarafın ancak bono metninden anlaşılan defileri davalı taraf olan ve hukuken iyi niyetli meşru hamil konumunda müvekkiline karşı ileri sürebileceğini, davacı tarafın senet metninden anlaşılmayan hiçbir defi ve itirazı iyi niyetli olan 3. şahıs durumunda olan müvekkiline karşı hukuken ileri süremeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... uzmanı olup, ... ... ... ... ... Tic. Ltd. Şti'nin işlettiği özel hastanede uzman doktor olarak çalışmakta iken ... tarihinde şirket ortakları doktorların hisselerini devretmek istemesi üzerine bu doktorların hisselerini peşin para ile satın alarak devir aldığını, müvekkilinin ilgili şirkete ortak olunca hastanenin kredi borçları olması nedeniyle açıktan hastane kasasına ... TL civarında para koyduğunu, müvekkilinin koyduğu açıktan para ile hastaneden ayrılmak isteyen personel ve doktorların hak edişlerinin ödendiğini, bu dönemde müvekkili tarafından kendisinden önceki müdürler tarafından çekilen banka kredilerinin ödendiğini, bu hususların şirket mizan ve kayıtlarında belli olduğunu, müvekkilinin hisse devrini aldıktan ve şirkete ortak olduktan sonra hastane kadrosunun yenilendiğini, daha aktif bir işleyiş sağlandığını, bu dönemde hastanenin cirosu aylık ... kadar çıktığını, müvekkilinin hisse devrini alınca hissesinin %38 olduğunu, daha sonra davalı müvekkilinin, davacı ... ile tanıştığını, davacı ...'ın hastaneyi satın almak istediğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin hastaneyi satmak istemediğini beyan edince davacı sermaye koyarak hastaneye ortak olmak istediğini söylediğini, davacının başkaca hissedarların hissesini satın alarak hissedar olduğunu, şirkette büyük ortak ve hissedar olarak davalının şirket kasasına koyduğu paralar, davalının kendi maaş ve hak edişleri, önceki şirket müdürlerinin hisse devir vaadi nedeniyle davalının ödediği paralar, davalının ödediği SGK prim ödemeleri, banka kredi taksitleri olmak üzere şirketten toplam alacağı karşılığında bono verildiğini, verilen bononun teminat amaçlı olmayıp müvekkilinin hastaneye kasaya koyduğu ve şirketten alacaklarına karşılık verilmiş gerçek bir alacağa dayanmakta olduğunu, bono alındıktan bir müddet sonra müvekkilinin çantası içinden cüzdanının kaybolması nedeniyle müvekkilinin de bahsedilen bononun da cüzdanı içinde olduğunu düşünülerek şikayetinde bononun da kaybolduğunu düşünerek karakola şikayetçi olduğunu, müvekkilinin kaybolduğunu zannettiği bonodan dolayı davacı borçlu ile görüşüp, davaya konu bonoyu aldığını, davaya konu bononun davacı borçlunun rızası ile müvekkilinin mağdur olmasın alacağına kavuşabilsin diye tanzim edilip davalıya verildiğini, davaya konu bono davacı borçludan alındıktan bir müddet sonra müvekkilinin ilk bononun kaybolmadığını, zihinsel engelli bir hasta tarafından cüzdanının bir yere atılmış olması nedeniyle öğrendiğini, bunun üzerine ilk bononun müvekkili tarafından ikinci bono alındığı ve ilk bono geçersiz hale geldiği için yırtıldığını, söz konusu ilk bononun halen yırtık bir vaziyette müvekkilinin uhdesinde olduğunu, delil sunma aşamasında dosyaya bu bonoyu da ibraz edeceklerini, müvekkilinin kaybolduğunu düşündüğü ilk bonodaki imzanın da davacı ...'a ait olduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulan ve davacının ibra edildiğini beyan ettikleri yazı kaybolan ilk bononun geçersiz kılınması için ve kötüniyetli üçüncü kişilere karşı borçluyu korumak için verildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi davaya konu edilen bononun ibrası niteliğinde olmadığını, davacı tarafça davalının hisselerinin devrine teminat olmak üzere dava konusu bononun verildiği iddia edilmiş ise de davacı tarafın bu iddiasını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, öncelikle hisse devri için şirket karar defterinde karar alınmış olması gerektiğini, ortada böyle bir hisse devir kararının da bulunmadığını, dava konusu bononun teminat senedi olarak düzenlendiği kabul edilse bile bu kadar yüklü bir miktarda bulunan bir senedin ön ya da arka yüzüne hangi hukuki ilişkinin teminatı olarak düzenlendiği ve davalı lehtara teslim edildiği senet üzerine açıkça ve anlaşılır bir şekilde yazılmadan ya da bağımsız bir sözleşmeye bağlanmadan davalı ...'a miktarı yüksek olan bir bononun teslim edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
Dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğindedir.
Davacı tarafça sunulan ... tarihli ibranamenin takibe konu olan senede istinaden verilip verilmediği, davalılar arasında davacının aleyhine olacak şekilde işbirliği ve kötü niyetleri olup olmadığı, bu sebeplerle de söz konusu verilen senetten dolayı davacının sorumlu olup olmayacağı noktaları çekişmelidir.
Davacının başvurusu üzerine açılan ve soruşturma sonucunda Antalya ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih .../... esas ve .../... sayılı kararı ile davalılardan ... hakkında açılan bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı yapılan kamu davası sonucunda beraatine karar verildiği ve bu kararın istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nce yapılan inceleme ile başvurunun esastan reddine karar verilmiş ve anılan bu karar kesinleşmiştir.
Davacı tarafça dosyaya sunulan ... tarihli başlıksız belgede davalı ...'un ... keşide tarihli ... vade tarihli ... TL bedelli bononun kaybedilmesi nedeni ile cüzdanı ile birlikte çalınmış olması nedeni ile bedelsiz olduğunu belirterek davalı ... tarafından imzalanmıştır.
Davacı dava konusu senedin teminat vasfı bulunduğu iddia edilmektedir. Teminat senedi; taraflarca yapılan anlaşma uyarınca, mal veya hizmete ilişkin taahhüdün eksiksiz tamamlanacağını veya borcun eksiksiz ödeneceğini, aksi durumda belli bir bedel ödeme sorumluluğu ile karşı karşıya kalacağı kaydını içeren senettir.Dava konusu senet üzerinde teminat senedi niteliğine ve hangi hukuki ilişkinin teminat niteliğinde olduğuna dair bir kayıt bulunmamakta olup teminat senedi olduğu hususu alacaklı tarafın da kabulünde değildir.
Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin yada çekin önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.”
Davacının dava konusu bononun teminat senedi olduğunu bu nedenle ciro edilemeyeği iddiasında bulunmuş olup, senedin metninde teminat ibaresi yer almamaktadır. Kaldı ki senet üzerinde teminat kaydı bulunsa dahi söz konusu senedin neyin teminatı olduğu yönünde tarafların arasında bir sözleşmeye atıf yapılmadığı da dikkate alındığında teminat senedi olarak değerlendirilmeyeceği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafa yemin deliline başvurup başvurmayacağı hatırlatılmış, davacı vekili 22/02/2024 tarihli celsede yemine başvurmayacaklarını beyan etmiştir.
Davacının davaya konu olan ... keşide tarihli ... vade tarihli senetten önce gene ... TL bedelli senet düzenlediği, ancak davalı ...'ın bu senedin çalındığını düşünülerek bulunamaması nedeniyle ... tarihli ibraname ile bu senetten dolayı ibra ettiği ve davacıya verdiği ancak ... tarihli başvurusu ile tutanak altına alınan çalındığı düşünülen çantanın bulunduğu ve söz konusu senedin de elde edildiği belirtilerek senedin yırtık şekilde bir fotokopisinin eklendiği ve yargılama sırasında da davalı tarafından bu senedin yırtılmış haliyle mahkememize sunduğu Söz konusu yırtık senedin düzenlenen ilk senet olup ibranamenin buna ilişkin olduğu kabul edildiğinde mevcut alacak için yeniden bir senet düzenlenmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu açıktır. Zira davacı da söz konusu senetteki imzayı da inkar etmemiştir. Davacının söz konusu senedi teminat olarak verdiği iddiası da ispatlanamamış olup, diğer davalı ...'nın ise söz konusu senedi davalı ...'dan ciro yolu ile devralan üçüncü kişi konumunda olduğu söz konusu senedi kötüniyetle iktisap ettiği ispat edilemediğinden dolayı davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 72/4 maddesi gereğince menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması ve takip hakkında ihtiyati tedbir verilmesi durumunda alacaklı lehine icra tazminatına hükmedileceği düzenlenmiş olup, dosya kapsamında 16/02/2021 tarihli ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın da infaz edilmiş olduğu dikkate alınarak icra tazminatına da hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Dosya kapsamında 16/02/2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının infaz edilmiş olduğu dikkate alınarak dava değeri olan ... TL'nin %20'sine tekabül eden ... TL icra tazminatının davacıdan alınarak davalılara ÖDENMESİNE,
2-Alınması gerekli 427,60.-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan ...-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan ...-TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ...-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ÖDENMESİNE,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/02/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!